Son Paylaşımlar

Sitemize Hoşgeldiniz NeverFap Türkiye

Bize katılmak için kayıt olabilir veya giriş yapabilirsiniz.

Soru Sor >>>

NeverFap hakkında sormak istediğiniz soruları buradan sorabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Forum Rehberi >>>

Neverfap Türkiye Forum kurallarını öğrenmeniz ceza almanızı engeller. Kurallarımızı okuyunuz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Yönetimle İletişime Geç >>>

Sitemizi kullanırken yaşadığınız sorun ve önerilerinizi yöneticiler ile paylaşabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Dostoyevski - İnsancıklar| İnceleme:

Rodion Romanoviç

Raskolnikov
Çevirmen Üye
Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
689
Tepki puanı
1,691
Puanları
160
Konum
Türkiye
Web Sitesi
1000kitap.com
Şimdi size basit bir soru;

Eğer ki yolda bir karınca görseniz ya da evinizde dolaşan bir arı onu öldürmekten çekinir miydiniz?
Peki aynı şeyi bir köpek, kedi için yapabilir misiniz? Ne alaka ikiside bir canlı ikisi de aynı canı taşıyor. Nerden geliyor bu güçsüz, küçük olanı ezme merakı? Onları değersiz görme, bir işe yaramıyor olarak görme isteği. Çünkü o küçük canlılar birer hayvan(cık). Küçükler, kendilerini savunmaları için yeterli güçlüleri yok. Oysa doğal döngüde hangisinin daha büyük yeri var desem arı olmadan dünyanın büyük bir krize gireceğini söyleyen makaleler var. Peki neden anlatıyorum bunları.

Zengin ve güçlü insanları gördüğümüzde neden onların fakirlere yardım etmediğini ve onları ezdiğini anlayamayız. Ama aynı fırsatı üste size bir hayvan(cık) a uygulamak için verdiğimde hiç tereddüt etmediniz. Ne canı var dediniz ne de onun bir yaşama hakkı var dediniz. Güç insanı bambaşka biri yapabiliyor. Dostoyevski bunu şöyle özetlemiş kitapta. Fakir bir insan bir ayakkabı düşüncesiyle yatağına yatıyor ve onu rüyasında görüyor ama zengin insanda aynısını hayal ediyor oysa demiyor ki bende zaten var, oda renk renk ayakkabılar istiyor. İbn Haldun’un şu lafı aklıma geliyor; “İnsanları öldüren açlık değil alışmış oldukları tokluktur.” İnsan doymuyor, hep daha fazla istiyor o yüzden biri için yoksulluk bir ekmek yiyememekken diğeri için uçak olabiliyor.

İnsanlar ikiye ayrılır normal insanlar ve insancıklar. İnsancıklar normal insanlara köle olmak için bu dünyada vardır. Onların kendilerini övmesi, methetmesi ve iyi iş çıkardığını söylemesi için bekler durur. Peki günümüzde iş değişti mi? Sende o ünlüleri görünce ağzın açık kalmıyor mu? Gidip bir fotoğraf çektirmiyor musun? Oysa ne farkı var, aynı can be kardeş. Patronun geldiğinde yaranmaya çalışmıyor musun? Kibar bir şekilde konuşup aslında olmadığın kişiye dönmüyor musun? İşte sende bir insancıksın be dostum ve ezilmeye mahkumsun.

İşte bu kitapta fakir iki insanın para denen illeti yüzünden girdikleri duruma şahitlik ediyoruz. 25 yaşındaki delikanlı Dostoyevski’nin “işte ben geliyorum” dediği eser. Makar abimiz yaşlı ama uzaktan akrabası Varvara’ya bir baba şefkati besliyor, elinden gelen her yardımı yapıyor. Onun durumuna üzülüyor, kitap boyunca ona yazdığı ve Varvara’nın ona yazdığı mektupları (bu tekniği ilk defa gördüm) okuyoruz. Rusya’da o zamanlar durum o kadar vahim ki odalar kiralanıyor. Fakir bir hayat süren bu kişiler, ellerine para geçtiğinde ise harcamaktan çekinmiyor. Sürekli amirlerine iyi olmaya çalışıyorlar. Makar acaba insanlar üzerimdeki bu kirli paltoyu görse bana ne der diyor. Hayır olmaz Varvara kendime yeni bir palto almalıyım yoksa bana ne derler? Yoksul insanda gurur olmamalı Varvara , yoksul insanın en son sahip olması gereken şey bu gururdur.

Kitapta bir geçmişe özlem her daim var. Eski kış günlerinden dışarıdan gelip sobanın o sıcak tarafına geçip, yemek yemeyi kim özlemez ki . Çayırlara çıkıp, güneşi seyredip bulutların hareketini seyretmeyi kim sevmez? İnsanlar dan uzak doğaya yakın bir hayatı kim istemez? Ama gel gör ki hayat böyle çalışmıyor. Rusya’da batının en büyük temsilcisi olan Petersburg’da (bizdeki İstanbul) bir yığılma oluyor. Her türden insan köylerini bırakıp oraya geçiyor ve büyük bir çoğunluğu fakir bir hayata alışıyor. Dostoyevski bu eserle neler yapacağını gerçekten göstermiş. Dostoyevski’nin ilk okunması gereken eser. Onun çektiği para sıkıntısı ve dertlerini anlamak için ilk kitap bence budur.



Kitaptan bazı alıntılar:

"Hep şunu düşündüm, Varenka , biz insanlar , kaygı ve telaş içinde yaşayan biz insanlar, gökteki kuşların kaygısız ve masum mutluluğunu da kıskanmalıyız. "(25)

"…mutlu günlerimde yaşadıklarımın en küçük ayrıntısını bile hatırlayınca bana büyük bir heyecan ve sevgi veriyor. O günler çok kısa sürdü; onların yerini acı, ne zaman biteceğini bir tek Tanrı’nın bildiği kara acı aldı. "(70)

"Ağlayamadım; ama ruhum paramparça olmuştu. "(76)

"…büyümüşüm ama adam olamamışım." (83)

"Zaten dünyanın düzeni bu, canım, hepimiz birbirimize hava atıyoruz, hepimiz birini azarlıyoruz. "(102)

"En önemlisi, cancağızım, kendim için üzülmüyor, kendim için acı çekmiyorum; bana göre hiçbir şey fark etmez, dondurucu ayazda paltosuz çizmesiz gezerim, her şeye katlanır, dayanırım, bana vız gelir ; sadece ,küçük bir insanım ben , ama insanlar ne der?("124)

"…belki parıltı yok, ışıltı yok, renk yok ama yine de insanım, kalbiyle ve düşünceleriyle bir insanım ben. "(134)

"Neden her şey böyle oluyor, iyi bir insan karanlıkta kalıyor, bir başkasınaysa mutluluk kendiliğinden geliyor? "(140)
 

Rodion Romanoviç

Raskolnikov
Çevirmen Üye
Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
689
Tepki puanı
1,691
Puanları
160
Konum
Türkiye
Web Sitesi
1000kitap.com
Dostoyevski'nin böyle realist düşünceleri, gerçekten insanın gözünü açıyor. Bu güzel yazıda olduğu gibi. Teşekkürler.
Kendini birey üzerine vermiş Dostoyevski o yüzden herkes onda bir şey bulabiliyor. Güzel sözleriniz için teşekkürler.
 

Moony

Ay Yolcusu
Katılım
18 Eyl 2021
Mesajlar
59
Tepki puanı
78
Puanları
21
Kardeşim bu yorumlamalarına bayılıyorum, bu kitabı okudum fakat bazı yerlere dikkat etmediğimi fark ettim. Yazdıklarını okuyunca bir aydınlanma yaşadım, kitabı daha çok sevdim.
 

BloodRien

Uranüs Yolcusu
Üretken Üye
Katılım
8 Haz 2021
Mesajlar
215
Tepki puanı
396
Puanları
111
Şimdi size basit bir soru;

Eğer ki yolda bir karınca görseniz ya da evinizde dolaşan bir arı onu öldürmekten çekinir miydiniz?
Peki aynı şeyi bir köpek, kedi için yapabilir misiniz? Ne alaka ikiside bir canlı ikisi de aynı canı taşıyor. Nerden geliyor bu güçsüz, küçük olanı ezme merakı? Onları değersiz görme, bir işe yaramıyor olarak görme isteği. Çünkü o küçük canlılar birer hayvan(cık). Küçükler, kendilerini savunmaları için yeterli güçlüleri yok. Oysa doğal döngüde hangisinin daha büyük yeri var desem arı olmadan dünyanın büyük bir krize gireceğini söyleyen makaleler var. Peki neden anlatıyorum bunları.

Zengin ve güçlü insanları gördüğümüzde neden onların fakirlere yardım etmediğini ve onları ezdiğini anlayamayız. Ama aynı fırsatı üste size bir hayvan(cık) a uygulamak için verdiğimde hiç tereddüt etmediniz. Ne canı var dediniz ne de onun bir yaşama hakkı var dediniz. Güç insanı bambaşka biri yapabiliyor. Dostoyevski bunu şöyle özetlemiş kitapta. Fakir bir insan bir ayakkabı düşüncesiyle yatağına yatıyor ve onu rüyasında görüyor ama zengin insanda aynısını hayal ediyor oysa demiyor ki bende zaten var, oda renk renk ayakkabılar istiyor. İbn Haldun’un şu lafı aklıma geliyor; “İnsanları öldüren açlık değil alışmış oldukları tokluktur.” İnsan doymuyor, hep daha fazla istiyor o yüzden biri için yoksulluk bir ekmek yiyememekken diğeri için uçak olabiliyor.

İnsanlar ikiye ayrılır normal insanlar ve insancıklar. İnsancıklar normal insanlara köle olmak için bu dünyada vardır. Onların kendilerini övmesi, methetmesi ve iyi iş çıkardığını söylemesi için bekler durur. Peki günümüzde iş değişti mi? Sende o ünlüleri görünce ağzın açık kalmıyor mu? Gidip bir fotoğraf çektirmiyor musun? Oysa ne farkı var, aynı can be kardeş. Patronun geldiğinde yaranmaya çalışmıyor musun? Kibar bir şekilde konuşup aslında olmadığın kişiye dönmüyor musun? İşte sende bir insancıksın be dostum ve ezilmeye mahkumsun.

İşte bu kitapta fakir iki insanın para denen illeti yüzünden girdikleri duruma şahitlik ediyoruz. 25 yaşındaki delikanlı Dostoyevski’nin “işte ben geliyorum” dediği eser. Makar abimiz yaşlı ama uzaktan akrabası Varvara’ya bir baba şefkati besliyor, elinden gelen her yardımı yapıyor. Onun durumuna üzülüyor, kitap boyunca ona yazdığı ve Varvara’nın ona yazdığı mektupları (bu tekniği ilk defa gördüm) okuyoruz. Rusya’da o zamanlar durum o kadar vahim ki odalar kiralanıyor. Fakir bir hayat süren bu kişiler, ellerine para geçtiğinde ise harcamaktan çekinmiyor. Sürekli amirlerine iyi olmaya çalışıyorlar. Makar acaba insanlar üzerimdeki bu kirli paltoyu görse bana ne der diyor. Hayır olmaz Varvara kendime yeni bir palto almalıyım yoksa bana ne derler? Yoksul insanda gurur olmamalı Varvara , yoksul insanın en son sahip olması gereken şey bu gururdur.

Kitapta bir geçmişe özlem her daim var. Eski kış günlerinden dışarıdan gelip sobanın o sıcak tarafına geçip, yemek yemeyi kim özlemez ki . Çayırlara çıkıp, güneşi seyredip bulutların hareketini seyretmeyi kim sevmez? İnsanlar dan uzak doğaya yakın bir hayatı kim istemez? Ama gel gör ki hayat böyle çalışmıyor. Rusya’da batının en büyük temsilcisi olan Petersburg’da (bizdeki İstanbul) bir yığılma oluyor. Her türden insan köylerini bırakıp oraya geçiyor ve büyük bir çoğunluğu fakir bir hayata alışıyor. Dostoyevski bu eserle neler yapacağını gerçekten göstermiş. Dostoyevski’nin ilk okunması gereken eser. Onun çektiği para sıkıntısı ve dertlerini anlamak için ilk kitap bence budur.



Kitaptan bazı alıntılar:

"Hep şunu düşündüm, Varenka , biz insanlar , kaygı ve telaş içinde yaşayan biz insanlar, gökteki kuşların kaygısız ve masum mutluluğunu da kıskanmalıyız. "(25)

"…mutlu günlerimde yaşadıklarımın en küçük ayrıntısını bile hatırlayınca bana büyük bir heyecan ve sevgi veriyor. O günler çok kısa sürdü; onların yerini acı, ne zaman biteceğini bir tek Tanrı’nın bildiği kara acı aldı. "(70)

"Ağlayamadım; ama ruhum paramparça olmuştu. "(76)

"…büyümüşüm ama adam olamamışım." (83)

"Zaten dünyanın düzeni bu, canım, hepimiz birbirimize hava atıyoruz, hepimiz birini azarlıyoruz. "(102)

"En önemlisi, cancağızım, kendim için üzülmüyor, kendim için acı çekmiyorum; bana göre hiçbir şey fark etmez, dondurucu ayazda paltosuz çizmesiz gezerim, her şeye katlanır, dayanırım, bana vız gelir ; sadece ,küçük bir insanım ben , ama insanlar ne der?("124)


"…belki parıltı yok, ışıltı yok, renk yok ama yine de insanım, kalbiyle ve düşünceleriyle bir insanım ben. "(134)

"Neden her şey böyle oluyor, iyi bir insan karanlıkta kalıyor, bir başkasınaysa mutluluk kendiliğinden geliyor? "(140)
Dosteyevski edebiyatın mozartı bütün insanlara bu adamın düşünce yapısı empoze edilmeye çalışılmalı
 

Rodion Romanoviç

Raskolnikov
Çevirmen Üye
Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
689
Tepki puanı
1,691
Puanları
160
Konum
Türkiye
Web Sitesi
1000kitap.com
Kardeşim bu yorumlamalarına bayılıyorum, bu kitabı okudum fakat bazı yerlere dikkat etmediğimi fark ettim. Yazdıklarını okuyunca bir aydınlanma yaşadım, kitabı daha çok sevdim.
1000 Kitap gibi bir ortamdan faydalanabilirsin; kitabı okumadan önce ve sonra biraz araştırma yaparsan , detayları daha çok fark edersin. Bu biraz irade istiyor benimde çoğunlukla yapamadığım bir şey ama bazı kitaplar ilgiyi hak ediyor.
 

Rodion Romanoviç

Raskolnikov
Çevirmen Üye
Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
689
Tepki puanı
1,691
Puanları
160
Konum
Türkiye
Web Sitesi
1000kitap.com
Dosteyevski edebiyatın mozartı bütün insanlara bu adamın düşünce yapısı empoze edilmeye çalışılmalı
Tolstoy ile belki bir kapışırlar ha hocam! :) Ama Mozart'ı en iyi kabul etmemiz gerekmiyor. Tabii ki bir Beethoven gerçeğide var.
 

Rodion Romanoviç

Raskolnikov
Çevirmen Üye
Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
689
Tepki puanı
1,691
Puanları
160
Konum
Türkiye
Web Sitesi
1000kitap.com
"Defkhan5960" akademinin dostoyevskilerinden :)
Estağfurullah hocam , naçizane bende basit bir insanım . İlk defa girdiğim bir ortamda yargılanmadan , fikirlerimi paylaşabilmek beni çok mutlu ediyor. Eleştirilere her daim açığım. Gurura ve egoya kapılmak istemem.
 

Kişisel Gelişim

Mars Yolcusu
Katılım
21 Eyl 2021
Mesajlar
76
Tepki puanı
132
Puanları
43
Estağfurullah hocam , naçizane bende basit bir insanım . İlk defa girdiğim bir ortamda yargılanmadan , fikirlerimi paylaşabilmek beni çok mutlu ediyor. Eleştirilere her daim açığım. Gurura ve egoya kapılmak istemem.
Ne guzel dusunuyorsun, fikirlerini paylasmaya devam et. Basit bir adamin elinden geleni yapmaya calismasi, zeki bir adamin tembelliginden iyidir :)
 
shape1
shape2
shape3
shape4
shape5
shape6
Üst