Bu pek faydalı bir yazı değil. Admin olarak, özür dilerim. Uzunca bir aradan sonra yine "Neden" adı altında iç dökmecem. Ahh insanoğlu nasıl da her şeyin cevabını bilebileceğini sanıyor.
Yazmak, içini dökmek rahatlatıyor bu bir gerçek. Pek de yapmam. Bunu buraya atmamalıyım aslında. Neyse. Neyse.
Neden böyleyiz? Neden sürekli maskeler takıyoruz? Neden maske takmayanları, dürüst, olduğu gibi davrananlari itekliyor, kovuyoruz ? Neden kendimi sevdirmek için, topluluğa yanaşmak için başkası gibi olağan sıradan davranmak zorundayım. Neden muhabbet açmak icin illa boş muhabbet yapmak zorundayım ?
Neden karşımdaki kisi ufak bi sessizlikten bile rahatsız oluyor ? Neden karşımızdakinin sıkıntılarını önemsemiş gibi yapsak ta aslında pek umrumuzda değil ? Neden konuşkan olmak zorundayım ? Neden bu kadar önyargıya düşkünüz ? Ya da neden depresyonik havada olmam hoşuma gidiyor ? Neden mutluluk halim cok kısa sürerken ruh bozucu halim cok daha uzun sürüyor ? Neden paraya bu kadar takıkım ? Önce sağlık sonra para inanmazsan inanma, olan bu. Ama neden çaba göstermek istemiyorum ? Bi dk dur bunu biliyorum. Çünkü elle tutulur bi hayat amacım yok. İsteğim yok. Hayat hevesim yok. Kölelik istemiyorum. Elle tutulur bir yeteneğin, mesleğin de olmayınca, okuduğun bölümün meyvesini alamayınca da böyle oluyor. İstemediğin başka fırsatlar yaratmak, ummak, oraya itilmek zorundasın, mecbursun.
Neden bomboş dünya işleri ile meşgul olmak zorundayım ? Ah şu bi kendimi kurtarsam maddiyat takıntısından, gelecek kaygısından kurtulsam da maneviyatıma odaklansam ! Neden hep kendimi zorlayarak dua etmek zorundayım, ibadetlerim yetmiyor mu ? Kalbimin en ufak kırıntısını, sesini bilen yüce yaradan neden beni o şekilde görmek istiyor ? Önemli bu biliyorum... İmtihan, kulluk vazifesi için, haddimi bilmen için evet bunu da biliyorum ama ne yazık ki bunu bilmek her zaman yetmiyor... Hevesim kaçtı. Dua ederken sabırsızım, dua ettikten sonra sabırsızım, duam kabul olmayınca da sabırsızsım. Ahh nankörüm ben nankör. Aşağılık insanoğlu. Her şerde bir hayır, her hayırda bir şer olabilir. Bunu biliyorum ama bilmek yetmiyor... Sürekli bi fırsat beklemece, belki bir kurtarıcı beklemek, belki bi mucize beklemek. Boş isler bunlar bırak, bi *ok olmaz bunun farkındasın ama hep bi umut bi umut...
Nankörüm belki de bilmiyorum. Sağlıklıyım, sık sık şükretmem gerek fakat elhamdulillah derken çoğu zaman içimden diyemiyorum. Yine de şükrediyorum. Peki neden birine karşı Allah razı olsun demem bu kadar zor geliyor ? Birine "Allah'ın rızası kolay mı ulan bu kadar" dedim geçen gün. Kıssalardan öğrendiğime göre evet, bazen o kadar kolay... Bilemezsin. Ama bu birşey degiştirmiyor, gizli çünkü.
Neden kıskancım ? Neden Allah'a tamamen güvenemiyorum ? Neden sonuna kadar güvenenlerin, genel işlerinin elbet yolunda olduğuna, yoluna girdiğine şahit olduğum halde onlar gibi olamıyorum ? Neden zar zor ikinci bi hedef belirlesem de kafamda hep şüpheler kalıyor ! Neden buranın, dünya hayatının boş ve geçici olduğunu bildiğim halde bu beni rahatlatmaya yetmiyor ? Neden ölmeyi arzuluyorum ! Kolay mı ölümden sonrası ? Değil. Ama şunun farkındayım ki her geçen bir/birkaç yıl beni daha da tehlikeye sokuyor. Hayır, çok yaşamak iyi bir şey değil. Izdırap çekmek sadece. İnancını, umudunu kaybetme riski. Yine de manevi görevlerimi yerine getirmeye çalışıyorum/çalışırım çünkü burası imtihan yeri. Geleceğe not : Kıl o namazını bırakma sakın. Fakat çok da umutlanma. Tanrı ile pazarlığa girilmez haşa. Zorunlu vazifeni yapıyorsun. Unutma; Dünya, müslümanların cehennemidir...
Şöyle ki; aslında bunların birçoğuna kendi içimde mantıksal, ruhsal cevaplar verebilir, bulabilirim. Ama mesele şu ki ; Bilmek yetmiyor ...