Not: Sürpriz bozan içermektedir.
Normalde izlemeyeceğim türde bir diziye adım atmış bulundum. Anime türüne aşina değilim. Japonya kültürüne hakim olmadığımdan dolayı buraya yönelik bir ilgi ve alakam yok. Bu onları küçümsediğim ya da önemsemediğimden değil sadece öncelemediğimden oluyor. Gerçi bu sıralar hiçbir şey önemsenmiyor ve filmlere ve dizilere zaman veremiyorum. Haydi, bazı gerçekleri kabul edelim. Dizi gayet iyi. L karakterinin işlenişi ve sonuçlanması dizinin birinci perdesi denilebilir sonrasında ortaya çıkan karakterler ise bence aslında orijinal hikayeye sadık kalınsa bile detaylı işlenememiş. İlk izleme deneyimim olduğu için hislerimin uçlarda gezeceğini biliyordum. Ne demek mi istiyorum? Fazla beğenme ve fazla kötüleme olayından bahsediyorum. Dizinin final bölümüne kullanıcılardan gelen 10,9 ve 3,4 gibi puanları gördüğümde bazılarının işi fazla aceleye getirdiğini düşündüm. Bende aynı hataya mı düşüyorum yoksa? Daha bitireli 2 saat bile olmadı. Bu yüzden bu inceleme bazı yönlere doğru ilerliyor olsa gerek. Her düşüncem bir öncekine çelme takıyor ve yere düşmediğinde kendisine çelme takılan düşünce ayaklanıp diğerinin karşısına geçmeye devam ediyor. Peki ya sonuç Ruhi bey? Sonuçta yerde kalmayan düşüncelerin ikisi de mekanda yer ediniyor. Bu bir fikirsizlik sonucuna vardırabilir. Ama kimin umrunda? Biz incelemeye devam edelim.
Dizi esasında başında çok güçlü bir soruyu ortaya getiriyor: Herkesi belirli koşullar altında öldürme imkanınız olsaydı bunu dünyayı daha iyi bir yere getirmek için kullanır mıydınız? Azılı suçluları, azgın devlet başkanlarını, hırsızları ve hakeza dünyaya kötülük saçan herkesi... Öldürür müydünüz? Dizi bunu bir tokat gibi surata çarpsa da ana karakter kendinden çok emindir. Dünyayı değiştirecek irade ve güç ondadır ve elindeki Ölüm Defteri ile bunu yapması gerekmektedir. Bu onun alın yazısıdır. O yeni dünyanın "Tanrı" konumuna gelecektir. Peki ya adaletin tek kişi etrafında şekillendiği bu düzende gerçek bir adaletten bahsedebilir miyiz? Bu kişinin keyfine göre sağladığı bir adaletten başka bir şey değildir. Günümüzde her devletin ve yapının adalet kavramı farklı olsada asla bir kişiye bırakılmaması yönünde bir ortaklık vardır. Light Yagami kendisinin bu rolü üstlenmesi gerektiğini düşünür. Bunu üstlenmesini söyleyen hiçbir üst akıl yoktur. Japon kültüründen olan Shinigami varlıkları gerçek olsa da asla ona seni bilerek seçtim dememiştir. Aslında böyle bir güce sahip olması tamamen tesadüftür. Light bunu anlamaktan yoksunluk çekmektedir. Kendisini diğerlerini aşağıda görecek bir konuma koymuştur. Nede olsa o bir "Tanrı" olacaktır. Hiçbir varlık onun yanında onla aynı seviyeye gelemeyecektir. Light sadece son anlarında ne kadar yalnız olduğunu ve çaresiz olduğunu fark eder. Bu noktada kontrolü kaybetmiş ve aslında insanlığı değil bir nevi kendi egosunu tatmin etmek istediğini itiraf etmiştir.

Light prensip sahibidir. Gerçekten de azılı suçluları öldürüyor. Sınırı aştığını direk dizinin başında anlayabiliyoruz. Kendisini yakalamaya çalışan masum olduğu neredeyse kesin bir kişiyi gözünü kırpmadan öldürmüştür. Bu andan sonra Light asla güzellenecek bir karakter olmuyor. Light adaletin temsilcisi değil. Light kendince düşüncelerin bir uygulanışını gerçekleştirmeye çalışıyor. Kendi düşüncesinin mutlak adalet kavramı olduğunu düşüncesine o kadar saplantılı ki bunun yanlış olabileceğini söyleyen herkesi temizlemekten çekinmiyor. Light'ın adalet kavramını yargılamak üzere derinlere girmeyeceğim. Aslında dizide bunu sorgulamaz. Ligth tarafından 6 yılda oluşturulan dünyada suçlar azalmış insanlar günahlardan kaçınmaya başlamıştır. Bu dizi tarafından da kabul edilir. Light taraftarları dünyada artmış ve herkes onun bir üst akıl olduğuna inanmaya başlamıştır. Fakat bu adalet değil KORKU'dur.
Dizi bazı kabuller yapmamızı özellikle bizden istemiştir. 17 yaşında L adlı bir karakterin FBI, Japon polisi ve dünyadaki diğer büyük yöneticilerin çoğunu kontrol edebileceğini söylüyorlar. Tabiiki de buna inanmak çok zor. L gene geçmişini irdelemediğimiz ama polisin tarafında yer alan adaletin sağlanması için daha aklı başında düşünceleri olan biri. Her yol mübah tarzında bir görüşü yok. Aslında karakterini pek beğenmesem de dizide L karakterinden daha oturaklı bir kişi yoktur. L ile sağlanmaya çalışan nokta Kırmızı ve Mavi'nin çatışmasıdır. İki lise son sınıf öğrencisinin kedi-fare kovalamacınsa dönmüştür. Kim diğerinden önde ise o kazanacaktır.

Dizide en sevdiğim nokta bazı dürüst noktaları. Satranç oynar mısın baylar? Bazen hatalar uğruna bazı tuzaklar koyarsınız, eğer rakibiniz bu tuzağı görürse sizi engelleyebilir ama göremezse siz çok öne geçersiniz. Dizi bu konuyu aşırı iyi işliyor hatta bence dizinin ana noktası direk bu. Herkes birbirini kandırma ve düşüncelerini anlama peşinde. Bir noktadan sonra düşündüğümü düşündüğümü düşünmüşmüdür şeklinde sorgulamalar yapılıyor. Bunlar genelde mantıksal zemine oturtuluyor hatta hakkını vermeliyim L karakterinin işlendiği birinci perdede Light çok zeki hamleler yapıyor. Kendini aklamaya çalışması, L karakterini tongaya getirmesi vb. konular ile ondan bir adım önde olduğunu kanıtlıyor.
Aslında bu incelemeyi yapmayacaktım ama hazır yazmışken paylaşayım dedim. Fazla ciddiye almayabilirsiniz.
İyi günler dilerim.
Normalde izlemeyeceğim türde bir diziye adım atmış bulundum. Anime türüne aşina değilim. Japonya kültürüne hakim olmadığımdan dolayı buraya yönelik bir ilgi ve alakam yok. Bu onları küçümsediğim ya da önemsemediğimden değil sadece öncelemediğimden oluyor. Gerçi bu sıralar hiçbir şey önemsenmiyor ve filmlere ve dizilere zaman veremiyorum. Haydi, bazı gerçekleri kabul edelim. Dizi gayet iyi. L karakterinin işlenişi ve sonuçlanması dizinin birinci perdesi denilebilir sonrasında ortaya çıkan karakterler ise bence aslında orijinal hikayeye sadık kalınsa bile detaylı işlenememiş. İlk izleme deneyimim olduğu için hislerimin uçlarda gezeceğini biliyordum. Ne demek mi istiyorum? Fazla beğenme ve fazla kötüleme olayından bahsediyorum. Dizinin final bölümüne kullanıcılardan gelen 10,9 ve 3,4 gibi puanları gördüğümde bazılarının işi fazla aceleye getirdiğini düşündüm. Bende aynı hataya mı düşüyorum yoksa? Daha bitireli 2 saat bile olmadı. Bu yüzden bu inceleme bazı yönlere doğru ilerliyor olsa gerek. Her düşüncem bir öncekine çelme takıyor ve yere düşmediğinde kendisine çelme takılan düşünce ayaklanıp diğerinin karşısına geçmeye devam ediyor. Peki ya sonuç Ruhi bey? Sonuçta yerde kalmayan düşüncelerin ikisi de mekanda yer ediniyor. Bu bir fikirsizlik sonucuna vardırabilir. Ama kimin umrunda? Biz incelemeye devam edelim.
Dizi esasında başında çok güçlü bir soruyu ortaya getiriyor: Herkesi belirli koşullar altında öldürme imkanınız olsaydı bunu dünyayı daha iyi bir yere getirmek için kullanır mıydınız? Azılı suçluları, azgın devlet başkanlarını, hırsızları ve hakeza dünyaya kötülük saçan herkesi... Öldürür müydünüz? Dizi bunu bir tokat gibi surata çarpsa da ana karakter kendinden çok emindir. Dünyayı değiştirecek irade ve güç ondadır ve elindeki Ölüm Defteri ile bunu yapması gerekmektedir. Bu onun alın yazısıdır. O yeni dünyanın "Tanrı" konumuna gelecektir. Peki ya adaletin tek kişi etrafında şekillendiği bu düzende gerçek bir adaletten bahsedebilir miyiz? Bu kişinin keyfine göre sağladığı bir adaletten başka bir şey değildir. Günümüzde her devletin ve yapının adalet kavramı farklı olsada asla bir kişiye bırakılmaması yönünde bir ortaklık vardır. Light Yagami kendisinin bu rolü üstlenmesi gerektiğini düşünür. Bunu üstlenmesini söyleyen hiçbir üst akıl yoktur. Japon kültüründen olan Shinigami varlıkları gerçek olsa da asla ona seni bilerek seçtim dememiştir. Aslında böyle bir güce sahip olması tamamen tesadüftür. Light bunu anlamaktan yoksunluk çekmektedir. Kendisini diğerlerini aşağıda görecek bir konuma koymuştur. Nede olsa o bir "Tanrı" olacaktır. Hiçbir varlık onun yanında onla aynı seviyeye gelemeyecektir. Light sadece son anlarında ne kadar yalnız olduğunu ve çaresiz olduğunu fark eder. Bu noktada kontrolü kaybetmiş ve aslında insanlığı değil bir nevi kendi egosunu tatmin etmek istediğini itiraf etmiştir.

Light prensip sahibidir. Gerçekten de azılı suçluları öldürüyor. Sınırı aştığını direk dizinin başında anlayabiliyoruz. Kendisini yakalamaya çalışan masum olduğu neredeyse kesin bir kişiyi gözünü kırpmadan öldürmüştür. Bu andan sonra Light asla güzellenecek bir karakter olmuyor. Light adaletin temsilcisi değil. Light kendince düşüncelerin bir uygulanışını gerçekleştirmeye çalışıyor. Kendi düşüncesinin mutlak adalet kavramı olduğunu düşüncesine o kadar saplantılı ki bunun yanlış olabileceğini söyleyen herkesi temizlemekten çekinmiyor. Light'ın adalet kavramını yargılamak üzere derinlere girmeyeceğim. Aslında dizide bunu sorgulamaz. Ligth tarafından 6 yılda oluşturulan dünyada suçlar azalmış insanlar günahlardan kaçınmaya başlamıştır. Bu dizi tarafından da kabul edilir. Light taraftarları dünyada artmış ve herkes onun bir üst akıl olduğuna inanmaya başlamıştır. Fakat bu adalet değil KORKU'dur.
Dizi bazı kabuller yapmamızı özellikle bizden istemiştir. 17 yaşında L adlı bir karakterin FBI, Japon polisi ve dünyadaki diğer büyük yöneticilerin çoğunu kontrol edebileceğini söylüyorlar. Tabiiki de buna inanmak çok zor. L gene geçmişini irdelemediğimiz ama polisin tarafında yer alan adaletin sağlanması için daha aklı başında düşünceleri olan biri. Her yol mübah tarzında bir görüşü yok. Aslında karakterini pek beğenmesem de dizide L karakterinden daha oturaklı bir kişi yoktur. L ile sağlanmaya çalışan nokta Kırmızı ve Mavi'nin çatışmasıdır. İki lise son sınıf öğrencisinin kedi-fare kovalamacınsa dönmüştür. Kim diğerinden önde ise o kazanacaktır.

Dizide en sevdiğim nokta bazı dürüst noktaları. Satranç oynar mısın baylar? Bazen hatalar uğruna bazı tuzaklar koyarsınız, eğer rakibiniz bu tuzağı görürse sizi engelleyebilir ama göremezse siz çok öne geçersiniz. Dizi bu konuyu aşırı iyi işliyor hatta bence dizinin ana noktası direk bu. Herkes birbirini kandırma ve düşüncelerini anlama peşinde. Bir noktadan sonra düşündüğümü düşündüğümü düşünmüşmüdür şeklinde sorgulamalar yapılıyor. Bunlar genelde mantıksal zemine oturtuluyor hatta hakkını vermeliyim L karakterinin işlendiği birinci perdede Light çok zeki hamleler yapıyor. Kendini aklamaya çalışması, L karakterini tongaya getirmesi vb. konular ile ondan bir adım önde olduğunu kanıtlıyor.
Aslında bu incelemeyi yapmayacaktım ama hazır yazmışken paylaşayım dedim. Fazla ciddiye almayabilirsiniz.
İyi günler dilerim.
Son düzenleme:





