Hayalperest olmak gibi olmasın ama ben porno ve mastürbasyonu ve bunlardan gelen orgazmı hayatımızdan tamamen çıkarmanın mümkün olduğuna inanıyorum. Varsayalım o ilk anda bırakmak istedik. O yoğun duygu ve bırakma çabasının yüksek inancı seni büyük ölçüde etkiler ve sürecin başında rahat bir şekilde ilerlemeni sağlar. Herkesin eşiği farklıdır lakin 10'lu günlere, 20'li ya da 30'lu günlere gelindiğinde o yoğun duygunun kaybolduğunu, inancın eskisi gibi motivasyon vermediğini göreceğiz ve bozmak o an insana elzem gelecektir. Bu durumun ne kadar zor ve insanı ne kadar çaresiz hissettirdiğini tahmin edebiliyorsunuzdur, bence buradaki herkes farkındadır.
Bağımlılığın doğasında hazzın ihtiyacı yatar. İnsan hazzı ihtiyaç seviyesine koymuştur. Bu sayede sıkıcı ve 'berbat' hayatından bir nebze olsun kaçacaktır. Zaten bağımlılığının eşiği bizlerdeki gibi yükselmiş kişilerde, bağımlılıktan doğan hazzın ihtiyaç seviyesinde görülmesi insanın bağımlıkla savaşındaki en güçlü engeldir. İnsan zihninde ''ya ben bunu 90 gün yapayım sonrasına bakarız'' düşüncesi varsa hayatından bağımlılığını çıkarması zaten imkansıza yakındır. Bir çok kişi bu düşünceler bütünü ile savaşırken mücadelesini kaybetmiştir. Tabi 90 gün düşüncesi varsa esasında en başında kaybetmiştir. Çünkü 90 günü tabu olarak gören insan, 90 dan sonra 270'i de bulamaz.
Bağımlılıklardan kurtulmanın en doğru yolu bağımlılıktan kurtulma isteğini, inancını ve arzusunu sürecin her anına yüksek derecede taşıyabilmektir. Eğer bu mümkün olmazsa sürecin zayıf bir anında hançerlenir ve kaybeder. PMO'yu hayattan çıkarmanın yolu da budur. Bir dönem çıkarmakta değil temelli çıkarabilmek. Bunu yapan çok az insan vardır ve o çok az insan hayatlarının anlamını bulan ve bir amaç uğruna yaşayabilen insanlardır. Haz, İhtiyaç, Amaç. Bunları bilen insan bağımlılıktan kurtulup hayatını baştan sona dizayn edebilir.
Dışarda hayat var arkadaşlar. Mutluluklar, tatlı üzüntüler, keyifli anlar, arkadaşlar, aile bunlar somut şeyler. Fazla soyutta kalıyoruz. Fazlasıyla düşünüyoruz. Bırakamama düşüncesini ummak, melankoliyi çağırmak dışardaki hayatı kaçırmamıza vesile oluyor. Kafalarımızda kurduğumuz kötü düşüncelere inanmakta uygulamakta yine bizlerin ellerindedir. Seçimler bizlerin ellerindedir. Hazlara esir olmak veya olmamakta seçimdir. Seçimler her daim bizlerin ellerindedir. Olumlu düşünmek ya da olumsuzu ummak bizlerin ellerindedir. Hazzı ihtiyaçtan çıkarıp onu hayatımızdan çıkarabilmek ve çıkarabilmek için o yoğun duyguyu, inancı koruyabilmekte yine bizlerin ellerindedir. Her şey bizim elimizde. Doğru da yanlışta. Tamamen bırakmak mümkündür.
Yukarda bir arkadaş İslam ile yaşayan, ilim sahibi mü'min insanların bu gibi konularla alakası olamayacağından bahsetmiş. Şahsen ben dindar bir müslüman sayılabilirim. Böyle bir şey söz konusu değil. İnançlı ya da inançsız herkes bu günaha düşebilir. İlim sahibi olması da önemli değil. İlim sana hazzı ve sonuçlarını tarif eder uygulamak yine senin elindedir. İnançlı insan için belki de kurtulmak daha kolaydır. Zira inancı onu yasaklar listesine koymuştur. Ama yine de uymak veya uymamakta onun elindedir. Konunun bu boyutuyla inancın pekte bir alakası yoktur. İnanç bağımlılığın başlamamasında ve sonlandırılmasında işe yarar. Gerçekten inançlı olup İslam'ı gereğince yaşamaya çalışan bazı insanlarda da bu illetin bağımlılık seviyesinde olduğu da bir gerçektir. Çünkü günah işlemek insana has bir özelliktir ve daha inançlı olanlar daha az günah işler teorisi pek işlemez. Bunun ters veya doğru orantısı da yoktur. Çünkü insan her an her türlü hatayı yapabilir. Daha inançlı biri olup mü'min gibi yaşamak, daha az günah işlemeyi ummaktır. Ya da günahı azaltmak için bir yoldur.