Selamun aleyküm değerli arkadaşlarım, abilerim, kardeşlerim.
Aranıza yeni katıldım ama aslında hikayem, birçoğunuzunki gibi tanıdık, yaralı ve maalesef "geç kalınmış" bir hikaye. Bundan iki sene önce NeverFap Akademi’yi YouTube’da tesadüf eseri bir video sarmalında gezinirken gördüm. O an sadece basit bir merakla izledim, geçtim. Meğer o gün, yaklaşan fırtınanın farkına varıp sığınacak bir liman aramam gerekirken, ben gemimin su aldığını görmezden gelmişim. Bugün buradaysam; işin ciddiyetini çok geç kavramış, hayatı pişmanlıklarla dolu ve kendi nefsine yenik düşmüş bir kardeşiniz olarak buradayım.
Hikayem, çoğumuz gibi o masum okul sıralarında başladı. Saf, temiz kalpli, belki dünyanın en yakışıklısı olmayan ama içi pırıl pırıl, güzel bir çocuktum. O zamanlar haramdan, günahtan kaçmaya çalışan, fıtratını korumaya gayret eden o 15 yaşındaki çocuk, bugün aynaya baktığımda tanıyamadığım bir enkaza dönüştü.
PMO (Pornografi ve Mastürbasyon Bağımlılığı) denen illetle 15 yaşında tanıştım. Merak... O lanet olası merak beni paramparça etti. İradeli biri olduğumu sanırdım, büyük günahlara elimi sürmedim belki ama ne haramın çekiminden kaçabildim ne de bu bataklıktan çıkabildim. 15 yaşından 25 yaşına... Dile kolay, koskoca 10 yıl. Hayatımın en verimli olması gereken çağını, kendi ellerimle verdiğim yanlış kararlarla heba ettim.
Bu süreç benden sadece zamanımı çalmadı; arkadaşlarımı, çevremi, sosyal hayatımı da söküp aldı. Herkes uzaklaştı, geriye sadece ben ve o bitmek bilmeyen nefsim kaldık. İşin en acı yanı ne biliyor musunuz? İçimdeki İslam ve din sevgisi hiç bitmedi. Özellikle son zamanlarda meal ve tefsir okumalarına ağırlık verip yüreğimi ferahlatmaya çalışsam da, bir yanda Rabbimin kelamı, diğer yanda nefsimin köleliği arasında sıkışıp kaldım. Bu ikilem beni içten içe yedi bitirdi.
O eski sportif, iradeli çocuk gitti; yerine kilo almış, özgüvensiz, kendine bakmayan, aynalardaki yansımasından utanan, bir hedefi olmayan ve sürekli kendinden kaçan bir adam geldi. Kendi mesleğim yazılım... Kodlar, algoritmalar, mantık silsileleri arasında bir dünya kurmam gerekirken, zihnimdeki sis perdesi yüzünden potansiyelimi mesleğime veremiyorum.
Ama bitmedi. Hâlâ nefes alıyorsam, bir umut vardır. Önümüzde rahmet iklimi Ramazan ayı var. Sadece bir hafta kaldı. Bu zamanlamanın bir tesadüf olmadığına, bunun benim için son bir "U" dönüşü şansı olduğuna inanıyorum. Zihnimi boşaltmak, o eski temiz fıtratıma dönmek ve mesleğim olan yazılıma, hak ettiği dikkati verebilmek istiyorum.
Dünyanın bir imtihan dünyası olduğunu biliyorum ve bu imtihanı kaybetmeye niyetim yok. Henüz ölmedim ve içimdeki o "değişim inancı" hala sıcak. Bugün itibariyle "NoFap" sürecime başlıyorum. Burayı bir günlük gibi kullanıp, her gün yaşadığım savaşı, düşüşümü ve inşallah yükselişimi sizlerle paylaşacağım.
Hatalarım, sürç-i lisanım olduysa affola. Beni dinlediğiniz, bu satırları okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu yolda dualarınızı bekliyorum.
Allah'a emanet olun.
Aranıza yeni katıldım ama aslında hikayem, birçoğunuzunki gibi tanıdık, yaralı ve maalesef "geç kalınmış" bir hikaye. Bundan iki sene önce NeverFap Akademi’yi YouTube’da tesadüf eseri bir video sarmalında gezinirken gördüm. O an sadece basit bir merakla izledim, geçtim. Meğer o gün, yaklaşan fırtınanın farkına varıp sığınacak bir liman aramam gerekirken, ben gemimin su aldığını görmezden gelmişim. Bugün buradaysam; işin ciddiyetini çok geç kavramış, hayatı pişmanlıklarla dolu ve kendi nefsine yenik düşmüş bir kardeşiniz olarak buradayım.
Hikayem, çoğumuz gibi o masum okul sıralarında başladı. Saf, temiz kalpli, belki dünyanın en yakışıklısı olmayan ama içi pırıl pırıl, güzel bir çocuktum. O zamanlar haramdan, günahtan kaçmaya çalışan, fıtratını korumaya gayret eden o 15 yaşındaki çocuk, bugün aynaya baktığımda tanıyamadığım bir enkaza dönüştü.
PMO (Pornografi ve Mastürbasyon Bağımlılığı) denen illetle 15 yaşında tanıştım. Merak... O lanet olası merak beni paramparça etti. İradeli biri olduğumu sanırdım, büyük günahlara elimi sürmedim belki ama ne haramın çekiminden kaçabildim ne de bu bataklıktan çıkabildim. 15 yaşından 25 yaşına... Dile kolay, koskoca 10 yıl. Hayatımın en verimli olması gereken çağını, kendi ellerimle verdiğim yanlış kararlarla heba ettim.
Bu süreç benden sadece zamanımı çalmadı; arkadaşlarımı, çevremi, sosyal hayatımı da söküp aldı. Herkes uzaklaştı, geriye sadece ben ve o bitmek bilmeyen nefsim kaldık. İşin en acı yanı ne biliyor musunuz? İçimdeki İslam ve din sevgisi hiç bitmedi. Özellikle son zamanlarda meal ve tefsir okumalarına ağırlık verip yüreğimi ferahlatmaya çalışsam da, bir yanda Rabbimin kelamı, diğer yanda nefsimin köleliği arasında sıkışıp kaldım. Bu ikilem beni içten içe yedi bitirdi.
O eski sportif, iradeli çocuk gitti; yerine kilo almış, özgüvensiz, kendine bakmayan, aynalardaki yansımasından utanan, bir hedefi olmayan ve sürekli kendinden kaçan bir adam geldi. Kendi mesleğim yazılım... Kodlar, algoritmalar, mantık silsileleri arasında bir dünya kurmam gerekirken, zihnimdeki sis perdesi yüzünden potansiyelimi mesleğime veremiyorum.
Ama bitmedi. Hâlâ nefes alıyorsam, bir umut vardır. Önümüzde rahmet iklimi Ramazan ayı var. Sadece bir hafta kaldı. Bu zamanlamanın bir tesadüf olmadığına, bunun benim için son bir "U" dönüşü şansı olduğuna inanıyorum. Zihnimi boşaltmak, o eski temiz fıtratıma dönmek ve mesleğim olan yazılıma, hak ettiği dikkati verebilmek istiyorum.
Dünyanın bir imtihan dünyası olduğunu biliyorum ve bu imtihanı kaybetmeye niyetim yok. Henüz ölmedim ve içimdeki o "değişim inancı" hala sıcak. Bugün itibariyle "NoFap" sürecime başlıyorum. Burayı bir günlük gibi kullanıp, her gün yaşadığım savaşı, düşüşümü ve inşallah yükselişimi sizlerle paylaşacağım.
Hatalarım, sürç-i lisanım olduysa affola. Beni dinlediğiniz, bu satırları okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu yolda dualarınızı bekliyorum.
Allah'a emanet olun.





