Son Paylaşımlar

Sitemize Hoşgeldiniz NeverFap Türkiye

Bize katılmak için kayıt olabilir veya giriş yapabilirsiniz.

Soru Sor >>>

NeverFap hakkında sormak istediğiniz soruları buradan sorabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Forum Rehberi >>>

Neverfap Türkiye Forum kurallarını öğrenmeniz ceza almanızı engeller. Kurallarımızı okuyunuz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Yönetimle İletişime Geç >>>

Sitemizi kullanırken yaşadığınız sorun ve önerilerinizi yöneticiler ile paylaşabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Cinsellik Neden Sürekli Satar?

Michael Scott

Dunder Mifflin Paper Company
Katılım
9 Ağu 2020
Mesajlar
316
Tepki puanı
496
Puanları
120
Cinsellik Neden Sürekli Satar?
images (5).jpeg

Üreme güdüsü, bütün eşeyli üreme yapan canlılarda olduğu gibi insan organizmasının da -neslinin devamını sağlamak için-davranışsal devrelerinin içine çok güçlü bir biçimde kodlanmıştır. Doğada canlıların soylarını sürdürebilmesi, üreme ile ilgili faaliyetlere ciddi zaman ve kaynak ayırmalarını gerektirir. Neslin devamının yanı sıra, en sağlıklı genlerin gelecek nesillere aktarılması konusunda da büyük bir mücadele süreci yaşanır.
images (4).jpeg

Bu süreçlerde eşeyli üreyen canlıların hemen hemen tamamında eş seçimi kararını "dişi" bireyler verir. Zira çoğu zaman dişi, hem "yumurta" dediğimiz üreme hücresini üretir hem de değişen sürelerde gebelik, doğurma ve yavru bakımı gibi uzun vadeli biyolojik yatırımlardan sorumludur. Dişiler, eş seçimi meselesini ince eleyip sık dokumalı, her erkeği "eş" olarak kabul etmemelidir. Bu yüzden biyolojik âlemin büyük kısmında "erkek" seçilmek için süslenip uğraşırken dişiler seçici olarak görev yapar.
images (6).jpeg

Olay normalde insanda da böyledir; özellikle erkek ve dişi davranışları büyük oranda bu temel mekanizmalar üzerinden işler. Ancak kültürel değişkenler ve toplumların alışkanlıkları, biyolojik donanımımızdan farklı davranmamıza neden olabiliyor. Beynimizin derinliklerinde, şuurlu kontrolümüzün dışında faaliyet gösteren ve aşağı grup birçok canlıyla paylaştığımız "hayvanî beyin" olarak bilinen bazı bölgelerimiz ve bu bölgelerimizce yönetilen bazı temel davranışlarımız vardır. Beynin iç kısımlarında, Limbik sistem olarak bildiğimiz ve karmaşık yapılar, bu tip temel dürtülerimizin kontrolünden sorumludur.
images (7).jpeg

İnsanda bu bölgelerin davranışları yönlendirebilmesinin en önemli şartı, üst-ön beyin bölgelerimizle temsil edilen yüksek insanî özelliklerimizin bir süreliğine de olsa baskılanabilmesidir. Diğer hayvanların birçoğunda bulunmazken, insanda beynin çok büyük bir kısmını kaplayan bu ön beyin bölgeleri, ahlâki değerler, öz disiplin, yoğunlaşma, gelecek planlama, haz geciktirme, karmaşık hesaplamalar yürütme ve davranışların sonuçlarını kestirme gibi karmaşık işleri yürütür.
Cinsel uyarım söz konusu olduğunda ise bu bölgelerin geçici bir süreyle baskılanması, cinsel birleşme sırasında ve öncesinde gerçekleşmesi gereken süreçlerin devreye girmesini kolaylaştırır. Limbik sistemi yahut içimizdeki "hayvanî beyni" uyaran etkenlerin bundan dolayı ön beyin işlevlerinde azalmaya sebep olduğunu biliyoruz.
images (8).jpeg

Hayvani beynimizin dikkatini çekmek çok kolaydır. Aç olduğumuzda yiyeceğin kokusu, görüntüsü, hatta iması dahi bir anda biyolojik organizmanın tüm işlevlerini ikinci plana iterek yiyeceğe ulaşma konusunda bizi hareket geçirecektir. Bu süreçten sorumlu olan bölgeler de yine Limbik yapılardır. Açlık hissi, organizmanın bütünlüğünü tehdit edebilme potansiyeli taşıyan bir durumu -besin ihtiyacı durumunu- bildiren temel hislerden biri olduğundan, beynimiz için öncelikle baş edilmesi gereken konular arasında yer alır. Böylece Limbik itkilerimiz, açlığın ortadan kaldırılması konusunda organizmanın adeta bütün donanımıyla faaliyete geçirilebilmesini sağlar. Öfke veya panik gibi şiddetli zihin durumlarında da mekanizma yaklaşık olarak aynıdır ve bu duyguların pençesine düşen bireyin beyni, kontrolü çok zor bir dizi içgüdüsel davranış sergileme konusunda şiddetli uyaranlar üretmeye başlar.
images (11).jpeg

Cinsel uyarım da aynı şekilde işler. Cinsel olgunluğa ulaşma döneminin ardından, bilhassa sıklıkla cinsel ilişkiye girebilme özelliğine sahip erkek bedeni cinsel uyaranlara karşı hassaslaşır. Aynı durum dişiler için de geçerlidir fakat yukarıda sözünü ettiğimiz "seçicilik" durumu nedeniyle dişide durum bir miktar daha kontrol altındadır. Açlık durumunda olduğu gibi, cinsel uyaranlar da erişkin bir organizmanın hızla dikkatini çeker ve Limbik sistemin anında faaliyete geçmesine neden olur. Ön beyin bölgelerinde meydana gelen baskılanma ve beyin kimyasallarında meydana gelen değişiklikler, organizmanın hızla cinsel uyarım safhasına geçmesini sağlar. Aynen açlık ve öfke durumlarında olduğu gibi, bu itkilere karşı konulması da oldukça zordur. Bu temel itkileri kontrol altına alırken varlığı en önemli oyuncu ise daha önceden eğitilerek kuvvetlendirilmiş ve kontrol yetileri üst düzeye çıkartılmış bir ön beyindir.
images (12).jpeg

Günümüzde çıplaklık ve pornografinin gittikçe artan yayılımı herkesin malumu... En basit dondurma reklamları bile ağır sayılabilecek cinsel imalar içerebiliyor. Otomobiller, bilgisayarlar, parfümler, yiyecekler, içecekler ve daha aklınıza ne gelirse, öncelikle kadın bedeni olmak üzere, cinsel çağrışımları olan reklam ve tanıtımlarla satılmaya çalışılıyor. Bir pazarlama uzmanı olan Martin Lindstrom, "Buy.ology" adlı kitabında cinsel içerikli reklamların azalmasini beklemenin boşuna olduğunu vurgulayarak, bu beklentinin tam tersine, yani gittikçe daha da pornografiye kayarak dozunu artıracak olan reklamların yapılacağına dair bir öngörüde bulunuyor. Çünkü insanoğlunun ilgisini en kolay çekebilecek, irade ile seçim yapan beyin bölgelerini baskılayacak en kuvvetli ve garantili uyaran, cinsel uyarımlardır. Zaten küreselleşen kapitalist ekonomik sistemde bu kadar kolay "paraya tahvil edilebilen" bir reklam yönteminden vazgeçilmesini beklemek de saflık olurdu. Dolayısıyla bu tarz cinsel içerikli reklam ve tanıtımların önünü almak için yapılan çalışmaların yanısıra, insanları bu cinsel uyarım bombardımanına karşı korunabilecekleri bir zihinsel donanımla donatmak da önemli işlerimizden biri.
images (13).jpeg

İnsanlar olarak diğer canlılardan bariz bazı farklarımız olduğu ortada. Konumuz itibariyle her cinsel uyarım durumunda ve her firsat bulduğunda cinsel ilişkiye girmeyen bir türüz. Çünkü toplum ve ahlâk kurallarımız var ve bu minvalde bir insana veya bir inanç sistemine duyduğumuz bağlılık, bizi bu temel itkileri gerçekleştirmekten değişik düzeylerde alıkoyabiliyor. Fakat "özgürlüklerin" alabildiğine genişlediği böyle bir zamanda bu tip içsel fren sistemleri çoğu insanda pek işe yaramıyor. Bunun muhtelif sebepleri var fakat sinirbilimsel (nörolojik) olarak en önemli kısmı, cinsel açıdan uyarıcı her tür malzemeye ulaşımın artık çok daha kolay olması.
images (14).jpeg

Günümüzde pornografi ve erotizmle aramızda pek fazla bir engel yok. Eskiden bir insanın ömrü boyunca göremeyeceği, hatta tahayyül edemeyeceği fantezileri yahut sapkınlıkları, birkaç saatlik internet sörfü ile neredeyse doğrudan tecrübe edebilir haldeyiz. İnternette yer alan her türlü cinsel fanteziyi tatmin edecek çaptaki pornografik içeriklerse çocukların bile sadece birkaç tik uzağında. En ufak bir kontrol altına alma hamlesi, hemen "Pornoma dokunma!" sloganlı eylemlerle protesto edilebiliyor. Fakat cinsel içerikli bu yayınların beynimize neler yaptığını bilsek, sanırım hem kendimiz hem de gelecek nesiller için alarm çanlarının ne kadar gürültülü çaldığını duyabilirdik.
images (15).jpeg

Aşırı cinsel uyarıma maruz kalma nedeniyle erkek ve kız çocuklarda ergenlik yaşının gittikçe düştüğünü biliyoruz. Ergenlik dediğimiz süreç, beyindeki kimyasal dengelerin belli bir yaştan itibaren değişmesiyle doğal olarak başlayan bir süreçtir. Görsel, işitsel ve benzeri uyarımlar, beyindeki bu kimyasal sistemi değiştirerek cinsel olgunluk yaşının çok daha erkene çekilmesine sebep olabiliyor. Bunun diğer bir anlamı da şudur: Pornografik uyarımlar, beynimizin çalışma sistemine doğrudan etki ediyor.
televizyon-cocuk-1.jpg

Pornografik içeriklere hem erken yaşta hem de sınırsız düzeydeki ulaşım, insan organizmasının milyonlarca yıllık biyolojik alışkanliklarıyla ciddi anlamda uyumsuz bir süreci tetikliyor. Bu kadar çeşitli ve kolay ulaşılabilir içerik, öncelikle "sıradan" pornografik içeriğe karşı bir duyarsızlaşma (habituasyon) ve ardından daha şiddetli uyarımlar arama sonucunu doğuruyor. Esasında internet üzerinde akla hayale gelmeyecek derecede çeşitli pornografik içerik olması da bu yüzden. Yani pornografik içerik bağımlısı haline gelen insanlar, bir sonraki aşamada hep "daha fazlasını istiyorlar.
images (16).jpeg

Bütün bunlar, beynin ön bölgelerinin kontrol edebilme yeteneğini köreltiyor. Zaman içinde hem cinsel işlevlerde ciddi bozukluklar ortaya çıkıyor hem de temel ahlâki sınırları koruyabilecek zihinsel donanımların iflasıyla, zihin adeta bir zevk kölesi haline dönüşüyor. "Tabiat her çağırdığında peşinden gidersek nerede kaldı bizim insanlığımız?" sözünü hatırlatırcasına, tamamen hayvanî güdülerinin çevresinde bir hayat süren, zihinleri dışsal uyarıma karşı çıplak ve savunmasız insanlar çevremizi sarmaya başlıyor. Eğer bir zihin kontrolünden korkuyorsak, en büyük korkumuz belki de burada kısaca özetlemeye çalıştığım "kontrol" tipi olmalı. Zira sadece bizi değil, gelecek nesillerimizi de doğrudan tehdit eden bir "zihin kısırlaştırma operasyonu" söz konusu...
images (17).jpeg

Cinsel içeriğin gücünü küçümsememenizi öneririm. Milyarlarca yıldır bu dünyaya yayılmamızı ve canlılık denen mucizenin böyle hayret verici düzeyde bir çeşitliliğe taşınmasını sağlayan bu temel güdümüz, günümüzde internet gazetelerinin baş sayfalarında "Falanca yıldız cesur kıyafetiyle şaşırttı" veya "Bilmem kim yine dekoltesiyle yürek hoplattı" tarzındaki "eğlencelik" haberlerle sınanıyor. O gazeteler, tıklanma rekortmeni oldukları için bu tarz haberlerden vazgeçemiyor, zira işin ucunda "para" var. Fakat bizler bu masum tıklamalarla, zihnimizin dizginlerini "sürüngen beynimizin" ellerine teslim ettiğimizi anlamalıyız.
images (18).jpeg

(Kaynak: Sinan Canan Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler)
(Editörün Notu(Yani Benim 😅 ) Kitap bende var.Sayfaları dijital ortama aktarıp düzenlemeler yaparak sizlerle paylaştım.Görsellerle zenginleştirmek istedim.Umarım işinize yarar )
 
Son düzenleme:

Benözgürbiriyim

Üst Düzey Moderatör
Üst Düzey Moderatör
Katılım
30 Ağu 2020
Mesajlar
461
Tepki puanı
817
Puanları
160
Eline sağlık circo, pmonun özellikle beyne olan zararlarıyla ilgili son derece bilimsel bir yazı olmuş
 

Michael Scott

Dunder Mifflin Paper Company
Katılım
9 Ağu 2020
Mesajlar
316
Tepki puanı
496
Puanları
120
Hortlatayım.Arkadaşlar kitaplardan alıntılar,bulabildiğiniz makaleleri,kendi yazılarınızı yayımlamanız forumun kalitesini nirvanaya çıkaracaktır.O yüzden pamuk eller klavyeye :D
 

isxo

Merkür Yolcusu
Katılım
30 Ara 2020
Mesajlar
155
Tepki puanı
219
Puanları
64
Elinize sağlık. Güzel bir çalışma olmuş. Tam yöneticilerimize yakışır 😁
 

Michael Scott

Dunder Mifflin Paper Company
Katılım
9 Ağu 2020
Mesajlar
316
Tepki puanı
496
Puanları
120
Elinize sağlık. Güzel bir çalışma olmuş. Tam yöneticilerimize yakışır 😁
İnşallah okuduğum kitaplarda Neverfap'i ilgilendiren bölümleri paylaşacağım :D Fakat bir kaç ay hafif uyku modundayım.İnşallah her şey umduğum gibi giderse bir kaç ay sonra aktifleşeceğim
 
shape1
shape2
shape3
shape4
shape5
shape6
Üst