Son Paylaşımlar

Sitemize Hoşgeldiniz NeverFap Türkiye

Bize katılmak için kayıt olabilir veya giriş yapabilirsiniz.

Soru Sor >>>

NeverFap hakkında sormak istediğiniz soruları buradan sorabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Forum Rehberi >>>

Neverfap Türkiye Forum kurallarını öğrenmeniz ceza almanızı engeller. Kurallarımızı okuyunuz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Yönetimle İletişime Geç >>>

Sitemizi kullanırken yaşadığınız sorun ve önerilerinizi yöneticiler ile paylaşabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Depresyon Ve Dert Sahiplerine

cgang

Uranüs Yolcusu
Katılım
12 May 2021
Mesajlar
213
Tepki puanı
446
Puanları
111
(Başka bir forumdan alıntıdır)

Forumda son günlerde gördüğüm intihara meyil ve depresyon vakalarına karşılık aklıma gelen eski bir yazıyı paylaşmak istedim. Tabi bu durum forumla sınırlı değil dünya genelinde yaşanan bir problem, buna karşın beğendiğim bir yazıyı okumanıza bırakıyorum biraz ağır gelebilir ancak idare ediniz.



Depresyon Ve Dert Sahipleri!

Depresyon falan yoktur. Kendini çok ciddiye alan sapiensler vardır. Mutlu olup olmadığına kafa yoracak kadar boş vakti olan insan mutsuzdur. Mutlu olup olmadığına kafa yoracak kadar kendine dairleşmiş insan da mutsuzdur. Mutluluk diye bir şey yoktur. Daha doğrusu her kavram gibi, ancak zıttıyla mümkündür.

Mutsuzlukların sebeplerine bakıyorum. O kadar dandik ki. O kadar uydurma ki. O kadar kendinizi ciddiye alıyorsunuz ki. ''zenginlik'' yazmış bir sürü kişi. Hiç kafa yordunuz mu zenginlik ne demek? Sende olanın zenginliğine ulaşmayı bilmiyorsan, sana dünyaları versek kaç yazar?


Mistik ve tasavvufi şeylerden bahsetmiyorum. Yataktan veya dört duvardan veya sıcacık akan sudan bahsediyorum. Buzdolabının ne büyük zenginlik olduğunu fark ediyor musun? Islanmadın dün yağmur yağarken, bunun ne büyük zenginlik olduğunu idrak edebiliyor musun? Doğduktan birkaç saat sonra ölmedin tarih boyunca doğmuş sapienslerin belki de yarısından çoğu gibi. Bunun değerini biliyor musun? Karnın aç değil, susuz değilsin. Bir tane aktara giriyorsun belki 500 çeşit bitkiyi birileri senin için toplamış, paketlemiş, arkasına da nasıl kullanacağını yazmış bunun ne büyük zenginlik olduğunu fark edebiliyor musun? Tarih boyunca yazılmış kitapların yarısından çoğuna birkaç dakikada erişebiliyorsun. Müzik veya sinema için de aynısı geçerli. En büyük bilimsel ve felsefi eserler elinin altında. Bunun ne demek olduğunu anlayabiliyor musun ? Daha ne bekliyorsun ki?

Sadece söyleniyorsun. Sürekli söyleniyorsun. Sürekli isyandasın. Ve isyanın da senin gibi dandik. Evren ne verirse versin memnuniyetsizsin. Hoşnutsuzluk karakterin olmuş. Senin gibisine bu hayat çok. Bunu hak etmek için hiçbir şey yapmadın. Bunun da en derinde farkındasın. Seni yiyip bitiren de bu aslında. Ve sana evrenleri verseler, yine de mutlu olamazsın. Mutluluk onunla ilgili değildir çünkü. Mutluluk tavrınla ilgilidir. Sabah erken kalkmak veya iyi beslenmek gibidir. Sen içinde o ateşi yakamazsan, dışarıdaki hiçbir nesne senin içini ısıtamaz.

İki tip insan var; Söylenen ve Söylenmeyen. Ne yazık ki dengesi kaymış bunun. Herkes her şeye sürekli söylenir olmuş. Sürekli dertliler. Dertleri de dertli olmaları. Mutsuzmuş, yalnızmış, eksik hissediyormuş, amaçsızmış. Hayatı anlamsızmış. Bomboş laflar. Hiçbir anlamı yok. Sadece söylenebildikleri için söyleniyorlar ve söylendikleri için de ciddiye alınıyorlar. Ve bunlardan nemalan kocaman sanayiler türemiş. Mutsuz taklidi yapan insanlar ve onların bu sözde mutsuzluklarını çözecek sözde alimler. Bunu bile ticarileştirmişler ve burada neyin yanlış olduğunu görebilecek kadar dahi akılları kalmamış.

Hayat çok güzel. Bu başlığa gelip de osurup osurup ipe dizecek kadar keyfiniz varsa kendinize acımayı bırakın. Veya bırakmayın bana ne sonuçta. Gidin bir psikoloğa, beş yüz lira verin. Sizin kendinizi çok ciddiye aldığınız gibi o da sizi çok ciddiye alsın. Üfürükten dertlerinizi konuşun da konuşun. Sonsuza kadar konuşun. Müzik yapabileceğiniz vakti kendi derdinize yanmakla geçirin. Güneşi gökkuşağını yağmuru Marsı, Jüpiteri izleyebileceğiniz vakti de kendi derdinize yanmakla geçirin. Hayat akıp gitsin. Kendiniz dışında hiçbir şeyle uğraşmadan yaşlanın ve ölün. Hiçbir nesneye derman olmadan yaşlanın ve ölün.
Mezarlarınıza işeyeceğim çünkü.

Mezarıma işenmemesi için ne yapabilirim diye merak ediyorsanız, kendinize dair olmayı bırakın. Kendi kendine dertlenmenin efkarlanmanın sonu yoktur. Bazısı şarapçı olur, bazısı beyni yere damlayana kadar müge anlı izler, bazısı instagramda parmağı uyuşana kadar ekran kaydırır, bazısı yaşam koçunun osuruğunu iyice içine çekmenin derdine düşer... Hepsi boş iştir. Kainatta bu boş işlerle uğraşacak kadar aptallaşmış tek canlı da ne yazık ki insandır. (Bunun temel sebebi de kültür/eğitim sandığımız şeylerin aslında bu türden ticari ürünlerin reklam aygıtı olmasıdır). Diğer tüm canlılar -ve bir kısım sapiens- kainatla birlikte salınır. Elinden geleni yapar, sonra rahatça etrafını izler. Andadır. Oradadır. Bir tane parlak ekranda bir tane dangalak ne yazmış diye beklemez.


Bir kere yaşayacağız. Cennet veya cehennem biz neredeysek orada. Kendi derdine yanıp duran sürekli cehennemdedir. Etrafındaki güzelliğe yönelense sürekli cennettedir. Bunun ötesinde bir şey yoktur. Var diyenler size bir şeyler satmanın derdindedir. Dinler de size bir şey satar, psikologlar da, sosyal medyadaki üfürükçüler de. Ben de bir şey satıyorum. Ve belki de tek farkım, bir şey sattığımı doğrudan söylüyor olmam. Bu sattığım üfürükleri ciddiye almayın. Kimsenin üfürüğünü ciddiye almayın. ( Ergen irileri kendilerini çok ciddiye aldıkları için ebelek suratlarında konuşlanmış hiçbir feraset belirtisi olmadan boşa saran gözlerine çarpan içeriği çok ciddiye alıyorlar kendiniz bu kadar ciddiye almayın).


Aptallık zorunlu değilmiş arkadaşlar. Kalkmış. Ben geç öğrendim. Boşuna yıllarca aptallık yaptım. Ve artık aptalım. Ama bazınız için hala şans var. Kaçın kurtulun şu ezber retoriklerden. Bir tane özgün şey duymadan, düşünmeden geçmesin ömürleriniz. Hepimiz ''piston aşağı indi'' diye hızla kapıya koşmanın derdindeyiz. Halbuki pistonun aşağı inmesi çok normal bir şey. Sakince oturabiliriz piston aşağı inmişken de. Ama birileri kapıya koşunca sanıyoruz ki çok hırlı bir *ok var kapıya koşmakta. Ve bazen birileri bizi videoya alıyor, işte o zaman çok aptal ve komik görünüyoruz piston aşağı indi diye birbirimizi yerken.

Aç hissettiğimde bilirim ki açım. Yorgun hissettiğimde bilirim ki yorgunum. Kendime bile aptal göründüğümde de bilirim ki aptalım.

 
Moderatörün son düzenlenenleri:

İradeavcısı

Venüs Yolcusu
Katılım
10 Mar 2021
Mesajlar
131
Tepki puanı
113
Puanları
49
Bazıları yanlış yollara sapıyor içki alkol, sigara kötü alışkanlıklar vs.
İntihara yönelen düşünenler var şunu unutmayın imtihandayız bir gün fakirleşir bir gün zenginleşir bir gün mutlu birgün mutsuz oluruz her ruh haline bürünebiliriz her durumla karşılaşabiliriz amaç dik durmak
Yeni hobiler bulmak tutkunu keşfetmek sevdiğin birşeyi yapmak, şükür etmek vs. Bu işlerle kafa yormak yerine mutsuz bir ruh hali içinde olmamalıyız.
 

İradeavcısı

Venüs Yolcusu
Katılım
10 Mar 2021
Mesajlar
131
Tepki puanı
113
Puanları
49
Bilmiyorum sakıncası olurmu forum için yetkililer bilgilendirsin
Belki burda dertleşip konuşabiliriz?
 

Black Rose

Üst Düzey Moderatör
Üst Düzey Moderatör
Katılım
5 Kas 2020
Mesajlar
451
Tepki puanı
1,087
Puanları
160
Bilmiyorum sakıncası olurmu forum için yetkililer bilgilendirsin
Belki burda dertleşip konuşabiliriz?
Belki bunun için "Sosyalleşme" bölümüne uygun bir başlıkla ayrı bir konu açabilirsin. Forum dertleşme konularından çekilmez oldu. Belki tek konu başlığı altında böyle bir konu olursa daha düzenli olur.
 

mirliva1444

Venüs Yolcusu
Katılım
15 Kas 2020
Mesajlar
48
Tepki puanı
94
Puanları
24
Konum
Kırcaali, Bulgaristan
Aslında bu mutsuzluğun ve depresif ruh halinin sebeplerinden biri belki de günümüzde oluşan bu açgözlü toplu yapısıdır. Aşırı başarılı olup bütün dünya tarafından tanınmamız gerektiğini, yoksa hiçbir şeye yaramayan zavallı bir canlı olacağımızı haykırıp duruyor medya. Başarı artık para ile ölçülüyor. Tıpkı aşkın artık cinsellikten ibaret olması gibi. Aslında bu devasa evrende ne kadar küçük olduğumuzu ve insan ömrünün milyarlarca yıldır varolan evrene göre ne kadar kısa olduğunu düşününce insan hayatın o kadar da abartılmaması gereken bir yer olduğunu anlıyorsunuz. Biz aslında özel falan değiliz ve varoluşumuzun herhangi bir devasa anlamı yok. Kendi anlamımızı kendimiz yaratmalıyız. Ki bu bir yerde insana huzur veriyor.
Depresyonun en büyük sebeplerinden birisi, özellikle ergenlikte olanı, hiçbir hedefin olmaması ve tek amacının çok zengin olmak olmasıdır. Zenginli
k bir amaç değildir. Kendinize doğru düzgün bir hayat amacı bulup bu amaç uğrunda çalışmaya başladığınızda depresyondan yavaş yavaş çıkmaya başladığınızı göreceksiniz. Bununla beraber sizi uyuşturan maddelerden uzak durun. Bütün gün bilgisayar başında oturmak veya PMO yapmak uyuşturucu ve alkol ile aynı etkiyi verir. Bunları yaparak kendi durumunuzu daha kötüye çeviriyorsunuz. Dediğim gibi belirli idealleriniz olsun ve bunlar için savaşın yoksa asla tatminkar bir hayat yaşayamazsınız. Ayrıca şu melankolik ruh halinden de kurtulun, ilk başlarda Müslüm, Sagopa vs. dinlemek çok havalı gibi dursa bile ileride piskolojinize büyük etkisi olur. Bence mutlu olmak gerçekten çağımızda çok küçümseniyor. Siz makine değilsiniz unutmayın. Sizin duygularınız var bu hayata kapitalist sisteme hizmet etmek için gelmediniz. Isterseniz milyon dolarlarınız olsun, eğer hala hırslı ve mutsuz bir insan iseniz, yine intihar düşüncelerinden kurtulamazsın.
İntihar ile ilgili düşünceleri olan arkadaşlara varoluşçuluk felsefesini takip eden yazarların (Dostoyevski, Albert Camus, Paul Sartre) romanlarını ve kitaplarını okumalarını tavsiye ederim, eğer felsefe seviyorlarsa. Özellikle Albert Camus un ''Sizifos Söylemi'' kitabı benim inithar düşüncelerimden kurtulmamı sağlayan bir kitaptı. Kitap bizi direkt olarak intihar sorusunu sorgulamaya itiyor. İsteyene PDF dosyasını atabilirim.
 

ŞimdilikSıradanBiri

Yeni Fapstronot
Katılım
15 Nis 2021
Mesajlar
22
Tepki puanı
20
Puanları
19
Ben sadece normal bir görünüme sahip olmak istiyorum. Kendimi sevmeye çalışıyorum ama zor. Kendimizden daha kötü olanlara da bakmak biraz zorlama geliyor. Bunca olasılık içerisinde neden bu bedende bilinç kazandım ki?
 

ŞimdilikSıradanBiri

Yeni Fapstronot
Katılım
15 Nis 2021
Mesajlar
22
Tepki puanı
20
Puanları
19
Benimde ergenlik sivilcesi denebilir çok sivilcem var 1-2 tanede değil alnımda çenemde burnumda kaş ortamda vs.
Dedim böyle birşeymi acaba o yüzden sordum
Haddimi aştıysam özür dilerim abim
Umarım dalga geçmiyorsundur. Dediğim şey ergenlik sivilcesi olsa kafaya takar mıydım. abi demene gerek yok senle aşağı yukarı aynı yaştayızdır.
 

Invictus

Ay Yolcusu
Katılım
9 May 2021
Mesajlar
27
Tepki puanı
47
Puanları
16
Yaş
17
Ben sadece normal bir görünüme sahip olmak istiyorum. Kendimi sevmeye çalışıyorum ama zor. Kendimizden daha kötü olanlara da bakmak biraz zorlama geliyor. Bunca olasılık içerisinde neden bu bedende bilinç kazandım ki?
Knk öncelikle gecmis olsun.Biraz kendi dusunce seklimden bahsedeyim belki yardimci olur.
Bana gore hayatta onumuze cikan her engel bizi daha iyiye tasiycak bir firsattir.Maalesefki dunya adil degil bazilarimiz cok zor engellerle karsilasiyo hayatta.Sen de bu zor engellerle karsilasmislardan birisin.Ama bu hastaligi en azindan seni bir ust basamaga tasiycak bir adim olarak gorursen daha az aci cekersin.Dediğim gibi zor bi durum umarım güzel bir şekilde atlatibilirsin.(Hem fiziksel olarak hem psikolojik olarak)Ayrica dertlesmek istersen herzaman yazabilirsin.
 

Mr. İrade

Venüs Yolcusu
Katılım
12 Tem 2021
Mesajlar
69
Tepki puanı
89
Puanları
24
Ben sadece normal bir görünüme sahip olmak istiyorum. Kendimi sevmeye çalışıyorum ama zor. Kendimizden daha kötü olanlara da bakmak biraz zorlama geliyor. Bunca olasılık içerisinde neden bu bedende bilinç kazandım ki?
Aynı düşünceler bende de var. Fiziksel olarak bir rahatsızlığım yok kendimi de beğeniyorum ama ah o gözler.
 

Senharikabirisin

Merkür Yolcusu
Katılım
5 Kas 2020
Mesajlar
196
Tepki puanı
219
Puanları
58
Bu konuyu tekrar okumak beni kendime getirdi. Tesekkürler paylaşım için.
 

Bakenga

Münzevi
Üretken Üye
Katılım
30 Kas 2020
Mesajlar
190
Tepki puanı
460
Puanları
108
Yaş
25
Ya ben bu yazıyı daha önce okudum da niye cevap vermedim bilmiyorum.

Yataktan veya dört duvardan veya sıcacık akan sudan bahsediyorum. Buzdolabının ne büyük zenginlik olduğunu fark ediyor musun? Islanmadın dün yağmur yağarken, bunun ne büyük zenginlik olduğunu idrak edebiliyor musun? Doğduktan birkaç saat sonra ölmedin tarih boyunca doğmuş sapienslerin belki de yarısından çoğu gibi. Bunun değerini biliyor musun? Karnın aç değil, susuz değilsin. Bir tane aktara giriyorsun belki 500 çeşit bitkiyi birileri senin için toplamış, paketlemiş, arkasına da nasıl kullanacağını yazmış bunun ne büyük zenginlik olduğunu fark edebiliyor musun? Tarih boyunca yazılmış kitapların yarısından çoğuna birkaç dakikada erişebiliyorsun. Müzik veya sinema için de aynısı geçerli. En büyük bilimsel ve felsefi eserler elinin altında. Bunun ne demek olduğunu anlayabiliyor musun ? Daha ne bekliyorsun ki?
1. İnsanoğlu bilgi ve kültürü sonraki nesillere aktarabilmek gibi müthiş bir özelliğe sahip. Bu sayede atalarımın tecrübelerinden yararlanabiliyorum. Serbest piyasa ve rekabet yani kapitalizm sağ olsun, şuanda insan hayatını kolaylaştırmak için bir sürü metanın geliştirilmesini sağladı. Ancak medeniyet ve insan refahı hala arttırılabilme potansiyeline sahip. Geçmişe takılıp şükretmek, geleceği görmeyi engelleyebilir. Ayrıca geçmişte insanlar bana nazaran kötü şartlarda yaşamış diye şuan canımın bir şeylere sıkılması neden aptalca olsun. İnsan doğası her zaman fazlasını isteme üzerine kurulu, bugün bu nispeten iyi şartlarda olmamızın sebebi de bu. Ben bu sosyokültürel ve ekonomik koşulların içine doğdum, benim ruh halim değerlendirilirken bunlardan bağımsız değerlendirilemez.

Evren ne verirse versin memnuniyetsizsin. Hoşnutsuzluk karakterin olmuş. Senin gibisine bu hayat çok. Bunu hak etmek için hiçbir şey yapmadın.
2. Evren bana hiçbir şey vermiyor(evren kim hakikaten sürekli duyuyorum bunu). Ben gidiyorum ve hayatımı kazanmak için saatlerce çalışıyorum. Dilenci değilim. Parayı dilenmediğim gibi mutluluğu da dilenmiyorum. Sokakta "beni sevin lütfen" diye pankart açmıyorum.
Mutsuzmuş, yalnızmış, eksik hissediyormuş, amaçsızmış. Hayatı anlamsızmış. Bomboş laflar. Hiçbir anlamı yok. Sadece söylenebildikleri için söyleniyorlar ve söylendikleri için de ciddiye alınıyorlar. Ve bunlardan nemalan kocaman sanayiler türemiş. Mutsuz taklidi yapan insanlar ve onların bu sözde mutsuzluklarını çözecek sözde alimler. Bunu bile ticarileştirmişler
3. Bir şempanze olmadığım için ontolojik birtakım problemlere karşı egzistansiyalizme, din felsefesine, ahlak felsefesine başvuruyorum. Anlamsız gibi görünen şeylere anlam bulmaya veya değer biçmeye çalışıyorum. Psikiyatri, psikoloji ve işin ilaç sanayisinden bahsediliyorsa gerçekten komik. Çünkü yüzlerce psikolojik rahatsızlık araştırmacılar tarafından üniversitelerde ve laboratuvarlarda çalışılıyor, her yıl hakemli bilim dergilerinde birçok makale yayınlanıyor. Psikiyatri servislerinde size önerilen ilaçların işlevselliğiyle ilgili onlarca çalışma var, neyse.

Mezarıma işenmemesi için ne yapabilirim diye merak ediyorsanız, kendinize dair olmayı bırakın. Kendi kendine dertlenmenin efkarlanmanın sonu yoktur. Bazısı şarapçı olur, bazısı beyni yere damlayana kadar müge anlı izler, bazısı instagramda parmağı uyuşana kadar ekran kaydırır, bazısı yaşam koçunun osuruğunu iyice içine çekmenin derdine düşer... Hepsi boş iştir. Kainatta bu boş işlerle uğraşacak kadar aptallaşmış tek canlı da ne yazık ki insandır. (Bunun temel sebebi de kültür/eğitim sandığımız şeylerin aslında bu türden ticari ürünlerin reklam aygıtı olmasıdır). Diğer tüm canlılar -ve bir kısım sapiens- kainatla birlikte salınır. Elinden geleni yapar, sonra rahatça etrafını izler. Andadır. Oradadır. Bir tane parlak ekranda bir tane dangalak ne yazmış diye beklemez.
4. Bütün bir medeniyete küfredip imkanları kullanmak gayet mantıklı.

Ben de bir şey satıyorum. Ve belki de tek farkım, bir şey sattığımı doğrudan söylüyor olmam. Bu sattığım üfürükleri ciddiye almayın.
Doğru olan kısım.
 

Noneverrrr+impasıbıl

Uranüs Yolcusu
Katılım
10 Kas 2020
Mesajlar
259
Tepki puanı
382
Puanları
111
Hayat gerçekten istendiğinde değişebiliyor bu bakış açısı ile de oluyor dün binlerce insan açlıktan öldü sen ise domates ekmekle karnını doyurdun diye isyan ediyorsun, vay canına domates ve ekmek! Birde dünyada hergün doğan çocukların 1/4 'ü ölüyor
 
shape1
shape2
shape3
shape4
shape5
shape6
Üst