in regeneratione
Ay Yolcusu
- Katılım
- 9 Ağu 2021
- Mesajlar
- 10
- Tepki puanı
- 43
- Puanları
- 16
Yıl 2011, soğuk bir pazar akşamı, boş bir ev ve bir bilgisayar. İşte benim hikayem o boş evin bir odasında başladı, aradan geçen 12 yıla rağmen sonu da gelmedi. Bitsin diye çok çabaladım ancak nafile, olmadı. Bu sefer oldurmak için altı yıl sonra yeniden buradayım.
Kardeşlerim, dostlarım, abilerim, ablalarım; birazdan 12 senelik bir PMO bağımlısının çocukluğunu, ergenliğini ve gençliğini okuyacaksınız. Hepiniz bu bağımlılıktan kurtulmak için buradasınız, eminim ki bu uzun hikayede hepiniz kendinizden bir parça bulacaksınız. Altı sene önce eski sitede yine uzun bir hikaye yazmıştım. O hikaye benim başarı hikayemdi ancak şu an ne yazık ki yalnızlığı ile boğuşan bir bağımlının hikayesini okuyacaksınız. Bu sebeple okumaya başlamadan önce içeceklerinizi alın, uzun bir yazı olacak.
1999 yılında Ankara'da doğdum. 18 yaşına gelip, üniversite için Bursa'ya gidene kadar da bu şehirde yaşadım. İki abim var, en küçük çocuğum ama onlarla aramdaki yaş farkı fazla olduğu için kendimi bildim bileli onlarla aynı evde yaşamıyorum. Ben ilkokula başladığımda biri üniversite için başka şehire biri de çalışmak için farklı bir ülkeye gitmişti. Yani anlayacağınız yalnız bir çocukluk geçirdim. Oynamak için mahallemize sürekli iniyordum, arkadaşlarım vardı ama aynı evde büyüdüğün bir kardeş gibi olmuyor. Klasik bir Türk ailesiydi benim ailem de. Her şeye koşan, hem anne hem baba olmaya çalışan, seni koruyup kollamaya çalışan bir anne ve ilgisiz bir baba. Babamla hiçbir şey paylaşmadan büyüdüm zaten. İşte böyle yaşayıp giderken ilkokula başladım. İlkokul hocam abimin de ilkokul hocası olduğu ve abim ben ilkokula başladığımda yurtdışında doktorluk yaptığı için büyük bir ilgi ve beklentiyle başladı eğitim hayatım. Ben onun kardeşi olduğum için ben de en az onun kadar başarılı olmalıydım. Daha 7 yaşındayken bu sorumluluk yüklendi omuzlarıma. Beni her gören hoca bana abimin kardeşi olduğumu hatırlatıp, okulun geleceği olduğumdan ve benden çok büyük beklentileri olduğundan bahsediyordu. Ek olarak okula başlamadan okuma ve yazmayı öğrenmiş olduğum için ilgi daha da büyüyordu. Bu baskı altında yedi yıl geçirdim, evet okulda her yapılan deneme sınavında birinci oluyordum ve çok başarılıydım fakat bir kere bile birincilikten düşsem hem hocamdan hem de annemden büyük baskı görüyordum. Bu da bende stres yaratıyordu fakat bu stresimi atacak hiçbir şey yapamıyordum çünkü maddi durumumuz o kadar da iyi değildi. Esnaf baba, ev hanımı anne ve iki tane okuyan çocuk. Yurtdışında okuyan abim ise daha kendi düzenini tam oturtamadığı için bize çok yardımcı olamıyordu. Arkadaşlarım halı sahaya çağırdığında bile en az iki defa düşünüyordum. O zamanlar 5 TL bile benim ve ailem için büyük paraydı, bir saat için harcanmaya değmezdi.
PMO İLE TANIŞMA
Okul-ev-ders üçgeninde geçen monoton günlerin birinde sınıf arkadaşlarımın bir şey konuştuğunu duydum. Yakın arkadaşım Halil, Ömer'e "hızlı yapınca daha zevkli oluyor ama" şeklinde bir cümle kurdu. Ben de merak edip Halil'e bahsettiği konunun ne olduğunu sordum. O da bana "31" cevabını verdi ve ekledi "hiç yapmadın mı?". Ben de yapmadığımı söyledim, o da bana eliyle ileri geri yaparak "şeyine böyle yapıyorsun ve sonra çok zevkli oluyor" dedi. İşte benim PMO'yu tanımam bu şekilde oldu. Çocuk aklı, neyin ne olduğunu bilemiyorsun, bu sebeple ben de Halil'in söylediğini denemeye karar vermiştim.
Soğuk bir pazar günüydü ve annem babama yardım etmek için dükkandaydı. Ev boştu. Bilgisayarı açtım, internete girdim ve "porno" yazarak arama tuşuna bastım. Karşıma çıkan ilk sayfaya girdim ve oradan da bir video açtım. Sonra Halil'in dediğini yapmaya başladım, bir süre sonra orgazm gerçekleşti ve ben çok korktum. Ancak bu şey bana aynı zamanda çok eğlenceli gelmişti. Böylece ilk PMO deneyimimi yaşamış oldum ve bu anı zihnime kaydettim.
PMO'NUN HAKİMİYETİ
Bilenler bilir eskiden liseye geçiş sınavının ismi SBS'ydi ve üç yıl üst üste sınava girerdiniz. Bahsetmiştim; maddi zorluklar, aile ve öğretmenlerim tarafından oluşturulan başarı baskısı ve sınav stresi.. Tüm bunların benim hayatımda üç sonucu oldu: masanın başında geçen bir çocukluk, her stresli hissettiğimde beni çok kolay bir şekilde mutlu eden PMO'ya bağımlılık ve iyi bir lise.
Anlayacağınız liseye her stresli hissettiğimde beni 'stresimden kurtaran' ve 'mutlu eden' bir PMO bağımlılığı ile başlamıştım. O zamanlar bu durum bana o kadar zevk verip, mutlu ediyordu ki bunun zararlı bir şey olduğunu anlayamıyordum çünkü her yaptığımda muazzam bir haz duyuyordum. Liseye yeni başladığım zamanlar vaktim de bol olduğu için fırsat bulduğum her an hatta bazen günde iki üç kez yapmaya başlamıştım. Lise ortamı samimi olduğu için PMO'nun sosyal etkilerini pek hissetmiyordum çünkü sınıftaki herkesle zaten bir şekilde samimi olmuştum. Ancak her ne kadar herkesle konuşsam da kızlarla aramda yine de bir mesafe vardı yani konuşurken pek rahat olamıyordum. Ama o zamanlar çok da umursamıyordum. Büyük bir zevkle dört sene boyunca, hayatımın geri kalanını neredeyse yok edecek boyuta getirdiğim bir canavar yarattığımı bilmiyordum ama geç de olsa yıllar sonra bir şeyleri sorgulamaya başladım.
İLK FARKINDALIK
Yıl 2014, aylardan temmuz, yer İstanbul. Diğer abim geçen sene mezun olmuş ve İstanbul'da işe başlamıştı. 2014 yazında ise yurtdışında yaşayan dayım ve yabancı eşi Türkiye'ye gezmek için geldiler. Biz de Ankara'da sıkılmıştık ve dedik ki abim İstanbul'a taşındı, artık bir evi var. Biz de İstanbul'u hiç görmedik, en azından oraları gezeriz ve abimi ziyaret ederiz. Bu sebeple İstanbul'a gittik. Gittiğimiz gün tüm ailem gezmek için hemen kendilerini dışarıya attı. Ancak benim içimden dışarı çıkmak gelmiyordu ve yorgun hissettiğimi bu nedenle de evde kalmak istediğimi söyledim. Ailemi zorla da olsa buna ikna ettim ve evde kaldım. O gün bunun o güne özel olmadığını ve aslında her gün kendimi yorgun hissettiğimi fark ettim. Bunu çevreme anlattığımda herkes havalardan, yediklerinden, vitaminsizlikten gibi argümanlar ileri sürüyordu ancak doğuştan sahip olduğum kalp rahatsızlığım sebebiyle düzenli olarak zaten doktor kontrolündeydim ve doktora bunu söylediğimde değerlerimin gayet normal olduğunu, sebebinin psikolojik olabileceğini söylemişti. Tüm bunları düşünürken üzerinde çok durmadım ve hazır evi boş bulmuşken yine PMO'ya daldım. O gün tam üç kez yaptım. Akşam kendimi artık ölü gibi hissediyordum ve beynim kasılıyordu. İşte tam o sıra Google'da "sürekli yorgun hissediyorum neden?" şeklinde bir arama yaptım. İşte ilk kez orada karşıma "porno bağımlılığı ve etkileri" başlıklı bir yazı çıktı. Bunu görünce çok şaşırdım çünkü bu zamana kadar bunun bağımlılık yaratabilecek bir şey olduğunu gerçekten düşünmüyordum. Hemen yazıyı okumaya başladım. Sosyal fobi, karşı cinsle iletişimde kopukluk, sürekli yorgun hissetme, dikkat dağınıklığı... O an bütün belirtilerin bende olduğunu fark ettim ve büyük bir farkındalık yaşadım. Ancak buna karşı koymak o kadar da kolay olmadı çünkü ben artık bir bağımlıydım, bunu yeni öğreniyordum.
İLK ÇABA
Evet bu farkındalığı 2014 yılında edinmiş olsam da 2016 yılının başına kadar bu konuda hiç bir şey yapmadım. Bu iki yıllık süreç içerisinde hayatım daha da kötüye gitmeye başladı. Lise hayatım gelecek sene bitecekti ancak lisede geçen üç yıl ve bağımlılığın başladığı ortaokul dönemlerini de sayarsanız toplam yedi yıl boyunca bırakın sevgiliyi, yakın bir kız arkadaşım dahi olmamıştı. Sınıfımdaki diğer erkeklere baktığımda ya sevgilileri vardı ya da olmuştu ancak benim arkadaş olarak dahi konuştuğum bir kız yoktu. Ergenliğe girmiş olmamın da etkisiyle bu durum benim moralimi bozmaya başlamıştı. Üstelik fiziksel olarak da diğer arkadaşlarıma nazaran pozitif yönlerim vardı. Boyum uzundu, sarı saçlı ve renkli gözlüydüm. Arkadaşlarım da yakışıklı olmama rağmen nasıl sevgilimin olmadığını soruyordu. Ancak sorun şuydu, ne ben aynaya bakınca kendimi yakışıklı buluyordum ne de kızların yanına gidip bir şeyler konuşmaya cesaretim vardı. Yani bırakın bir kızla flörtleşmeyi, gözlerine bakıp bir şeyler konuşmak bile bana imkansız geliyordu. Bu hisleri her gün hissetmeye başlayınca artık bir şeyler yapmam gerektiğini düşünmeye başladım ve bu sefer porno bağımlılığı hakkında daha detaylı bir araştırma yaptım.
Araştırırken karşıma muhtemelen hepinizin bir kere okuduğu "hayatınızı kökten değiştirecek olay" yazısı çıktı ve bu yazı beni içimde bulunduğum durum hakkında daha da aydınlattı. Yazıyı okuduğum gün PMO'yu bırakma kararını verdim ve ilk kez 36 gün boyunca yapmadan durdum. 90 günü tamamlayamadım ama bu 36 günde bile hislerim ve davranışlarımın çoğu büyük oranda değişmişti. Dinlediğim müzik türleri, insanlarla konuşma biçimim, enerjimi farklı noktalara harcamam, daha sosyal biri olmam... Kendimi iyi hissediyordum ancak yine de bir tetikleyici sebebiyle tekrar bataklığın içinde buldum kendimi. Sonrasında bir daha toparlayamadım ve bağımlılık geri geldi. Ancak zihnim bir kez "normal" hayatı tatmıştı ve bunun mutlaka devamı gelecekti.
ALTIN ÇAĞ
Bir yıl daha PMO ile geçmişti. Hayatımda her şey aynıydı. Neredeyse hiç olmayan bir sosyal hayat, sürekli yorgun his durumu, hiçbir şeye enerjinin olmaması ve özgüven eksikliği. Üstelik üniversite sınavı süreci ile ayrı bir stres gelmişti ve ben PMO bağımlılığım sebebiyle hiçbir şeye odaklanamıyordum. Ben bu şekilde nasıl iyi bir üniversite kazanabilirdim ki? Zaten kazanamadım da ve mezuna kaldım. O zamanlar üniversite sınavları iki oturumda, mart-haziran aylarında yapılıyordu ve ismi YGS - LYS şeklindeydi. Bir sene mezuna kalmama rağmen YGS'de aynı sıralamayı yapmıştım ve bu beni çok üzmüştü. Hedefim Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesiydi ancak YGS sıralamam sebebiyle bu hedefime ulaşmam artık neredeyse imkansızdı ve ben sınav sonuçlarının açıklandığı o gün bir karar verdim, PMO'yu bir şekilde bırakacaktım çünkü artık bu bağımlılık sadece şu anı değil benim geleceğimi de etkiliyordu, böyle giderse tüm hayatım mahvolacaktı. Ders çalışabilmek, buna odaklanabilmek için çok fazla çaba sarfediyordum ve bu asla normal değildi.
LYS'ye 56 gün kalmıştı ve bu sefer kararlıydım. Kararımdan dönmedim ve dayanabildim zaten sınava çalışma yoğunluğumdan bir süre sonra PMO aklıma bile gelmez olmuştu. Koç Üniversitesi olmasa da başarılı denilebilecek bir üniversitenin hukuk fakültesine girebilmiştim ancak çoğu arkadaşım ve hocam buna inanamıyordu çünkü o sıralamadan herhangi bir hukuk fakültesini kazanmak gerçekten imkansıza yakındı ve ben bunu başarabilmiştim. Özellikle son bir ay odaklanmamda yüksek bir artış olmuş, günde 18 saat ders çalışıp 4-5 saat uyku yeterli gelmeye başlamıştı. Bu değişim beni çok mutlu etti ancak sosyal hayatıma etkisini gözlemleyememiştim çünkü o 56 gün gerçekten evden hiç çıkmamıştım. Sınav bittikten bir hafta sonra ne yazık ki yine PMO bataklığına düşmüştüm ancak bu sefer çok uzun sürmeyecekti.
Tüm yaz yine PMO ile geçmişti. Odak sorunu, enerji düşüklüğü gibi tüm belirtilerim yeniden gelmişti. Bunun üstesinden tamamen gelmeliydim. PMO'nun neleri kazandırıp-kaybettirdiğini kendi gözlerimle kendi hayatımda görmüştüm. İki ayda bile bu değişim yaşanıyorsa, geçen altı ayda hiç yapmamış olsaydım şu an nerede olurdum acaba? düşünceleri zihnimde dolaşıp duruyordu.
Üniversiteye de yine PMO bağımlılığı ile başlamıştım ancak bu sefer yaşanmışlıklar ve geliştirmiş olduğum bir irade vardı ve üniversite asla lise gibi olmayacaktı. Üniversitemin ilk ayında bir spor salonuna yazıldım, çeşitli kulüplere girdim ancak bağımlılığım sebebiyle özellikle sosyal yaşama dahil olmakta zorlanıyordum. İnsanlar arkadaş edinmeye başlamıştı bile ama benim bir ay geçmesine rağmen arkadaşım yoktu. Yine PMO yaptığım bir gece karar verdim. Bunu bırakmalıydım yoksa sonunda yine lise hayatım gibi bir hayatım olacaktı. Ne kadar zorlansam da kendimi daha çok sosyal hayata ittim, daha çok spor yaptım ve bunun sonucunda bir şeyler gerçekten değişmeye başlamıştı. PMO'yu bırakalı 40 gün olmuştu ve benim hayatımda ilk kez sevgilim olmuştu. Sevgilim dışında çok fazla kız arkadaşım vardı ve hepsiyle çok rahat konuşabiliyordum. Topluluk içerisinde korkum olmadan şaka yapıyordum, fikrimi belirtiyordum. Bu benim çok hoşuma gitmişti. Bunları ilk kez yaşıyordum. Sonradan kız arkadaşımla ayrılıp, başka bir kızla sevgili oldum. Bu sefer PMO orucum yedi ay sürmüştü ve her şey gerçekten yolundaydı. Mutluydum. Ancak kız arkadaşımla yaşadığım bir yakınlaşma neticesinde tam olarak orgazm yaşayamamam ve bu durumun cinsel organımda bir ağrı oluşturması sebebiyle bu ağrının gitmesi için mastürbasyon yaptım. İşte bu hata beni yeniden bağımlı yaptı. Harika geçen yedi ay bu şekilde son buldu.
YENİDEN BAĞIMLILIK
Bilenler bilir, hukuk fakültelerinde ilk yıl diğer yıllara nispeten kolaydır. Benim de bu yılda kurmuş olduğum düzen yıkılınca geri kalan yıllarda bu düzeni yeniden sağlamak imkansız hale geldi. O kadar sınav, stres arasında PMO'nun yoksunluk krizleriyle -hatalı bir düşünce olsa da- baş edemeyeceğimi düşündüm ve maalesef üniversite hayatım da özellikle pandeminin de etkisiyle sosyal olarak çok kötü geçti. Ne yaptıysam da bu dört yıl içerisinde bu bağımlılığı aşamadım. Bahsettiğim kız arkadaşımla tam dört yıl sevgili olduk ancak aktif bir cinsel hayatımız yoktu yani en fazla sürtünme yoluyla bir cinsellik yaşıyorduk. Ancak onda da orgazm bazen olmuyordu ve ben sonradan mastürbasyon ile bunu gideriyordum.
Okulumdan bu sene mezun oldum. Şu an iyi sayılabilecek bir büroda staj yapıyorum. Okul hayatım boyunca da aklınıza gelebilecek en ünlü şirketlerde stajlar yaptım, programlarda aktif rol aldım. Okulumdan dereceyle mezun oldum. Bunları neden söylüyorum? Ben bunları PMO'ya rağmen başardım. Okulda en aptal insanın bile bir saat içinde çözdüğü pratiği ben iki saat içinde ancak çözüyordum çünkü sürekli dikkatim dağılıyordu. Sosyal hayatımın olmamasının sebeplerinden biri de bu. Normalde beş saat sürecek bir çalışma, bağımlılıktan dolayı on saat sürüyordu. Zaten gün içinde ders çalışmak dışında başka bir şeye de vakit kalmıyordu. Bu kadar emeğe ve başarıya rağmen yine de olmam gereken yerde değilim, benden çok daha az çalışan insanlar benden daha iyi yerlerde. Neden? Çünkü bağımlılığımdan ötür ne yazık ki sosyal becerilerim oldukça düşük kaldı, onların ki ise benden daha yüksek. Bir ortamda konuşabiliyorlar, kendilerinden bahsedebiliyorlar fakat ben bunu yapamıyorum. Yaptığım stajlardan ve katıldığım programlardan ötürü Ali Sabancı'dan tutun Ali Koç'a kadar ünlü yöneticilerin bir çoğu ile bir araya geldim, onlardan birebir veya gruplar halinde eğitimler aldım ancak işin sonunda bu noktadayım. Sosyal anlamda becerin yoksa, biri karşına geldiğinde enerji bulamadığın için, utandığın için ya da ne konuşacağını bilemediğin için konuşamıyorsan ne yaparsan yap hak ettiğin yerde olamıyorsun. Bunu acı şekilde tecrübe ettim.
GELELİM SONUCA
İşte bu da benim hikayem. Öncelikle buraya kadar bıkmadan bu yazıyı okuduysanız demek ki siz de bir şeylerden sıkıldınız ve bir şeylerin değişmesini arzuluyorsunuz. Şunu asla aklınızdan çıkarmayın, PMO bağımlılığınız olduğu sürece asla ama asla hayattan keyif alamayacaksınız, gözlerinizi kapattığınızda kendinizi hayal ettiğiniz o yerde olamayacaksınız. Her zaman en dipte sürünüp, hayali hazlarda mutluluğu arayacaksınız. Bir kız gördüğünüz zaman utanacak, gözlerine bakamayacaksınız. O kadar kolay bir şekilde cinselliğin hazzını yaşıyorsunuz ki, bir kızla konuşup gerçek cinselliği denemek için o zahmete girmek istemeyeceksiniz. Kendinizi geliştirmek isteseniz bile açıp iki sayfa kitap ya da iki dakikalık bir video bile izleyemeyeceksiniz. Ben bunları biliyorum çünkü bunları yıllardır yaşıyorum, böyle giderse yıllar boyunca yaşamaya da devam edeceğim.
PMO bağımlılığının ne yazık ki en acı kurbanlarından biri olarak bu yazıyı buraya kadar okuyan "senin" ne hissettiğini çok iyi anlıyorum. Senin de beni anladığını biliyorum çünkü ben aslında senim, sen de bensin. Yaşadığın şeyin bir bağımlılık olduğunu öğrendiğin andan itibaren PMO'yu bırakmaya çalıştığını ancak en ufak bir tetikleyici de sürekli en başa sardığını ve yıllar boyunca bu döngüde savrulup durduğunu, sürekli bir pişmanlık ve kendinden iğrenme duygularına sahip olduğunu biliyorum. Kim ne derse desin bu hayatta başarı, sosyal yaşamda ne şekilde ve ne kadar var olduğunla belli oluyor. Bu "sosyal yaşamı" arkadaş ortamı, okul ortamı gibi dar şekilde algılama. Çok fazla insanın olduğu tüm ortamlar yani mesela iş ortamı da, proje ortamı da bir sosyal yaşam. Ne kadar bilirsen bil, ne kadar zeki olursan ol bunu kimseye belli edecek, o ortamda söz söyleyecek bir özgüvenin olmadığı müddetçe kimse seni umursamıyor. Bunu sen de biliyorsun veya tecrübe ettin. Bu nedenle acı tecrübelerime dayanarak naçizane bir tavsiye vereceğim, bu bağımlılıktan kurtulmak için asla geç değil. Lisedeysen daha yolun çok başındasın, üniversitedeysen önünde daha iş hayatı var, iş hayatındaysan önünde yıllar sürecek bir kariyerin var. Bu bağımlılık içerisinde kaldıkça çevrendeki insan sayısı azalacak, günün sonunda yapayalnız kalacaksın, bir kız arkadaşın varsa ve bu ilişki ciddi bir ilişkiyse o bile sana çok sıkıcı bir insan olduğunu söyleyip senden daha iyilerini bulmak için seni terk edecek. Yıllar sonra dibe vurduğunu hissedeceksin, bunu çok iyi biliyorum çünkü ben aylardır tam olarak o dipteyim. Ben bugün yıllar evvel olduğu gibi bir karar verdim. Dünyada güçsüz, konuşamayan, suskun, özgüvensiz olursanız sizi saf dışı bırakıyorlar. Ben artık görülmeyen, sessiz sakin, kendi halinde diye tanımlanan o çocuk olmak istemiyorum. Bu yolun sonunda nelerin olduğunu gördüm ve ben oraya ulaşmak için belki bininci kere yola çıkıyorum. Ancak bu sefer bir farkla; bu yolculuğa tek başıma değil, yol arkadaşlarıyla çıkmak istiyorum. Hem size eşlik etmek hem de sizlerin bana eşlik etmesini istiyorum. Buna gerçekten ihtiyacım var. Bu 90 günlük yolculukta bana eşlik eder misiniz?
Bu konu hakkında veya konu dışında sormak istediğiniz şeyler olursa bu gönderinin altında ya da özel mesajla sorabilirsiniz. Hepsini sıkılmadan tek tek cevaplayacağım.
Her şey için teşekkür ederim.
Sevgiler.
Kardeşlerim, dostlarım, abilerim, ablalarım; birazdan 12 senelik bir PMO bağımlısının çocukluğunu, ergenliğini ve gençliğini okuyacaksınız. Hepiniz bu bağımlılıktan kurtulmak için buradasınız, eminim ki bu uzun hikayede hepiniz kendinizden bir parça bulacaksınız. Altı sene önce eski sitede yine uzun bir hikaye yazmıştım. O hikaye benim başarı hikayemdi ancak şu an ne yazık ki yalnızlığı ile boğuşan bir bağımlının hikayesini okuyacaksınız. Bu sebeple okumaya başlamadan önce içeceklerinizi alın, uzun bir yazı olacak.
1999 yılında Ankara'da doğdum. 18 yaşına gelip, üniversite için Bursa'ya gidene kadar da bu şehirde yaşadım. İki abim var, en küçük çocuğum ama onlarla aramdaki yaş farkı fazla olduğu için kendimi bildim bileli onlarla aynı evde yaşamıyorum. Ben ilkokula başladığımda biri üniversite için başka şehire biri de çalışmak için farklı bir ülkeye gitmişti. Yani anlayacağınız yalnız bir çocukluk geçirdim. Oynamak için mahallemize sürekli iniyordum, arkadaşlarım vardı ama aynı evde büyüdüğün bir kardeş gibi olmuyor. Klasik bir Türk ailesiydi benim ailem de. Her şeye koşan, hem anne hem baba olmaya çalışan, seni koruyup kollamaya çalışan bir anne ve ilgisiz bir baba. Babamla hiçbir şey paylaşmadan büyüdüm zaten. İşte böyle yaşayıp giderken ilkokula başladım. İlkokul hocam abimin de ilkokul hocası olduğu ve abim ben ilkokula başladığımda yurtdışında doktorluk yaptığı için büyük bir ilgi ve beklentiyle başladı eğitim hayatım. Ben onun kardeşi olduğum için ben de en az onun kadar başarılı olmalıydım. Daha 7 yaşındayken bu sorumluluk yüklendi omuzlarıma. Beni her gören hoca bana abimin kardeşi olduğumu hatırlatıp, okulun geleceği olduğumdan ve benden çok büyük beklentileri olduğundan bahsediyordu. Ek olarak okula başlamadan okuma ve yazmayı öğrenmiş olduğum için ilgi daha da büyüyordu. Bu baskı altında yedi yıl geçirdim, evet okulda her yapılan deneme sınavında birinci oluyordum ve çok başarılıydım fakat bir kere bile birincilikten düşsem hem hocamdan hem de annemden büyük baskı görüyordum. Bu da bende stres yaratıyordu fakat bu stresimi atacak hiçbir şey yapamıyordum çünkü maddi durumumuz o kadar da iyi değildi. Esnaf baba, ev hanımı anne ve iki tane okuyan çocuk. Yurtdışında okuyan abim ise daha kendi düzenini tam oturtamadığı için bize çok yardımcı olamıyordu. Arkadaşlarım halı sahaya çağırdığında bile en az iki defa düşünüyordum. O zamanlar 5 TL bile benim ve ailem için büyük paraydı, bir saat için harcanmaya değmezdi.
PMO İLE TANIŞMA
Okul-ev-ders üçgeninde geçen monoton günlerin birinde sınıf arkadaşlarımın bir şey konuştuğunu duydum. Yakın arkadaşım Halil, Ömer'e "hızlı yapınca daha zevkli oluyor ama" şeklinde bir cümle kurdu. Ben de merak edip Halil'e bahsettiği konunun ne olduğunu sordum. O da bana "31" cevabını verdi ve ekledi "hiç yapmadın mı?". Ben de yapmadığımı söyledim, o da bana eliyle ileri geri yaparak "şeyine böyle yapıyorsun ve sonra çok zevkli oluyor" dedi. İşte benim PMO'yu tanımam bu şekilde oldu. Çocuk aklı, neyin ne olduğunu bilemiyorsun, bu sebeple ben de Halil'in söylediğini denemeye karar vermiştim.
Soğuk bir pazar günüydü ve annem babama yardım etmek için dükkandaydı. Ev boştu. Bilgisayarı açtım, internete girdim ve "porno" yazarak arama tuşuna bastım. Karşıma çıkan ilk sayfaya girdim ve oradan da bir video açtım. Sonra Halil'in dediğini yapmaya başladım, bir süre sonra orgazm gerçekleşti ve ben çok korktum. Ancak bu şey bana aynı zamanda çok eğlenceli gelmişti. Böylece ilk PMO deneyimimi yaşamış oldum ve bu anı zihnime kaydettim.
PMO'NUN HAKİMİYETİ
Bilenler bilir eskiden liseye geçiş sınavının ismi SBS'ydi ve üç yıl üst üste sınava girerdiniz. Bahsetmiştim; maddi zorluklar, aile ve öğretmenlerim tarafından oluşturulan başarı baskısı ve sınav stresi.. Tüm bunların benim hayatımda üç sonucu oldu: masanın başında geçen bir çocukluk, her stresli hissettiğimde beni çok kolay bir şekilde mutlu eden PMO'ya bağımlılık ve iyi bir lise.
Anlayacağınız liseye her stresli hissettiğimde beni 'stresimden kurtaran' ve 'mutlu eden' bir PMO bağımlılığı ile başlamıştım. O zamanlar bu durum bana o kadar zevk verip, mutlu ediyordu ki bunun zararlı bir şey olduğunu anlayamıyordum çünkü her yaptığımda muazzam bir haz duyuyordum. Liseye yeni başladığım zamanlar vaktim de bol olduğu için fırsat bulduğum her an hatta bazen günde iki üç kez yapmaya başlamıştım. Lise ortamı samimi olduğu için PMO'nun sosyal etkilerini pek hissetmiyordum çünkü sınıftaki herkesle zaten bir şekilde samimi olmuştum. Ancak her ne kadar herkesle konuşsam da kızlarla aramda yine de bir mesafe vardı yani konuşurken pek rahat olamıyordum. Ama o zamanlar çok da umursamıyordum. Büyük bir zevkle dört sene boyunca, hayatımın geri kalanını neredeyse yok edecek boyuta getirdiğim bir canavar yarattığımı bilmiyordum ama geç de olsa yıllar sonra bir şeyleri sorgulamaya başladım.
İLK FARKINDALIK
Yıl 2014, aylardan temmuz, yer İstanbul. Diğer abim geçen sene mezun olmuş ve İstanbul'da işe başlamıştı. 2014 yazında ise yurtdışında yaşayan dayım ve yabancı eşi Türkiye'ye gezmek için geldiler. Biz de Ankara'da sıkılmıştık ve dedik ki abim İstanbul'a taşındı, artık bir evi var. Biz de İstanbul'u hiç görmedik, en azından oraları gezeriz ve abimi ziyaret ederiz. Bu sebeple İstanbul'a gittik. Gittiğimiz gün tüm ailem gezmek için hemen kendilerini dışarıya attı. Ancak benim içimden dışarı çıkmak gelmiyordu ve yorgun hissettiğimi bu nedenle de evde kalmak istediğimi söyledim. Ailemi zorla da olsa buna ikna ettim ve evde kaldım. O gün bunun o güne özel olmadığını ve aslında her gün kendimi yorgun hissettiğimi fark ettim. Bunu çevreme anlattığımda herkes havalardan, yediklerinden, vitaminsizlikten gibi argümanlar ileri sürüyordu ancak doğuştan sahip olduğum kalp rahatsızlığım sebebiyle düzenli olarak zaten doktor kontrolündeydim ve doktora bunu söylediğimde değerlerimin gayet normal olduğunu, sebebinin psikolojik olabileceğini söylemişti. Tüm bunları düşünürken üzerinde çok durmadım ve hazır evi boş bulmuşken yine PMO'ya daldım. O gün tam üç kez yaptım. Akşam kendimi artık ölü gibi hissediyordum ve beynim kasılıyordu. İşte tam o sıra Google'da "sürekli yorgun hissediyorum neden?" şeklinde bir arama yaptım. İşte ilk kez orada karşıma "porno bağımlılığı ve etkileri" başlıklı bir yazı çıktı. Bunu görünce çok şaşırdım çünkü bu zamana kadar bunun bağımlılık yaratabilecek bir şey olduğunu gerçekten düşünmüyordum. Hemen yazıyı okumaya başladım. Sosyal fobi, karşı cinsle iletişimde kopukluk, sürekli yorgun hissetme, dikkat dağınıklığı... O an bütün belirtilerin bende olduğunu fark ettim ve büyük bir farkındalık yaşadım. Ancak buna karşı koymak o kadar da kolay olmadı çünkü ben artık bir bağımlıydım, bunu yeni öğreniyordum.
İLK ÇABA
Evet bu farkındalığı 2014 yılında edinmiş olsam da 2016 yılının başına kadar bu konuda hiç bir şey yapmadım. Bu iki yıllık süreç içerisinde hayatım daha da kötüye gitmeye başladı. Lise hayatım gelecek sene bitecekti ancak lisede geçen üç yıl ve bağımlılığın başladığı ortaokul dönemlerini de sayarsanız toplam yedi yıl boyunca bırakın sevgiliyi, yakın bir kız arkadaşım dahi olmamıştı. Sınıfımdaki diğer erkeklere baktığımda ya sevgilileri vardı ya da olmuştu ancak benim arkadaş olarak dahi konuştuğum bir kız yoktu. Ergenliğe girmiş olmamın da etkisiyle bu durum benim moralimi bozmaya başlamıştı. Üstelik fiziksel olarak da diğer arkadaşlarıma nazaran pozitif yönlerim vardı. Boyum uzundu, sarı saçlı ve renkli gözlüydüm. Arkadaşlarım da yakışıklı olmama rağmen nasıl sevgilimin olmadığını soruyordu. Ancak sorun şuydu, ne ben aynaya bakınca kendimi yakışıklı buluyordum ne de kızların yanına gidip bir şeyler konuşmaya cesaretim vardı. Yani bırakın bir kızla flörtleşmeyi, gözlerine bakıp bir şeyler konuşmak bile bana imkansız geliyordu. Bu hisleri her gün hissetmeye başlayınca artık bir şeyler yapmam gerektiğini düşünmeye başladım ve bu sefer porno bağımlılığı hakkında daha detaylı bir araştırma yaptım.
Araştırırken karşıma muhtemelen hepinizin bir kere okuduğu "hayatınızı kökten değiştirecek olay" yazısı çıktı ve bu yazı beni içimde bulunduğum durum hakkında daha da aydınlattı. Yazıyı okuduğum gün PMO'yu bırakma kararını verdim ve ilk kez 36 gün boyunca yapmadan durdum. 90 günü tamamlayamadım ama bu 36 günde bile hislerim ve davranışlarımın çoğu büyük oranda değişmişti. Dinlediğim müzik türleri, insanlarla konuşma biçimim, enerjimi farklı noktalara harcamam, daha sosyal biri olmam... Kendimi iyi hissediyordum ancak yine de bir tetikleyici sebebiyle tekrar bataklığın içinde buldum kendimi. Sonrasında bir daha toparlayamadım ve bağımlılık geri geldi. Ancak zihnim bir kez "normal" hayatı tatmıştı ve bunun mutlaka devamı gelecekti.
ALTIN ÇAĞ
Bir yıl daha PMO ile geçmişti. Hayatımda her şey aynıydı. Neredeyse hiç olmayan bir sosyal hayat, sürekli yorgun his durumu, hiçbir şeye enerjinin olmaması ve özgüven eksikliği. Üstelik üniversite sınavı süreci ile ayrı bir stres gelmişti ve ben PMO bağımlılığım sebebiyle hiçbir şeye odaklanamıyordum. Ben bu şekilde nasıl iyi bir üniversite kazanabilirdim ki? Zaten kazanamadım da ve mezuna kaldım. O zamanlar üniversite sınavları iki oturumda, mart-haziran aylarında yapılıyordu ve ismi YGS - LYS şeklindeydi. Bir sene mezuna kalmama rağmen YGS'de aynı sıralamayı yapmıştım ve bu beni çok üzmüştü. Hedefim Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesiydi ancak YGS sıralamam sebebiyle bu hedefime ulaşmam artık neredeyse imkansızdı ve ben sınav sonuçlarının açıklandığı o gün bir karar verdim, PMO'yu bir şekilde bırakacaktım çünkü artık bu bağımlılık sadece şu anı değil benim geleceğimi de etkiliyordu, böyle giderse tüm hayatım mahvolacaktı. Ders çalışabilmek, buna odaklanabilmek için çok fazla çaba sarfediyordum ve bu asla normal değildi.
LYS'ye 56 gün kalmıştı ve bu sefer kararlıydım. Kararımdan dönmedim ve dayanabildim zaten sınava çalışma yoğunluğumdan bir süre sonra PMO aklıma bile gelmez olmuştu. Koç Üniversitesi olmasa da başarılı denilebilecek bir üniversitenin hukuk fakültesine girebilmiştim ancak çoğu arkadaşım ve hocam buna inanamıyordu çünkü o sıralamadan herhangi bir hukuk fakültesini kazanmak gerçekten imkansıza yakındı ve ben bunu başarabilmiştim. Özellikle son bir ay odaklanmamda yüksek bir artış olmuş, günde 18 saat ders çalışıp 4-5 saat uyku yeterli gelmeye başlamıştı. Bu değişim beni çok mutlu etti ancak sosyal hayatıma etkisini gözlemleyememiştim çünkü o 56 gün gerçekten evden hiç çıkmamıştım. Sınav bittikten bir hafta sonra ne yazık ki yine PMO bataklığına düşmüştüm ancak bu sefer çok uzun sürmeyecekti.
Tüm yaz yine PMO ile geçmişti. Odak sorunu, enerji düşüklüğü gibi tüm belirtilerim yeniden gelmişti. Bunun üstesinden tamamen gelmeliydim. PMO'nun neleri kazandırıp-kaybettirdiğini kendi gözlerimle kendi hayatımda görmüştüm. İki ayda bile bu değişim yaşanıyorsa, geçen altı ayda hiç yapmamış olsaydım şu an nerede olurdum acaba? düşünceleri zihnimde dolaşıp duruyordu.
Üniversiteye de yine PMO bağımlılığı ile başlamıştım ancak bu sefer yaşanmışlıklar ve geliştirmiş olduğum bir irade vardı ve üniversite asla lise gibi olmayacaktı. Üniversitemin ilk ayında bir spor salonuna yazıldım, çeşitli kulüplere girdim ancak bağımlılığım sebebiyle özellikle sosyal yaşama dahil olmakta zorlanıyordum. İnsanlar arkadaş edinmeye başlamıştı bile ama benim bir ay geçmesine rağmen arkadaşım yoktu. Yine PMO yaptığım bir gece karar verdim. Bunu bırakmalıydım yoksa sonunda yine lise hayatım gibi bir hayatım olacaktı. Ne kadar zorlansam da kendimi daha çok sosyal hayata ittim, daha çok spor yaptım ve bunun sonucunda bir şeyler gerçekten değişmeye başlamıştı. PMO'yu bırakalı 40 gün olmuştu ve benim hayatımda ilk kez sevgilim olmuştu. Sevgilim dışında çok fazla kız arkadaşım vardı ve hepsiyle çok rahat konuşabiliyordum. Topluluk içerisinde korkum olmadan şaka yapıyordum, fikrimi belirtiyordum. Bu benim çok hoşuma gitmişti. Bunları ilk kez yaşıyordum. Sonradan kız arkadaşımla ayrılıp, başka bir kızla sevgili oldum. Bu sefer PMO orucum yedi ay sürmüştü ve her şey gerçekten yolundaydı. Mutluydum. Ancak kız arkadaşımla yaşadığım bir yakınlaşma neticesinde tam olarak orgazm yaşayamamam ve bu durumun cinsel organımda bir ağrı oluşturması sebebiyle bu ağrının gitmesi için mastürbasyon yaptım. İşte bu hata beni yeniden bağımlı yaptı. Harika geçen yedi ay bu şekilde son buldu.
YENİDEN BAĞIMLILIK
Bilenler bilir, hukuk fakültelerinde ilk yıl diğer yıllara nispeten kolaydır. Benim de bu yılda kurmuş olduğum düzen yıkılınca geri kalan yıllarda bu düzeni yeniden sağlamak imkansız hale geldi. O kadar sınav, stres arasında PMO'nun yoksunluk krizleriyle -hatalı bir düşünce olsa da- baş edemeyeceğimi düşündüm ve maalesef üniversite hayatım da özellikle pandeminin de etkisiyle sosyal olarak çok kötü geçti. Ne yaptıysam da bu dört yıl içerisinde bu bağımlılığı aşamadım. Bahsettiğim kız arkadaşımla tam dört yıl sevgili olduk ancak aktif bir cinsel hayatımız yoktu yani en fazla sürtünme yoluyla bir cinsellik yaşıyorduk. Ancak onda da orgazm bazen olmuyordu ve ben sonradan mastürbasyon ile bunu gideriyordum.
Okulumdan bu sene mezun oldum. Şu an iyi sayılabilecek bir büroda staj yapıyorum. Okul hayatım boyunca da aklınıza gelebilecek en ünlü şirketlerde stajlar yaptım, programlarda aktif rol aldım. Okulumdan dereceyle mezun oldum. Bunları neden söylüyorum? Ben bunları PMO'ya rağmen başardım. Okulda en aptal insanın bile bir saat içinde çözdüğü pratiği ben iki saat içinde ancak çözüyordum çünkü sürekli dikkatim dağılıyordu. Sosyal hayatımın olmamasının sebeplerinden biri de bu. Normalde beş saat sürecek bir çalışma, bağımlılıktan dolayı on saat sürüyordu. Zaten gün içinde ders çalışmak dışında başka bir şeye de vakit kalmıyordu. Bu kadar emeğe ve başarıya rağmen yine de olmam gereken yerde değilim, benden çok daha az çalışan insanlar benden daha iyi yerlerde. Neden? Çünkü bağımlılığımdan ötür ne yazık ki sosyal becerilerim oldukça düşük kaldı, onların ki ise benden daha yüksek. Bir ortamda konuşabiliyorlar, kendilerinden bahsedebiliyorlar fakat ben bunu yapamıyorum. Yaptığım stajlardan ve katıldığım programlardan ötürü Ali Sabancı'dan tutun Ali Koç'a kadar ünlü yöneticilerin bir çoğu ile bir araya geldim, onlardan birebir veya gruplar halinde eğitimler aldım ancak işin sonunda bu noktadayım. Sosyal anlamda becerin yoksa, biri karşına geldiğinde enerji bulamadığın için, utandığın için ya da ne konuşacağını bilemediğin için konuşamıyorsan ne yaparsan yap hak ettiğin yerde olamıyorsun. Bunu acı şekilde tecrübe ettim.
GELELİM SONUCA
İşte bu da benim hikayem. Öncelikle buraya kadar bıkmadan bu yazıyı okuduysanız demek ki siz de bir şeylerden sıkıldınız ve bir şeylerin değişmesini arzuluyorsunuz. Şunu asla aklınızdan çıkarmayın, PMO bağımlılığınız olduğu sürece asla ama asla hayattan keyif alamayacaksınız, gözlerinizi kapattığınızda kendinizi hayal ettiğiniz o yerde olamayacaksınız. Her zaman en dipte sürünüp, hayali hazlarda mutluluğu arayacaksınız. Bir kız gördüğünüz zaman utanacak, gözlerine bakamayacaksınız. O kadar kolay bir şekilde cinselliğin hazzını yaşıyorsunuz ki, bir kızla konuşup gerçek cinselliği denemek için o zahmete girmek istemeyeceksiniz. Kendinizi geliştirmek isteseniz bile açıp iki sayfa kitap ya da iki dakikalık bir video bile izleyemeyeceksiniz. Ben bunları biliyorum çünkü bunları yıllardır yaşıyorum, böyle giderse yıllar boyunca yaşamaya da devam edeceğim.
PMO bağımlılığının ne yazık ki en acı kurbanlarından biri olarak bu yazıyı buraya kadar okuyan "senin" ne hissettiğini çok iyi anlıyorum. Senin de beni anladığını biliyorum çünkü ben aslında senim, sen de bensin. Yaşadığın şeyin bir bağımlılık olduğunu öğrendiğin andan itibaren PMO'yu bırakmaya çalıştığını ancak en ufak bir tetikleyici de sürekli en başa sardığını ve yıllar boyunca bu döngüde savrulup durduğunu, sürekli bir pişmanlık ve kendinden iğrenme duygularına sahip olduğunu biliyorum. Kim ne derse desin bu hayatta başarı, sosyal yaşamda ne şekilde ve ne kadar var olduğunla belli oluyor. Bu "sosyal yaşamı" arkadaş ortamı, okul ortamı gibi dar şekilde algılama. Çok fazla insanın olduğu tüm ortamlar yani mesela iş ortamı da, proje ortamı da bir sosyal yaşam. Ne kadar bilirsen bil, ne kadar zeki olursan ol bunu kimseye belli edecek, o ortamda söz söyleyecek bir özgüvenin olmadığı müddetçe kimse seni umursamıyor. Bunu sen de biliyorsun veya tecrübe ettin. Bu nedenle acı tecrübelerime dayanarak naçizane bir tavsiye vereceğim, bu bağımlılıktan kurtulmak için asla geç değil. Lisedeysen daha yolun çok başındasın, üniversitedeysen önünde daha iş hayatı var, iş hayatındaysan önünde yıllar sürecek bir kariyerin var. Bu bağımlılık içerisinde kaldıkça çevrendeki insan sayısı azalacak, günün sonunda yapayalnız kalacaksın, bir kız arkadaşın varsa ve bu ilişki ciddi bir ilişkiyse o bile sana çok sıkıcı bir insan olduğunu söyleyip senden daha iyilerini bulmak için seni terk edecek. Yıllar sonra dibe vurduğunu hissedeceksin, bunu çok iyi biliyorum çünkü ben aylardır tam olarak o dipteyim. Ben bugün yıllar evvel olduğu gibi bir karar verdim. Dünyada güçsüz, konuşamayan, suskun, özgüvensiz olursanız sizi saf dışı bırakıyorlar. Ben artık görülmeyen, sessiz sakin, kendi halinde diye tanımlanan o çocuk olmak istemiyorum. Bu yolun sonunda nelerin olduğunu gördüm ve ben oraya ulaşmak için belki bininci kere yola çıkıyorum. Ancak bu sefer bir farkla; bu yolculuğa tek başıma değil, yol arkadaşlarıyla çıkmak istiyorum. Hem size eşlik etmek hem de sizlerin bana eşlik etmesini istiyorum. Buna gerçekten ihtiyacım var. Bu 90 günlük yolculukta bana eşlik eder misiniz?
Bu konu hakkında veya konu dışında sormak istediğiniz şeyler olursa bu gönderinin altında ya da özel mesajla sorabilirsiniz. Hepsini sıkılmadan tek tek cevaplayacağım.
Her şey için teşekkür ederim.
Sevgiler.