Priv@te_reflection
Jüpiter Yolcusu
- Katılım
- 18 Ocak 2023
- Mesajlar
- 307
- Tepki puanı
- 254
- Puanları
- 96
Bilindiği üzere, nofap topluluğunda yer alan hemen herkes mastürbasyonun zararları hakkında az ya da çok bilgi sahibidir. Ancak bu zararlar çoğunlukla fiziksel boyutta ele alınırken, felsefi ve varoluşsal açıdan yeterince derinlemesine değerlendirilmemektedir. Oysa bu sorunun cevabı, mastürbasyon eyleminin doğasına dikkatlice bakıldığında daha net biçimde ortaya çıkar.
Mastürbasyonun en belirgin özelliği, sınırlı bir haz alanına sahip olmasıdır. Ne kadar edging yapılırsa yapılsın, süreç belli bir eşiği geçemez; sonunda her şey birkaç saniyelik yoğun bir haz anında son bulur. Edging ile bu süreç uzatılsa bile yaşanan zevk, nihayetinde 2–3 saniyelik bir sarhoşluktan ibarettir.
Asıl sorun da burada başlar. Mastürbasyon, değerli bir enerjinin uzun vadeye yayılmak yerine kıyıya yanaştırılıp birkaç saniyede tüketilmesi gibidir. Ortalama on yıllar sürebilecek bir evlilik ve cinsellik deneyiminin, sanki tek bir anın içine sıkıştırılıp hızla bitirilmesi gibi… Bu nedenle birçok insan, eylemden sonra derin bir tükenmişlik hissi yaşar. Bu kısa haz anı, kimi zaman insanın ölüm anında hayatının gözlerinin önünden geçmesi metaforuna benzer bir deneyim yaratır; yoğun ama geçici ve ardından boşluk bırakan bir hâl.
Bir diğer önemli zarar ise, bireyi giderek maddi alana sabitlemesidir. Mastürbasyon, cinselliği anlamdan koparıp salt haz ve bedensel tatmin düzeyine indirger. Bu durumda insan, sahip olduğu enerjiyi ruhsal ve manevi alanlardan çekerek maddesel düşünce biçimlerine yönlendirmiş olur. Adeta bir terazi gibi düşünecek olursak, bir kefede mana, diğer kefede madde vardır. Her fap eylemi, teraziyi madde lehine biraz daha ağırlaştırır.
Haz odaklı eylemler, bedeni önceleyen ve onu merkeze alan davranışlardır. Tıpkı sürekli ve kontrolsüz yemeye düşkünlük gibi, yoğun cinsel haz arayışı da insanı giderek daha fazla maddi alana çeker. Ruh bu süreçte geri plana itilir; adeta suyu çekilmiş bir toprak gibi verimsizleşir. Bu tekrarlandıkça kişi, yapay ve yüzeysel bir haz alanını güçlendirmeye kendini bilinçsizce demirlemiş olur.
Özetle, mastürbasyonun temel zararları yalnızca fiziksel değil; enerjinin yanlış alana yönlendirilmesi, hazların sıkıştırılması ve insanın mana-madde dengesinde maddi tarafa hapsolmasıdır. Asıl yıpratıcı olan da tam olarak budur.
Mastürbasyonun en belirgin özelliği, sınırlı bir haz alanına sahip olmasıdır. Ne kadar edging yapılırsa yapılsın, süreç belli bir eşiği geçemez; sonunda her şey birkaç saniyelik yoğun bir haz anında son bulur. Edging ile bu süreç uzatılsa bile yaşanan zevk, nihayetinde 2–3 saniyelik bir sarhoşluktan ibarettir.
Asıl sorun da burada başlar. Mastürbasyon, değerli bir enerjinin uzun vadeye yayılmak yerine kıyıya yanaştırılıp birkaç saniyede tüketilmesi gibidir. Ortalama on yıllar sürebilecek bir evlilik ve cinsellik deneyiminin, sanki tek bir anın içine sıkıştırılıp hızla bitirilmesi gibi… Bu nedenle birçok insan, eylemden sonra derin bir tükenmişlik hissi yaşar. Bu kısa haz anı, kimi zaman insanın ölüm anında hayatının gözlerinin önünden geçmesi metaforuna benzer bir deneyim yaratır; yoğun ama geçici ve ardından boşluk bırakan bir hâl.
Bir diğer önemli zarar ise, bireyi giderek maddi alana sabitlemesidir. Mastürbasyon, cinselliği anlamdan koparıp salt haz ve bedensel tatmin düzeyine indirger. Bu durumda insan, sahip olduğu enerjiyi ruhsal ve manevi alanlardan çekerek maddesel düşünce biçimlerine yönlendirmiş olur. Adeta bir terazi gibi düşünecek olursak, bir kefede mana, diğer kefede madde vardır. Her fap eylemi, teraziyi madde lehine biraz daha ağırlaştırır.
Haz odaklı eylemler, bedeni önceleyen ve onu merkeze alan davranışlardır. Tıpkı sürekli ve kontrolsüz yemeye düşkünlük gibi, yoğun cinsel haz arayışı da insanı giderek daha fazla maddi alana çeker. Ruh bu süreçte geri plana itilir; adeta suyu çekilmiş bir toprak gibi verimsizleşir. Bu tekrarlandıkça kişi, yapay ve yüzeysel bir haz alanını güçlendirmeye kendini bilinçsizce demirlemiş olur.
Özetle, mastürbasyonun temel zararları yalnızca fiziksel değil; enerjinin yanlış alana yönlendirilmesi, hazların sıkıştırılması ve insanın mana-madde dengesinde maddi tarafa hapsolmasıdır. Asıl yıpratıcı olan da tam olarak budur.





