AvelonGame
Yeni Üye
- Katılım
- 27 Nis 2026
- Mesajlar
- 3
- Tepki puanı
- 7
- Puanları
- 3
Bismillah.
Herkese Selamlar.
Nofapı umursamadığım ve unuttuğum uzun bir süreden sonra tekrar bu yola girmeye niyetlendim ve ilk yapmak istediğim şey içimi dökmek oldu. PMO nun bilinen tüm olumsuz etkilerine sahip olduğum için oturup bir konu açmak bile zor geldi. Geç de olsa kendi hikayemi anlatmaya çalışıcam.
Nerden başlayacağımı nasıl anlatacağımı bilmiyorum, zihnim de bu aralar pek açık olmadığı için biraz karman çorman ne anlattığı belli olmayan bir yazı olabilir bu sebeple vakit ayırıp okuyan olursa kusuruma bakmasın.
Nofaple ilk olarak sanırım 2016 yılında tanıştım o zaman nf-tr sitesi vardı (seneden emin değilim), bu siteyi keşfetmeden önce zaten hayatımda bir şeylerin çok yanlış olduğunun farkına varmış ve kendimce bir nofap süreci denemem olmuştu. Liseden yeni mezun olmuştum ve hayata dair hiçbir istek ve motivasyona sahip değildim. Ailemin üniversite okumam yönündeki baskısı da güçlenince depresif hissettiğim bir döneme girdim. Bu dönemde kendimi sorguladığımda kendimle alakalı farkettiğim ve beni korkutan şey şu oldu; Hayata dair hiçbir istek ve arzuya sahip değildim, peşinden koşmak istediğim hiçbir hedef yoktu. Öyle ki bu dönemde bana duygularını itiraf eden ve bu kişi benim halihazırda platonik aşık olduğum kız olmasına rağmen seni sevmiyorum demek zorunda kaldım. Hatta bu dönemde dertleştiğim bir arkadaşıma gelecekle ilgili hiçbir hedefimin olmadığını gerekirse çöpte yaşayabileceğimi falan söylediğimi hatırlıyorum. Durumun vehametini anlayın işte, bildiğin içi boş bi kabuk. İnsan her ne yaşarsa yaşasın bir süre sonra kanıksamaya başlıyor ama o dönem ilk kez tecrübe ediyordum böyle bir şeyi, dolayısıyla değiştirmeye çalıştım.
Bu dönemde sanırım yutupta bir nofap içeriğiyle karşılaştım ve hiç şüphe etmeden hayatımı düzene sokmak için yapmam gereken ilk şeyin bu olduğuna inandım. Nofapi keşfetmeden önce namaz kılmaya çalışıyordum ama asla dikiş tutturamıyordum. Nofaple birlikte namazlarımı düzenli kılmaya başladım ve manevi olarak bir çıkış yolu gördükçe bu yoldaki motivasyonum arttı. Bu süreçte evdeki baskıdan kurtulmak amacıyla yarı bursla üniversteye başladım. 5 ve 6 aylık uzun nofap süreçlerim oldu ve bana inanılmaz bilişsel faydaları oldu ve bu süreçte bölüm birincisi olarak tam burs almaya hak kazandım ki bu benim gibi lisede her sene sınıfı ucu ucuna bazen de hocaların ittirmesiye geçen biri için son derece şaşırtıcı bi sonuçtu. Ailemden ve çevremden aldığım tepkiler de bunu doğruluyodu. Ama bir problem vardı depresyonum hafiflemiyordu aksine nofaple tanıştığım zaman yeni yeni farkına vardığım depresif duygu durumum gittikçe güçleniyordu ve yetmezmiş gibi yanına bir de sosyal anksiyete vardı. Freud'un uygarlığın huzursuzluğu kitabındaki gibi bir ikilem yaşıyordum, sanki hayatı ciddiye almak ve yapılması gerekenleri yapmak bana belirli kazanımlar sağlıyor ama diğer taraftan ciddi ruhsal sıkıntılara yol açıyordu. Önümde bir seçim vardı ilkel bir şekilde yaşayıp huzursuzluk yaşamamak veya medeni olup ailenin ve toplumun senden beklediklerini yerine getirmek ve bununla birlikte gelen bir huzursuzluk. Ve gittikçe barbar tarafım ağır basmaya başladı, her şeyi bu kadar umursamayı, bir şeyler hakkında kaygılanmayı bırakma isteği gittikçe güçlenmeye başladı. Nofapi artık eskisi kadar umursamıyordum, süreçlerim bozulduktan sonra pişmanlık yaşıyor olmama rağmen tekrar sürece girme motivasyonum kalmamıştı ve zaman geçtikçe bunu daha az düşünmeye ve umursamaya başladım ve bir noktadan sonra artık süreç bozduğum için pişman olmamaya karar verdim, bunun bana iyi gelmediğini düşünüyordum. O zaman tam olarak ne düşündüm bilmiyorum ama egoma zarar verdiğini falan düşünmüş olmalıyım.
Kendimi değiştirmekle ilgili kararlılığımı kaybetmeden önce üniversitede 3.9 ortalamam vardı ve bir yandan ingilizce kursu alıyordum çünkü hedefim akademisyen olmaktı. Burdan sonrası yokuş aşağı gidiyor. Önce nofapi kafaya takmayı bıraktım sonra namazlarımı sonra okulu. Yaklaşık 30 yıllık hayatımda hiç gri kalamadım hep ya siyah ya beyazdım. Bu 3 yıllık sürecin ardından çok hızlı bir şekilde karanlık tarafa geçtim ve bu dönem yaşadıklarım medeniyet metaforunu doğrular nitelikteydi, açıkça geleceğimi mahvedecek kararlar alıyorken ruhumdaki huzursuzluk azalmaya başlamıştı, depresyonum hafiflemiş sosyal anksiyetem büyük ölçüde bitmişti. Namazı bıraktıktan yaklaşık bir hafta sonra bir öfke nöbetiyle ki çok nadir öfkelenirim, hele de kendimi kaybedecek kadar öfkelenmek pek yaşadığım bi durum değil (genelde sakinliğimle, umursamaz olmamla bilinirim). Bir öfke nöbetiyle cama yumruk attım hatta direkt kolumu cama soktum desem daha doğru olur ve bunun sonucunda kolumda sinir kesisi oldu ve elimde hasar kaldı (atrofi, 2 parmakta hissizlik). Burdan sonra her şeyin nasıl daha kötüye gittiğini kafamda oturtamıyorum ama şöyle söyliyim bi 6 yıllık boşluk zaten araya koronada girdi hepsi üst üste geldi mental ve toplumsal çöküşü üst üste koyup yedim. Üniversite bir şekilde bitti ve ben o zamandan beri önemsiz şeylerle oyalanarak ömrümü geçirdim. Her şeyden vazgeçmenin getirdiği geçici rahatlama çok uzun sürmedi tabi, depresyon kısa bir boşluktan sonra tekrar geri geldi ve güçlenmeye devam etti. Rocky abimizin söylediği gibi kimse hayat kadar sert vuramaz. Ben hayatı umursamamazlık sanatını icra ederek yaşayabileceğimi zannederken hayat beni iddiamdan çok güzel bir şekilde vurdu.
İlk başlarda aklımdan geçtiğinde başımın dönmesine ve nabzımın hızlanmasına neden olan olumsuz düşünceler yavaş yavaş zihnimde iyice yer etmeye başladı. Bir noktadan sonra bunlar en güçlü olumsuz bilişlerim oldu ve yalnız kaldığım her an kafamda dönmeye başladı. Bu düşüncelerden birisi *nt*hardı doğal olarak. Başka bir şey düşünemeyecek bir duruma geldiğimde yavaş yavaş durumum hakkında kaygılanmaya başlayabildim artık. Artık nasıl bi gaflet uykusundaysam utanmasam ipi boynuma geçirdiğimde bi mücadeleye girişecektim nerdeyse. Yani bu duruma gelirken hiçbir değişim çabam olmadı ve bu bana çok enteresan geliyor. O haldeki kendimi tamamen şu ayetin muhatabı olarak görüyorum.
"Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır." (Bakara Suresi, 7) [
Neyse uzun lafın kısası uzun bir gaflet uykusundan uyandım ve her şey için ne kadar geç olduğu gibi saçma sapan düşüncelerin hepsini bir kenara bırakarak ruhumu iyileştirmek istiyorum.
Herkese Selamlar.
Nofapı umursamadığım ve unuttuğum uzun bir süreden sonra tekrar bu yola girmeye niyetlendim ve ilk yapmak istediğim şey içimi dökmek oldu. PMO nun bilinen tüm olumsuz etkilerine sahip olduğum için oturup bir konu açmak bile zor geldi. Geç de olsa kendi hikayemi anlatmaya çalışıcam.
Nerden başlayacağımı nasıl anlatacağımı bilmiyorum, zihnim de bu aralar pek açık olmadığı için biraz karman çorman ne anlattığı belli olmayan bir yazı olabilir bu sebeple vakit ayırıp okuyan olursa kusuruma bakmasın.
Nofaple ilk olarak sanırım 2016 yılında tanıştım o zaman nf-tr sitesi vardı (seneden emin değilim), bu siteyi keşfetmeden önce zaten hayatımda bir şeylerin çok yanlış olduğunun farkına varmış ve kendimce bir nofap süreci denemem olmuştu. Liseden yeni mezun olmuştum ve hayata dair hiçbir istek ve motivasyona sahip değildim. Ailemin üniversite okumam yönündeki baskısı da güçlenince depresif hissettiğim bir döneme girdim. Bu dönemde kendimi sorguladığımda kendimle alakalı farkettiğim ve beni korkutan şey şu oldu; Hayata dair hiçbir istek ve arzuya sahip değildim, peşinden koşmak istediğim hiçbir hedef yoktu. Öyle ki bu dönemde bana duygularını itiraf eden ve bu kişi benim halihazırda platonik aşık olduğum kız olmasına rağmen seni sevmiyorum demek zorunda kaldım. Hatta bu dönemde dertleştiğim bir arkadaşıma gelecekle ilgili hiçbir hedefimin olmadığını gerekirse çöpte yaşayabileceğimi falan söylediğimi hatırlıyorum. Durumun vehametini anlayın işte, bildiğin içi boş bi kabuk. İnsan her ne yaşarsa yaşasın bir süre sonra kanıksamaya başlıyor ama o dönem ilk kez tecrübe ediyordum böyle bir şeyi, dolayısıyla değiştirmeye çalıştım.
Bu dönemde sanırım yutupta bir nofap içeriğiyle karşılaştım ve hiç şüphe etmeden hayatımı düzene sokmak için yapmam gereken ilk şeyin bu olduğuna inandım. Nofapi keşfetmeden önce namaz kılmaya çalışıyordum ama asla dikiş tutturamıyordum. Nofaple birlikte namazlarımı düzenli kılmaya başladım ve manevi olarak bir çıkış yolu gördükçe bu yoldaki motivasyonum arttı. Bu süreçte evdeki baskıdan kurtulmak amacıyla yarı bursla üniversteye başladım. 5 ve 6 aylık uzun nofap süreçlerim oldu ve bana inanılmaz bilişsel faydaları oldu ve bu süreçte bölüm birincisi olarak tam burs almaya hak kazandım ki bu benim gibi lisede her sene sınıfı ucu ucuna bazen de hocaların ittirmesiye geçen biri için son derece şaşırtıcı bi sonuçtu. Ailemden ve çevremden aldığım tepkiler de bunu doğruluyodu. Ama bir problem vardı depresyonum hafiflemiyordu aksine nofaple tanıştığım zaman yeni yeni farkına vardığım depresif duygu durumum gittikçe güçleniyordu ve yetmezmiş gibi yanına bir de sosyal anksiyete vardı. Freud'un uygarlığın huzursuzluğu kitabındaki gibi bir ikilem yaşıyordum, sanki hayatı ciddiye almak ve yapılması gerekenleri yapmak bana belirli kazanımlar sağlıyor ama diğer taraftan ciddi ruhsal sıkıntılara yol açıyordu. Önümde bir seçim vardı ilkel bir şekilde yaşayıp huzursuzluk yaşamamak veya medeni olup ailenin ve toplumun senden beklediklerini yerine getirmek ve bununla birlikte gelen bir huzursuzluk. Ve gittikçe barbar tarafım ağır basmaya başladı, her şeyi bu kadar umursamayı, bir şeyler hakkında kaygılanmayı bırakma isteği gittikçe güçlenmeye başladı. Nofapi artık eskisi kadar umursamıyordum, süreçlerim bozulduktan sonra pişmanlık yaşıyor olmama rağmen tekrar sürece girme motivasyonum kalmamıştı ve zaman geçtikçe bunu daha az düşünmeye ve umursamaya başladım ve bir noktadan sonra artık süreç bozduğum için pişman olmamaya karar verdim, bunun bana iyi gelmediğini düşünüyordum. O zaman tam olarak ne düşündüm bilmiyorum ama egoma zarar verdiğini falan düşünmüş olmalıyım.
Kendimi değiştirmekle ilgili kararlılığımı kaybetmeden önce üniversitede 3.9 ortalamam vardı ve bir yandan ingilizce kursu alıyordum çünkü hedefim akademisyen olmaktı. Burdan sonrası yokuş aşağı gidiyor. Önce nofapi kafaya takmayı bıraktım sonra namazlarımı sonra okulu. Yaklaşık 30 yıllık hayatımda hiç gri kalamadım hep ya siyah ya beyazdım. Bu 3 yıllık sürecin ardından çok hızlı bir şekilde karanlık tarafa geçtim ve bu dönem yaşadıklarım medeniyet metaforunu doğrular nitelikteydi, açıkça geleceğimi mahvedecek kararlar alıyorken ruhumdaki huzursuzluk azalmaya başlamıştı, depresyonum hafiflemiş sosyal anksiyetem büyük ölçüde bitmişti. Namazı bıraktıktan yaklaşık bir hafta sonra bir öfke nöbetiyle ki çok nadir öfkelenirim, hele de kendimi kaybedecek kadar öfkelenmek pek yaşadığım bi durum değil (genelde sakinliğimle, umursamaz olmamla bilinirim). Bir öfke nöbetiyle cama yumruk attım hatta direkt kolumu cama soktum desem daha doğru olur ve bunun sonucunda kolumda sinir kesisi oldu ve elimde hasar kaldı (atrofi, 2 parmakta hissizlik). Burdan sonra her şeyin nasıl daha kötüye gittiğini kafamda oturtamıyorum ama şöyle söyliyim bi 6 yıllık boşluk zaten araya koronada girdi hepsi üst üste geldi mental ve toplumsal çöküşü üst üste koyup yedim. Üniversite bir şekilde bitti ve ben o zamandan beri önemsiz şeylerle oyalanarak ömrümü geçirdim. Her şeyden vazgeçmenin getirdiği geçici rahatlama çok uzun sürmedi tabi, depresyon kısa bir boşluktan sonra tekrar geri geldi ve güçlenmeye devam etti. Rocky abimizin söylediği gibi kimse hayat kadar sert vuramaz. Ben hayatı umursamamazlık sanatını icra ederek yaşayabileceğimi zannederken hayat beni iddiamdan çok güzel bir şekilde vurdu.
İlk başlarda aklımdan geçtiğinde başımın dönmesine ve nabzımın hızlanmasına neden olan olumsuz düşünceler yavaş yavaş zihnimde iyice yer etmeye başladı. Bir noktadan sonra bunlar en güçlü olumsuz bilişlerim oldu ve yalnız kaldığım her an kafamda dönmeye başladı. Bu düşüncelerden birisi *nt*hardı doğal olarak. Başka bir şey düşünemeyecek bir duruma geldiğimde yavaş yavaş durumum hakkında kaygılanmaya başlayabildim artık. Artık nasıl bi gaflet uykusundaysam utanmasam ipi boynuma geçirdiğimde bi mücadeleye girişecektim nerdeyse. Yani bu duruma gelirken hiçbir değişim çabam olmadı ve bu bana çok enteresan geliyor. O haldeki kendimi tamamen şu ayetin muhatabı olarak görüyorum.
"Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır." (Bakara Suresi, 7) [
Ziyaretçiler için gizlenmiş link, görmek için üye olunuz.
Giriş yapın veya üye olun.
,
Ziyaretçiler için gizlenmiş link, görmek için üye olunuz.
Giriş yapın veya üye olun.
]Neyse uzun lafın kısası uzun bir gaflet uykusundan uyandım ve her şey için ne kadar geç olduğu gibi saçma sapan düşüncelerin hepsini bir kenara bırakarak ruhumu iyileştirmek istiyorum.





