Son Paylaşımlar

Sitemize Hoşgeldiniz NeverFap Türkiye

Bize katılmak için kayıt olabilir veya giriş yapabilirsiniz.

Soru Sor >>>

NeverFap hakkında sormak istediğiniz soruları buradan sorabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Forum Rehberi >>>

Neverfap Türkiye Forum kurallarını öğrenmeniz ceza almanızı engeller. Kurallarımızı okuyunuz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Yönetimle İletişime Geç >>>

Sitemizi kullanırken yaşadığınız sorun ve önerilerinizi yöneticiler ile paylaşabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

"Beynim" Ve "Ben" Arasında "Yemek" Münakaşası-Serüveni

Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
307
Tepki puanı
763
Puanları
160
Konum
Türkiye
Web Sitesi
1000kitap.com
Yazıda aslında tamamen kendime hitap ediyorum. ama forumdaki arkadaşlarımız içinde faydalı olabileceğini düşündüm.

Giriş:

Bu yazıyı kendimle ilgili en önemli problemim olan yeme problemim üzerine yazıyorum. Kendimi detaylı bir şekilde incelemek. Neden istemediğim halde yemek yeme üzerinde kontrol kaybettiğimi detaylarıyla araştırmak istiyorum. Öncesinde 25 gibi bir kiloyu Ramazan aynını etkisiyle vermiştim. Nasıl verdiğimi bile hatırlamıyorum bir teknik veya yöntem kullanmadım. İnsanlara daha güzel görünme motivasyonu beni kamçıladı diyebilirim. Onların beni görüp “ooo ne kadar kilo vermişsin” (özellikle kızların) demesini hayal ettim. Yani kısaca yememenin bana verdiği artıları düşündüm. Yemenin bana verdiği zararları düşündüm. Bunun kısa sürede yanlış olduğunu anladım.

Kilo verdikten sonra insanların karşısına çıktığımda öyle çok da sen mükemmel olmuşsun denmedi. Veyahut kendi karakterim ufkum üzerinde bir genişleme olmadı. Sadece daha zayıf bir insandım. Fazla yemenin bana verdiği, uyuşukluk, agresiflik, yüzdeki sivilceler, akneler, elbiselerin olmaması gibi problemler yok olmuştu. Ve yememenin bana vereceği artı olarak düşündüğüm şeyler olmadı (benim düşündüğüm şeyler olmadı). Bunun üzerine 96’dan 72 ‘ye düştükten sonra hızlı bir şekilde 84 kiloya geri çıktım. Kendime uyguladığım motivasyon işe yaramıştı ama kısa sürelik. Bakış açım pek de doğru değil. İnsanlar için kilo vermekte ne demek! İlginç taraf fazla yemek yemenin bana verdiği zararları tam olarak bildiğim halde ve yerken zevk almasam bile yemeyi durduramam. Bir bağımlılık kadar ağır değil ama durduramıyorum. Bu sefer kendimi detaylı bir şekilde incelemek istedim. Kendime aşağıda birçok soru soracağım ve bunları cevaplamaya çalışacağım umarım kendime faydası olur. 84’ten daha fazla yukarı çıkmak istemiyorum. Aklımda olan fikirleri bu sayfada somutlaştırıp net bir kanıya varacağım. Aşağıda kendime üst perdeden hitap edeceğim. Yani beynime konuşacağım aslında olayı tam olarak kavramasını istiyorum.



Fazla yemenin bana verdiği zararlar?

1-Beni daha yorgun bir hale getiriyor

2-Kendime olan özgüvenimi düşürüyor.

3-Özsaygımı düşürüyor

4-Enerjimi düşürüyor. Hayatımdaki diğer alanlara odaklanamıyorum.

5-Rahatsız edici bir görüntü oluşuyor.

6-Sosyalleşme konusunda beni engelliyor.

7-Yüzümde ve vücudumda akne ve sivilceler çıkarıyor.

8-İnsanlar beni yargılıyor.

9-Başkaları dalga geçiyor.

10-Sağlığıma zarar veriyor.

11-Sabah midem yanıyor.

12-Karnımı ağrıtıyor.

13-Sağlık problemlerine neden oluyor (kabızlık, mide yanması vs.).







Fazla yemenin bana verdiği faydalar?

1-Bana keyif veriyor.

2-Boş zamanlarımda beni rahatlatıyor.

3-Konsantre olmamı sağlıyor.

4-Stresli azaltıyor



Neden fazla yiyorum?

1-Yukarıdaki tüm faydalar geçerli.

2-Bir alışkanlık

3-Bir şey olmaz diye düşünüyorum.

4-Boşluğu doldurmak

5-Zaman geçirmek

6-Sosyalleşmek.



Aslında sorunun yemekler ile ilgili değil. Onları fazla yemekle ilgili. En başta problemin yediğin şeylerin tamamen türü ile ilgiliydi. Yani abur cuburları ve beyaz ekmek, pirinç yiyordun. Şimdi çoğu gitti azı kaldı. Ölçüyü tutturmak mesele.

Neden fazla yiyorsun? İki önemli kavramı anlaman gerekiyor. Aç olduğun zaman yemek ye. Tok olduğun zaman dur. En büyük keyfi tamamıyla aç olduğunda alırsın. Düşün ki uzun bir süre yemek yemedin. Ardından yemek buldun alacağın keyif yemediğin süre ile doğru orantılı. Açlık korkulacak bir şey değil. Senin için bir sensor.

Fazla yemenin önceki sebebinin tür ile alakalı olduğunu söylemiştim. Yanlış yiyecek türleri yediğinden dolayı vücudun tok olma sinyalini kullanamıyordu. Sende yemeye devam ediyordun. Ayrıca açlığın çöp abur cuburlar dolayısıyla doymuyordu. Sen de hala aç oluyordun. Bu yüzden yeme ihtiyacı duyuyordun. Vücudun senden karbonhidrat, minarel, vitamin, lif isterken sen yapay şeker veriyorsun. Vücut ise istemeye devam ediyor sen gene şeker veriyorsun.

Bunlar önceki sebepler şu an abur cubur yemiyorsun. Ama bu sefer yediğin yemekleri fazla yiyorsun. Bunun sebeplerini sorgulayalım. İlk olarak boşluk diyebiliriz. Sofrada oturuyorsun normal yediğin zaman hızlıca yemek bitiyor. Ya sofradan kalkıp başka işler yapacaksın, ya da yiyenleri seyredeceksin. İkincisini yaptığın zaman duramıyorsun, bir defadan bir şey olmaz deyip yiyorsun. Birincisini yaptığın zaman bir müddet sonra huzursuzluk hissedip bir şeyler atıştırıyorsun. Bunları çözmenin yollarını araştırmalım. Neden böyle bir istek duyuyorsun? Neden hala aç olduğumu düşünüyorsun? Neden sana zarar vereceğini bildiğin halde yemeye devam ediyorsun? Neden bir sonraki yiyeceğin yemek sana fayda vermeyecekse onu yiyorsun? Bunları anlamak için yukarıda yazdığım fayda ve zararları sorgulaman gerekiyor. Önceki kilo verişinde “zararlara” odaklandın. Evet bu sayede kilo verdin. Ama sonrasında zararlar yavaş yavaş yok oldu ve faydalar kaldı sende dayanamayıp yeniden çok yemeye başladın. Bu sefer faydalara bakacaksın. Galiba beynin fazla yemenin sana fayda verdiğini düşünüyor onu ikna etmek gerek. Bunu en son işlem olarak yapacağız ardından 3-4 gün daha normal, eziyet veren yeme haline devam edeceksin. Ondan sonra özgürlük. Kilo vermeye çalışmıyorsun. Sağlıklı beslenmeye çalışıyorsun. Bunun sonucunda doğal olarak kilo vereceksin zaten.



Bahaneneler?



Böyle bir başlığı yeniden fazla yemek yememe neden olan beynimdeki bahaneleri yazmak için açtım.

1-Canın yemek çekiyor şimdi ye sonra sağlam başlarsın.

2-Bir kereden bir şey olmaz daha yemezsin.

3-Kilolu olmak sıkıntı değil.

4-Fazla yemiyorsun, spor yapmadığın için kilolusun.



Ne kadar öğün yemeliyim?

İki öğün ve bir atıştırmalık ara senin için yeterli olacaktır. Eğer ki doğru miktarda beslenirsen 6 saatte bir acıkırsın. Ama yememek senin için dert olmamalı çünkü açlık kötü bir şey değil. Varsayalım ki işin çıktı ve yiyemedin bu durumda sevinmelisin çünkü daha fazla keyif alacaksın.

Zararlı olan yiyecekleri az olarak yiyebilir miyim?

Abur cuburu bence tamamen kesmelisin hiçbir şekilde yeme sana hiçbir faydaları olmadığını biliyorsun. Onun dışında kalan yiyecekleri minimum miktarlarda yiyebilirsin ama tavsiyem şu olacak. Bir müddet hiç yeme. Beynin bu tip şeylersiz de yaşayabileceğini anlasın. Bu anlarda aklına eski yiyecekler gelebilir. Veya yediğin yemeği fazla yemek isteyebilirsin. Onlara nasıl baktığın önemli. Eğer ki “Keşke yesem duramıyorum ne kadar güzeller” dersen sonunda iraden tükenir yersin. Ama “Bir sonraki yiyeceğim yemek bana daha fazla keyif vermeyecek, şu anda tokum, sıkılsam bile yemek yeme bunu çözmeyecek” dersen zorlanmadan bu sezonu atlatırsın. Beynin bir müddet sonra durumu kabullenir ve iş otomatik hale gelir. Ardından bazen az az yersin ama asla tamamıyla çok yeme. Böyle olduğunu fark edersen yeniden tamamen bırak.

Nasıl durdurabilirim?

Önceden dediğim gibi faydalara bakacağız. Düşündüğün faydaların arkasındaki sebeplere bakacağız bakalım gerçekten öyleler mi? Öyle olsalar bile buna değiyorlar mı? Hadi başlayalım.

Bana keyif veriyor?

Evet doğru yemek yemek bir zevktir ama fazla yemek değildir dostum. Hayvanlar bile bu konuda senden daha akıllı. Sınırsız yemeğe sahip olan bir hayvan bile fazla kilolu değildir. Duracağı noktayı bilir. Acıktığında yer. Doyduğunda durur. Bu kadar zeki bir canlı olan insanın böyle bir hata yapması çok garip. Zaten zekâmız bizi bu hale getirdi.

Keyif nerde? Zevk nerde? Yani fazla yemeyen insanlar bir şey kaçırıyor öyle mi? Biz ekstra olarak bir keyif alıyoruz fazla yemekten yani. Evet bir şeyler kaçırıyorlar. Yağlanmış karaciğer, kalp krizi riski, sağlık. Hiçbirimiz şu anda yediğimiz yemekleri seçmedik. Yani bunlar özgür bir iradenin sonuçları değil. Bunları yememizin sebepleri durduramıyor olmamız ve alışkanlık. Dünyanın çeşitli yerlerinde insanlar farklı yemekler yiyorlar. Bu anlama geliyor ki insanların yemek zevkleri, damak tatları değişiyor. Hatta insanlar zamanla bazı sevdiği yemeklere kötü, sevmediklerine iyi diyebiliyor. Damak tadı değişiklik gösteriyor. Artık sıra sende kendine uygun olan yemekleri seçebilirsin. Şu ana kadar hep alıştığın yemekleri yedin. Onları kim seçti peki sen mi? Hayır ailen, reklamlarla kafası bulanmış, aldatılmış ailen. Şimdi sıra sende. Aslında bu özgürlüğü ilk adım atış. Sırf bu yüzden bile şu andaki yemekleri bırakabilirsin. Çünkü onları sen seçmedin onlardan aldığın keyif sahte. Beynin birinci sınıf yemekleri (meyve, sebze, tahıllar vs) ikinci sıraya ikinci sınıf yemekleri ise (abur cuburlar, işlenmiş ürünler) birinci sıraya koydu. Bunun sebebi son yıllarda oluşan büyük beyin yıkaması. Beynimiz hayatta kalmamız için kendimize uygun olmayan yemeklerden de zevk almamızı sağlamıştır. Bu bir hayatta kalma durumu için geçerlidir. Eğer sevdiğim yemek yoksa ikinci sınıf şeyler yiyerek hayatta kalırım. Örneğin maymunlar bazen et yerler ama sebze varken et yemezler. Bizde bu durum beyin yıkamaları yüzünden değişti. Bize uygun olan yiyecekler yerine ikinci sınıf yemekler tükettik. Beynimiz ise duruma kandı. Geçen yüzyıldan geriye doğru gittiğinizde şişman insan sayısı git gide azalır. Bu ise işlenmiş gıda endüstrisinin küçülmesiyle paralellik gösterir. Dedelerimiz, ninelerimiz için obezite ve çok yemek asla bir problem olmadı. Onlar güçlü ve kuvvetli insanlardı.

Yani aldığın bir zevk falan yok. Kandırıldın. Özgür seçimini yapma zamanı geldi. Kendi istediğin şeyleri ye. Birinci sınıf yemeklerini. En azından bu şekilde özgürlüğe adım at.



Beni rahatlatıyor?

Bu ise bir başka aldatmaca. Özellikle boş zamanlarda insan keyif veren şeyler yapmak ister ve beynin aklına tabi ikide yemek gelir. Bunun sebebini sana açıklayalım. Üstte bahsettiğim gibi ikinci sınıf yiyecekler asla vücudunun tam olarak ihtiyaç duyduğu şeyleri vermez. O yüzden hep aç kalırsın. Ama beyniniz aldatıldığından onları birinci sıraya koymuştur. Bu yüzden sofradan kalktığında aç olursun ayrıca üzerine sıkıntı basar, hayat stresleri vardır. Beynin aç olduğunu bilir ama hangi yemeği yiyeceğini şaşırmıştır. Seni gene çöp yiyeceklere yönlendirir. Böylece farkında olmadan ve doymadan gene aynı şeyleri yersin. Bu gerçekten bir rahatlama mı? Karnının şişmesi, şişmanlık, fazla yediğinin bilinci içindeki pişmanlık. Üst üste gelir bunlar psikolojik zararlarda verir tabii ki. Ne rahatlama ama! Peki çok yemek seni rahatlatır mı. Bence senin problemin eskide kalmak. Yediğin yemek türlerini düzelttin ama eski yeme alışkanlıklarında yemekleri çok yediğin için yeni düzende beynin sağlıklı olan yemekleri bile çok yemek istiyor. Burada sensörler devreye giriyor doğru yemeği yiyorsan tok olduğunu hissedeceksin zaten. Sadece farkında olarak ye, yavaş ye, zevkine var. İnsanlar abur cuburu nasıl yediğini bilmezler. Sen yavaş ve sakin olarak sağlıklı ürünleri ye. Doyduğunda dur. Çünkü alacağın bir daha ki lokma seni daha fazla doyurmayacak. Karaciğerinde depo olarak saklanacak ki buna ihtiyacın yok. Yakın zamanda aşırı aç kalacağını düşünmüyorsun sanırım. Nasıl olsa yakın zamanda yeniden yiyeceksin. Kalacağın açlıkla birlikte bir sonraki yemekte alacağın keyfi düşün. Bunu mu istersin yoksa hemen yiyip şişmeyi mi?



Konsantre olmamı sağlıyor?

Al ötekini vur diğerine! Konsantre olmak için ne yaparız bizi rahatsız eden düşünceleri, şeyleri ortadan kaldırırız. Peki sen bir iş yaptığında aklında yemek varsa nasıl konsantre olacaksın zaten. Açsan git yemek ye, toksan otur işine bak. Ama hiç doyamadığın için işini yapmaya geçtiğinde de aklında yemek oluyor. Yani yanlış şeyleri yemek seni doyurmadığından işinin başına geçtiğinde aklında hale yemek oluyor. Sende yiyorsun. Burada bir yanılgı oluşuyor. Sanki o çöp şeyler seni konsantre etmiş gibi. Oysa sadece beynin saçma isteğini durdurdun. Doğru yemekleri, doğru miktarda (bilinçli olarak yapmalısın) yediğin zaman beyin işine odaklanır. Ayrıca aklına yemek gelirse hemen alacağın keyfi düşün. Ne kadar açlık o kadar iyi. Hatta bazılarımız aşırı sevdiğimiz işleri yaparken hiç yemek yemeden durabiliyoruz. Bu o kadar da sıkıntılı bir durum değil. Açlık bir hasar yaratmaz, acı vermez. Açlık ne kadar beklenirse o kadar keyif verir. Miktar konusunda ilk başlarda aklına gene yemekler gelebilir. Sen bunu düşün; ne kadar açlık o kadar keyif.



Stresi azaltıyor;

Beynimiz hayatta kalmak için ikinci sınıf yemeklere opsiyon vermiştir. Doğal olarak onlardan zevk alırız. Ama bu zevk; reklamlar, yemek endüstrisi ve bir ton saçma inançla birleşince ortaya pek istenmeyen sonuçlar çıkıyor. Yemeğin yaptığı tek şey açlığı doyurmaktır. Yemeğin görevi budur. Bundan keyif alırız. Bu ise hayatta kalmak için gerekli olduğundan zevk verir. Neden yemek yiyoruz? Bazıları buna stresi azaltmak için diyor. Hayatındaki stresleri çözmek için gidip o problemlerle yüzleşmelisin. Gidip doğal döngündeki bir aldatmacaya sığınmamalısın. Yemek yemenin problem çözmek gibi bir yetisi yoktur. Stresi azaltmak gibi bir yetisi de yoktur. İkinci sınıf gıdalar karnımızı doyurmadığından, beynin emriyle daha çok yeriz. Buda dopamin salımını tetikler. Buda zevk almamıza sebep olur. Birinci sınıf ve ikinci sınıf yiyecekleri şu örnekle açıklayayım. Elma ve elma suyunu ele alalım. Elma içerisinde şeker, vitamin, su, minarel barındıran bir yiyecek. Elma suyu ise %10 elma suyu, %40-60 oranında şeker(ilave) ve su içeren bir içecek. Elma yediğinizde vücudunuzda dopamin salgılanır. Dopamini şöyle düşün; salgılandığını anda gidip oturacağı alanlar vardır. Anahtar-Kilit, Sandalye-İnsan uyumu şeklinde. Oraya oturur ve süreç tamamlanır. Dopamin salgıladığımızda keyif alırız. Örneğin 10 dopamin salgılandı ve 10 koltuk var hepsi oturdu ve keyif aldık. Elma suyunda ise süreç biraz farklı. Tamamen şekerli ürün olduğu için dopamin daha fazla salgılanıyor. Eski zamanlarda insanlar çok çalıştığından şeker özel bir konumda tabiiki. 20 dopamin salgılanıyor ama 10 koltuk var. 10 tanesi oturuyor ama 10 tanesi boşa gidiyor. Fazla salgıladığımız dopaminden dolayı beyin bunun çok zevkli bir şey olduğunu sanıyor. Ama aslında sürecin sonunda aynı keyfi aldık. Şöyle bir sıkıntı da var. Eğer elma suyuna devam ederseniz bir müddet sonra vücut yüksek dozaştaki dopamini tehlike olarak görür ve koltukları(reseptör) azaltır. Yani 20 dopamine 5 koltuk kalır. Zevk aldığınızı sanırsınız ama hissedilen sadece 5 dopamin olur. Aslında yaşam kaliteniz baya düşer ama bu yavaş olduğundan alışırsınız. Hem de dopamin reseptörlerin azlığı nedeniyle hayattaki diğer alanlar dada zevk kısıtlanır.

Dağa yavaşça çıktığınızı ve yavaşça indiğinizi düşünün. Tehlikesiz, güvenli başınıza bir şey gelme olasılığı yok. Bir de hızlıca koşarak çıkıp, koşarak indiğinizi hayal edin. Tehlikeli, güvensiz, her an ölme riski. Elma ve elma suyu arasındaki fark bu. Elma içinde bol vitamin, mineral, su, lif barındırdığından vücuda yavaş ve etkili bir şekilde dahil oluyor. İnsülin seviyesi yavaşça artıyor ve azalıyor. Elma suyu ise hızlıca dahil oluyor insülin hızlıca artıp hızlıca azalıyor. Bu ise kalp krizini tetikliyor. Beyin buradaki dopamin yanılgısından dolayı elma suyunu daha mantıklı görüyor.

İşlenmiş ürünlerin çoğu insanoğlunun bu zayıflığından faydalanır. Böyle yiyeceklerin verdiği keyif, zevk, rahatlama bir aldatmacadan ibaret. Stresin azaldığı yok. Hiç doymadığınız için hep açsınız ve streslisin.

Bunları öğrendikten sonra beyninin aynı yaşama devam edeceğini düşünmüyorum. Artık kalkma zamanı, vakit geç oldu.





Bir alışkanlık?

Evet yemek düzenin bir alışkanlık. Sağlıklı şeyleri fazla yemenin temel sebebi bu. Bunu tersine çevirmek kolay. Çöp gıdaların yaptığı aldatmacayı öğrendin. Beynini nasıl yıkadıklarını anladın. Miktar ise sadece bir alışkanlık bunu değiştirmek biraz bilinçli bir süreç olacak. Zararlı yiyeceklerin yaptığı oyun gayet açık. Yukarıda bahsettiğim yanılgı dolayısıyla bunları yedin. Hayatımızdaki iyi ve güzel şeyleri belli bir süreçten geçirip yapmaya başlarız. Mantıksız görüken şeyler bile düşünceden geçer ve karara varırız. Peki ne zaman abur cubur yeme alışkanlığına karar verdin? Vermedin çünkü sen seçmedin. Sen o şekilde büyüdün. Tamam o halde neden bırakamadın? Hayatımızda birçok alışkanlık kolaylıkla bırakılıyor. Bu bir bağımlılık aslında. Etkisi biraz daha hafif kalıyor sadece. Uyuşturucu, kokain gibi etkileri hemen belli olmuyor.

Bir kereden bir şey olmaz?

Genelde kilo verme süreçlerinde hep “bir kere” diyerek yeniden fazla yemeye başladın. Bir kere yediğinde iradene olan özgüvenin düştü. Bu işi bile yapamadığını düşündün. Ve her şeye yeniden başlamak istedin. Yeniden fazla yemek istedin, yedin. Nasıl olsa yakın zamanda bırakırdın. Ama hiç öyle olmadı, yemeye devam ettin. Yeniden rahatsız oldun, yeniden az yemeye karar verdin. Yeniden ve yeniden. Bu döngü etrafında gittin geldin. Bir kerenin arkasında milyonlar saklıdır. O bir kere diğerlerini getirir. O bir tane seni fazla yemeye götürür. Hangi yemeklerde bir kere diyemeyeceğini biliyorsun. Onları en azından yeni yeme tarzına alışana kadar yeme. Unutma onlar sana büyük bir oyun neticesinde kakalandı.

Bir kere diye bir şey yoktur. Bir kere milyon tane anlamına gelir. Yiyeceğin yemekler bellidir. Onları ye. Şüpheli olan yemekleri ise kendin sorgula.



Sosyal ortamlara katılmak:


Sosyal ortamlarda eğer açsan gerçekten yemek büyük bir zevktir. Ama aç değilken oraya gidip bir şeyler yerseniz sağlıklı olan yiyecekler olsa bile beyniniz sosyal ortamdan aldığı zevki yemek ile karıştırabilir. Burada zevkli olan arkadaşlarla beraber bulunmaktır. Özellikle bunu karıştırdığımızdan, böyle ortamlarda boyuna yemek yeriz, hiç durmayız. Oysa keyifleneceğimiz yerde şişeriz, Ertesi sabah kalkmak bile istemeyiz. Miden yanar, ağzın kupkuru, karnın ağrır. Dediğim gibi yemek sadece açlığı doyurur. Evet yemek bütünleştirici bir etkendir. Ama bu açsanız geçerlidir. Aç değilken yersen sadece üstteki rahatsızlıkları hissedersin. Yılbaşı geceleri, doğum günleri, aile toplantıları. Bunlar da hep fazla yeriz. Önce başlangıçlar ardına ana yemekler, tatlılar. Böyle yerlere aç gitmeye özen göster. Tatlı yeme ona ihtiyacın yok. O ana kadar çoktan doymuş olursun. Bunu saygısızlık olarak düşünme, kendine değer kat, başkasını düşünme. Bırak onları kırılsın. Zamanla alışırlar nasıl olsa.

Boşluğu doldurmak:

Bu boşluk çöp yemeklerin oluşturduğu bir boşluk. İbn Haldun der ki;” İnsanları öldüren açlık değil alışmış oldukları tokluktur.” Uzun bir süre çok fazla yemek yedin buna alıştın. Şimdi bunun yanlış olduğunu görüyorsun. Elbette hemen bırakman mümkün değil. Çok yemek aklına gelecek belki ilk günler daha fazla yiyeceksin ama hemen hatırla ve düşün. Ne kazandın? hangi boşluk doldu? İnsan 40 gün aç şekilde kalabilir. Açlık acı vermez. Garip bir boşluktur. Onu düşünmezseniz sizi etkilemez. Başka işlere yönel. Zamanla alışacaksın zaten.



Bahaneler:

1-Canın yemek çekiyor şimdi ye sonra sağlam başlarsın.

2-Bir kereden bir şey olmaz daha yemezsin.

3-Kilolu olmak sıkıntı değil.

4-Fazla yemiyorsun, spor yapmadığın için kilolusun

Birinciden başlayalım. Yemekleri 3’e ayırıyoruz;

1-Çöp gıdalar-Abur cubur, şekerli gıdalar, işlenmiş ürünler vs

2-Tehlikeli ürünler-Bunlar yenebilecek ama zararlı ürünler- Et, süt, kızartmalar, ekmek vs

3-Faydalı ürünler-Tahıllar, sebze, meyve, ekmek (Tam tahıl),su vs

Bunlardan ilkini hiç yememeni öneririm Hiçbir zaman yeme onların sana katkıları yok. Endüstrinin dayatmış olduğu yiyecekler.

İkincisini az miktarda yiyebilirsin. Ama kontrol kaybedersen onları da birinci kategoriye at bir müddet. Yeme. Ardından yeniden yersin. Bu yemekleri bilinçli olarak ye.

Üçüncüleri ise hiçbir kısıtlama olmadan dilediğince yiyebilirsin. Ölçüyü vücudun tutturur. Geçmişteki insanlar onlar sayesinde hiç kilolu olmadı. Hiç diyet kitapları olmadı sadece yediler. Ama bizden iyi durumdaydılar. Yemeklerin tadını hisset atıştırmalık olarak meyveler ve kuruyemişleri kullan. Kuruyemişte ölçüyü abartma.

Canın yemek çekebilir. Bazen fazla yiyebilirsin. Bu sürecin sonu olmaz. Zaten bir sürece girmiyorsun. Çöp gıdaların ne olduğunu anladın. Sadece diğer ürünlerde ve miktarda yeni bir düzen oluşturacaksın. Miktarı bazen abartabilirsin. Hata yaparsın. Bu yeniden tuzağa düştüğün anlamına gelmez. O yemeği gözden geçir. Hangi vakitlerde yediğine bak. Baştan her şeyi yemeye başlama.

Bir kereden birçok şey olduğunu artık biliyorsun. Bir kerelere dikkat et. Bir kere eşittir milyon defa. İkinci kategorideki ürünlerde bir kere diye bir şey olabilir. Abartmadığın müddetçe sıkıntı yok.

Fazla yemiyorsun spor yap. Tam bir saçmalık. Buda endüstrinin şişman insanların suçlu olduğunu göstermek üzere ağzında dolandırdığı bir laf. Şişmansan spor yapmıyor demeksin. Aslan günün içte ikisini uyuyarak geçirir. Ama hiç kilolu aslan yoktur. Spor, kilo vermek için yapılmaz. Eski insanlar böyle bir sıkıntı çekmediler. Spor yapmadılar. Yediler ve çalıştılar. Sporu zevk için yap. Dışarı çık ve yürü. Etrafa, gökyüzüne bak. Ama sırf kilo vereceğim diye spor yapmana gerek yok. Doğru beslendiğin zaman ideal kilona ulaşacaksın.





Sonuç:

Artık kendi yemek düzenini oluşturma vaktin geldi. Her yemek önüne geldiğinde bunları üç kategoriden biri olarak değerlendir. İşlenmiş mi? at çöpe gitsin. Yeme. İlk olarak hep birinci sınıf yiyecekler ye. Doymazsan veya birinci sınıf yemekler yoksa ikinci sınıflardan biraz yersin. Ama bil ki onlar senin ilk tercihin değil. Hiç de olmadılar.

3-4 gün boyunca fazla fazla yemek ye. Yerken düşün. Ne yiyorsun? Ne yapıyorsun? Gerçekten keyif alıyor musun? Aç mısın? Doydun mu? Yemeklerin tatlarına odaklan. 3-4 gün sonra ise kendi düzenini oluştur.

Yeniden buraya gelip tecrübelerimi aktarmaya başlayacağım. Kilo durumumu ise güncelleyeceğim.

Kilo Durumum:83
GÜNCELLENECEK!!!
 
Son düzenleme:

Skull

Ay Yolcusu
Katılım
8 Eyl 2021
Mesajlar
43
Tepki puanı
68
Puanları
21
Yazıda aslında tamamen kendime hitap ediyorum. ama forumdaki arkadaşlarımız içinde faydalı olabileceğini düşündüm.

Giriş:

Bu yazıyı kendimle ilgili en önemli problemim olan yeme problemim üzerine yazıyorum. Kendimi detaylı bir şekilde incelemek. Neden istemediğim halde yemek yeme üzerinde kontrol kaybettiğimi detaylarıyla araştırmak istiyorum. Öncesinde 25 gibi bir kiloyu Ramazan aynını etkisiyle vermiştim. Nasıl verdiğimi bile hatırlamıyorum bir teknik veya yöntem kullanmadım. İnsanlara daha güzel görünme motivasyonu beni kamçıladı diyebilirim. Onların beni görüp “ooo ne kadar kilo vermişsin” (özellikle kızların) demesini hayal ettim. Yani kısaca yememenin bana verdiği artıları düşündüm. Yemenin bana verdiği zararları düşündüm. Bunun kısa sürede yanlış olduğunu anladım.

Kilo verdikten sonra insanların karşısına çıktığımda öyle çok da sen mükemmel olmuşsun denmedi. Veyahut kendi karakterim ufkum üzerinde bir genişleme olmadı. Sadece daha zayıf bir insandım. Fazla yemenin bana verdiği, uyuşukluk, agresiflik, yüzdeki sivilceler, akneler, elbiselerin olmaması gibi problemler yok olmuştu. Ve yememenin bana vereceği artı olarak düşündüğüm şeyler olmadı (benim düşündüğüm şeyler olmadı). Bunun üzerine 96’dan 72 ‘ye düştükten sonra hızlı bir şekilde 84 kiloya geri çıktım. Kendime uyguladığım motivasyon işe yaramıştı ama kısa sürelik. Bakış açım pek de doğru değil. İnsanlar için kilo vermekte ne demek! İlginç taraf fazla yemek yemenin bana verdiği zararları tam olarak bildiğim halde ve yerken zevk almasam bile yemeyi durduramam. Bir bağımlılık kadar ağır değil ama durduramıyorum. Bu sefer kendimi detaylı bir şekilde incelemek istedim. Kendime aşağıda birçok soru soracağım ve bunları cevaplamaya çalışacağım umarım kendime faydası olur. 84’ten daha fazla yukarı çıkmak istemiyorum. Aklımda olan fikirleri bu sayfada somutlaştırıp net bir kanıya varacağım. Aşağıda kendime üst perdeden hitap edeceğim. Yani beynime konuşacağım aslında olayı tam olarak kavramasını istiyorum.

Ne yiyorum?

Aslında bakılacak olursa hayatımda yediğim fazla bir yemek türü yok. Sabah olarak düşünürsek; ekmek(beyaz), bal, reçel, yumurta, haşlamış yumurta, zeytin, patates kızartması, ekmek kızartması, elma, peynir, salatalık, tereyağı, çökelek, hamur işi türleri (katmer, çörek, açma, poğaça) vs

Günde iki öğün yemek yiyorum sabah ve akşama doğru.

Akşam yediğim yemek türleri; Bulgur pilavı, pirinç pilavı, kuru fasulye, nohut, yoğurt, makarna, mercimek çorbası, çorba türleri, patates yemeği, mantı, döner vs

Bunun dışında atıştırma olarak aldığım ürünler var. Bunlar genellikle çoğu insan için abur cuburlardır. Ben önceki kilo verişimde abur cubur ve şeker üzerindeki yargımı netleştirdiğim için onları atıştırmıyorum yani yemiyorum. Ama ara sıra nadir miktarlarda tükettiğim oluyor.

Atıştırmalıklar;

Mısır (her türlüsü), bisküvi, elma, armut, ekmek, çikolata, kek, hamur işleri, çekirdek, kuruyemişler, çiğ köfte, üzüm vs







Fazla yemenin bana verdiği zararlar?

1-Beni daha yorgun bir hale getiriyor

2-Kendime olan özgüvenimi düşürüyor.

3-Özsaygımı düşürüyor

4-Enerjimi düşürüyor. Hayatımdaki diğer alanlara odaklanamıyorum.

5-Rahatsız edici bir görüntü oluşuyor.

6-Sosyalleşme konusunda beni engelliyor.

7-Yüzümde ve vücudumda akne ve sivilceler çıkarıyor.

8-İnsanlar beni yargılıyor.

9-Başkaları dalga geçiyor.

10-Sağlığıma zarar veriyor.

11-Sabah midem yanıyor.

12-Karnımı ağrıtıyor.

13-Sağlık problemlerine neden oluyor (kabızlık, mide yanması vs.).







Fazla yemenin bana verdiği faydalar?

1-Bana keyif veriyor.

2-Boş zamanlarımda beni rahatlatıyor.

3-Konsantre olmamı sağlıyor.

4-Stresli azaltıyor



Neden fazla yiyorum?

1-Yukarıdaki tüm faydalar geçerli.

2-Bir alışkanlık

3-Bir şey olmaz diye düşünüyorum.

4-Boşluğu doldurmak

5-Zaman geçirmek

6-Sosyalleşmek.



Aslında sorunun yemekler ile ilgili değil. Onları fazla yemekle ilgili. En başta problemin yediğin şeylerin tamamen türü ile ilgiliydi. Yani abur cuburları ve beyaz ekmek, pirinç yiyordun. Şimdi çoğu gitti azı kaldı. Ölçüyü tutturmak mesele.

Neden fazla yiyorsun? İki önemli kavramı anlaman gerekiyor. Aç olduğun zaman yemek ye. Tok olduğun zaman dur. En büyük keyfi tamamıyla aç olduğunda alırsın. Düşün ki uzun bir süre yemek yemedin. Ardından yemek buldun alacağın keyif yemediğin süre ile doğru orantılı. Açlık korkulacak bir şey değil. Senin için bir sensor.

Fazla yemenin önceki sebebinin tür ile alakalı olduğunu söylemiştim. Yanlış yiyecek türleri yediğinden dolayı vücudun tok olma sinyalini kullanamıyordu. Sende yemeye devam ediyordun. Ayrıca açlığın çöp abur cuburlar dolayısıyla doymuyordu. Sen de hala aç oluyordun. Bu yüzden yeme ihtiyacı duyuyordun. Vücudun senden karbonhidrat, minarel, vitamin, lif isterken sen yapay şeker veriyorsun. Vücut ise istemeye devam ediyor sen gene şeker veriyorsun.

Bunlar önceki sebepler şu an abur cubur yemiyorsun. Ama bu sefer yediğin yemekleri fazla yiyorsun. Bunun sebeplerini sorgulayalım. İlk olarak boşluk diyebiliriz. Sofrada oturuyorsun normal yediğin zaman hızlıca yemek bitiyor. Ya sofradan kalkıp başka işler yapacaksın, ya da yiyenleri seyredeceksin. İkincisini yaptığın zaman duramıyorsun, bir defadan bir şey olmaz deyip yiyorsun. Birincisini yaptığın zaman bir müddet sonra huzursuzluk hissedip bir şeyler atıştırıyorsun. Bunları çözmenin yollarını araştırmalım. Neden böyle bir istek duyuyorsun? Neden hala aç olduğumu düşünüyorsun? Neden sana zarar vereceğini bildiğin halde yemeye devam ediyorsun? Neden bir sonraki yiyeceğin yemek sana fayda vermeyecekse onu yiyorsun? Bunları anlamak için yukarıda yazdığım fayda ve zararları sorgulaman gerekiyor. Önceki kilo verişinde “zararlara” odaklandın. Evet bu sayede kilo verdin. Ama sonrasında zararlar yavaş yavaş yok oldu ve faydalar kaldı sende dayanamayıp yeniden çok yemeye başladın. Bu sefer faydalara bakacaksın. Galiba beynin fazla yemenin sana fayda verdiğini düşünüyor onu ikna etmek gerek. Bunu en son işlem olarak yapacağız ardından 3-4 gün daha normal, eziyet veren yeme haline devam edeceksin. Ondan sonra özgürlük. Kilo vermeye çalışmıyorsun. Sağlıklı beslenmeye çalışıyorsun. Bunun sonucunda doğal olarak kilo vereceksin zaten.



Bahaneneler?



Böyle bir başlığı yeniden fazla yemek yememe neden olan beynimdeki bahaneleri yazmak için açtım.

1-Canın yemek çekiyor şimdi ye sonra sağlam başlarsın.

2-Bir kereden bir şey olmaz daha yemezsin.

3-Kilolu olmak sıkıntı değil.

4-Fazla yemiyorsun, spor yapmadığın için kilolusun.



Ne kadar öğün yemeliyim?

İki öğün ve bir atıştırmalık ara senin için yeterli olacaktır. Eğer ki doğru miktarda beslenirsen 6 saatte bir acıkırsın. Ama yememek senin için dert olmamalı çünkü açlık kötü bir şey değil. Varsayalım ki işin çıktı ve yiyemedin bu durumda sevinmelisin çünkü daha fazla keyif alacaksın.

Zararlı olan yiyecekleri az olarak yiyebilir miyim?

Abur cuburu bence tamamen kesmelisin hiçbir şekilde yeme sana hiçbir faydaları olmadığını biliyorsun. Onun dışında kalan yiyecekleri minimum miktarlarda yiyebilirsin ama tavsiyem şu olacak. Bir müddet hiç yeme. Beynin bu tip şeylersiz de yaşayabileceğini anlasın. Bu anlarda aklına eski yiyecekler gelebilir. Veya yediğin yemeği fazla yemek isteyebilirsin. Onlara nasıl baktığın önemli. Eğer ki “Keşke yesem duramıyorum ne kadar güzeller” dersen sonunda iraden tükenir yersin. Ama “Bir sonraki yiyeceğim yemek bana daha fazla keyif vermeyecek, şu anda tokum, sıkılsam bile yemek yeme bunu çözmeyecek” dersen zorlanmadan bu sezonu atlatırsın. Beynin bir müddet sonra durumu kabullenir ve iş otomatik hale gelir. Ardından bazen az az yersin ama asla tamamıyla çok yeme. Böyle olduğunu fark edersen yeniden tamamen bırak.

Nasıl durdurabilirim?

Önceden dediğim gibi faydalara bakacağız. Düşündüğün faydaların arkasındaki sebeplere bakacağız bakalım gerçekten öyleler mi? Öyle olsalar bile buna değiyorlar mı? Hadi başlayalım.

Bana keyif veriyor?

Evet doğru yemek yemek bir zevktir ama fazla yemek değildir dostum. Hayvanlar bile bu konuda senden daha akıllı. Sınırsız yemeğe sahip olan bir hayvan bile fazla kilolu değildir. Duracağı noktayı bilir. Acıktığında yer. Doyduğunda durur. Bu kadar zeki bir canlı olan insanın böyle bir hata yapması çok garip. Zaten zekâmız bizi bu hale getirdi.

Keyif nerde? Zevk nerde? Yani fazla yemeyen insanlar bir şey kaçırıyor öyle mi? Biz ekstra olarak bir keyif alıyoruz fazla yemekten yani. Evet bir şeyler kaçırıyorlar. Yağlanmış karaciğer, kalp krizi riski, sağlık. Hiçbirimiz şu anda yediğimiz yemekleri seçmedik. Yani bunlar özgür bir iradenin sonuçları değil. Bunları yememizin sebepleri durduramıyor olmamız ve alışkanlık. Dünyanın çeşitli yerlerinde insanlar farklı yemekler yiyorlar. Bu anlama geliyor ki insanların yemek zevkleri, damak tatları değişiyor. Hatta insanlar zamanla bazı sevdiği yemeklere kötü, sevmediklerine iyi diyebiliyor. Damak tadı değişiklik gösteriyor. Artık sıra sende kendine uygun olan yemekleri seçebilirsin. Şu ana kadar hep alıştığın yemekleri yedin. Onları kim seçti peki sen mi? Hayır ailen, reklamlarla kafası bulanmış, aldatılmış ailen. Şimdi sıra sende. Aslında bu özgürlüğü ilk adım atış. Sırf bu yüzden bile şu andaki yemekleri bırakabilirsin. Çünkü onları sen seçmedin onlardan aldığın keyif sahte. Beynin birinci sınıf yemekleri (meyve, sebze, tahıllar vs) ikinci sıraya ikinci sınıf yemekleri ise (abur cuburlar, işlenmiş ürünler) birinci sıraya koydu. Bunun sebebi son yıllarda oluşan büyük beyin yıkaması. Beynimiz hayatta kalmamız için kendimize uygun olmayan yemeklerden de zevk almamızı sağlamıştır. Bu bir hayatta kalma durumu için geçerlidir. Eğer sevdiğim yemek yoksa ikinci sınıf şeyler yiyerek hayatta kalırım. Örneğin maymunlar bazen et yerler ama sebze varken et yemezler. Bizde bu durum beyin yıkamaları yüzünden değişti. Bize uygun olan yiyecekler yerine ikinci sınıf yemekler tükettik. Beynimiz ise duruma kandı. Geçen yüzyıldan geriye doğru gittiğinizde şişman insan sayısı git gide azalır. Bu ise işlenmiş gıda endüstrisinin küçülmesiyle paralellik gösterir. Dedelerimiz, ninelerimiz için obezite ve çok yemek asla bir problem olmadı. Onlar güçlü ve kuvvetli insanlardı.

Yani aldığın bir zevk falan yok. Kandırıldın. Özgür seçimini yapma zamanı geldi. Kendi istediğin şeyleri ye. Birinci sınıf yemeklerini. En azından bu şekilde özgürlüğe adım at.



Beni rahatlatıyor?

Bu ise bir başka aldatmaca. Özellikle boş zamanlarda insan keyif veren şeyler yapmak ister ve beynin aklına tabi ikide yemek gelir. Bunun sebebini sana açıklayalım. Üstte bahsettiğim gibi ikinci sınıf yiyecekler asla vücudunun tam olarak ihtiyaç duyduğu şeyleri vermez. O yüzden hep aç kalırsın. Ama beyniniz aldatıldığından onları birinci sıraya koymuştur. Bu yüzden sofradan kalktığında aç olursun ayrıca üzerine sıkıntı basar, hayat stresleri vardır. Beynin aç olduğunu bilir ama hangi yemeği yiyeceğini şaşırmıştır. Seni gene çöp yiyeceklere yönlendirir. Böylece farkında olmadan ve doymadan gene aynı şeyleri yersin. Bu gerçekten bir rahatlama mı? Karnının şişmesi, şişmanlık, fazla yediğinin bilinci içindeki pişmanlık. Üst üste gelir bunlar psikolojik zararlarda verir tabii ki. Ne rahatlama ama! Peki çok yemek seni rahatlatır mı. Bence senin problemin eskide kalmak. Yediğin yemek türlerini düzelttin ama eski yeme alışkanlıklarında yemekleri çok yediğin için yeni düzende beynin sağlıklı olan yemekleri bile çok yemek istiyor. Burada sensörler devreye giriyor doğru yemeği yiyorsan tok olduğunu hissedeceksin zaten. Sadece farkında olarak ye, yavaş ye, zevkine var. İnsanlar abur cuburu nasıl yediğini bilmezler. Sen yavaş ve sakin olarak sağlıklı ürünleri ye. Doyduğunda dur. Çünkü alacağın bir daha ki lokma seni daha fazla doyurmayacak. Karaciğerinde depo olarak saklanacak ki buna ihtiyacın yok. Yakın zamanda aşırı aç kalacağını düşünmüyorsun sanırım. Nasıl olsa yakın zamanda yeniden yiyeceksin. Kalacağın açlıkla birlikte bir sonraki yemekte alacağın keyfi düşün. Bunu mu istersin yoksa hemen yiyip şişmeyi mi?



Konsantre olmamı sağlıyor?

Al ötekini vur diğerine! Konsantre olmak için ne yaparız bizi rahatsız eden düşünceleri, şeyleri ortadan kaldırırız. Peki sen bir iş yaptığında aklında yemek varsa nasıl konsantre olacaksın zaten. Açsan git yemek ye, toksan otur işine bak. Ama hiç doyamadığın için işini yapmaya geçtiğinde de aklında yemek oluyor. Yani yanlış şeyleri yemek seni doyurmadığından işinin başına geçtiğinde aklında hale yemek oluyor. Sende yiyorsun. Burada bir yanılgı oluşuyor. Sanki o çöp şeyler seni konsantre etmiş gibi. Oysa sadece beynin saçma isteğini durdurdun. Doğru yemekleri, doğru miktarda (bilinçli olarak yapmalısın) yediğin zaman beyin işine odaklanır. Ayrıca aklına yemek gelirse hemen alacağın keyfi düşün. Ne kadar açlık o kadar iyi. Hatta bazılarımız aşırı sevdiğimiz işleri yaparken hiç yemek yemeden durabiliyoruz. Bu o kadar da sıkıntılı bir durum değil. Açlık bir hasar yaratmaz, acı vermez. Açlık ne kadar beklenirse o kadar keyif verir. Miktar konusunda ilk başlarda aklına gene yemekler gelebilir. Sen bunu düşün; ne kadar açlık o kadar keyif.



Stresi azaltıyor;

Beynimiz hayatta kalmak için ikinci sınıf yemeklere opsiyon vermiştir. Doğal olarak onlardan zevk alırız. Ama bu zevk; reklamlar, yemek endüstrisi ve bir ton saçma inançla birleşince ortaya pek istenmeyen sonuçlar çıkıyor. Yemeğin yaptığı tek şey açlığı doyurmaktır. Yemeğin görevi budur. Bundan keyif alırız. Bu ise hayatta kalmak için gerekli olduğundan zevk verir. Neden yemek yiyoruz? Bazıları buna stresi azaltmak için diyor. Hayatındaki stresleri çözmek için gidip o problemlerle yüzleşmelisin. Gidip doğal döngündeki bir aldatmacaya sığınmamalısın. Yemek yemenin problem çözmek gibi bir yetisi yoktur. Stresi azaltmak gibi bir yetisi de yoktur. İkinci sınıf gıdalar karnımızı doyurmadığından, beynin emriyle daha çok yeriz. Buda dopamin salımını tetikler. Buda zevk almamıza sebep olur. Birinci sınıf ve ikinci sınıf yiyecekleri şu örnekle açıklayayım. Elma ve elma suyunu ele alalım. Elma içerisinde şeker, vitamin, su, minarel barındıran bir yiyecek. Elma suyu ise %10 elma suyu, %40-60 oranında şeker(ilave) ve su içeren bir içecek. Elma yediğinizde vücudunuzda dopamin salgılanır. Dopamini şöyle düşün; salgılandığını anda gidip oturacağı alanlar vardır. Anahtar-Kilit, Sandalye-İnsan uyumu şeklinde. Oraya oturur ve süreç tamamlanır. Dopamin salgıladığımızda keyif alırız. Örneğin 10 dopamin salgılandı ve 10 koltuk var hepsi oturdu ve keyif aldık. Elma suyunda ise süreç biraz farklı. Tamamen şekerli ürün olduğu için dopamin daha fazla salgılanıyor. Eski zamanlarda insanlar çok çalıştığından şeker özel bir konumda tabiiki. 20 dopamin salgılanıyor ama 10 koltuk var. 10 tanesi oturuyor ama 10 tanesi boşa gidiyor. Fazla salgıladığımız dopaminden dolayı beyin bunun çok zevkli bir şey olduğunu sanıyor. Ama aslında sürecin sonunda aynı keyfi aldık. Şöyle bir sıkıntı da var. Eğer elma suyuna devam ederseniz bir müddet sonra vücut yüksek dozaştaki dopamini tehlike olarak görür ve koltukları(reseptör) azaltır. Yani 20 dopamine 5 koltuk kalır. Zevk aldığınızı sanırsınız ama hissedilen sadece 5 dopamin olur. Aslında yaşam kaliteniz baya düşer ama bu yavaş olduğundan alışırsınız. Hem de dopamin reseptörlerin azlığı nedeniyle hayattaki diğer alanlar dada zevk kısıtlanır.

Dağa yavaşça çıktığınızı ve yavaşça indiğinizi düşünün. Tehlikesiz, güvenli başınıza bir şey gelme olasılığı yok. Bir de hızlıca koşarak çıkıp, koşarak indiğinizi hayal edin. Tehlikeli, güvensiz, her an ölme riski. Elma ve elma suyu arasındaki fark bu. Elma içinde bol vitamin, mineral, su, lif barındırdığından vücuda yavaş ve etkili bir şekilde dahil oluyor. İnsülin seviyesi yavaşça artıyor ve azalıyor. Elma suyu ise hızlıca dahil oluyor insülin hızlıca artıp hızlıca azalıyor. Bu ise kalp krizini tetikliyor. Beyin buradaki dopamin yanılgısından dolayı elma suyunu daha mantıklı görüyor.

İşlenmiş ürünlerin çoğu insanoğlunun bu zayıflığından faydalanır. Böyle yiyeceklerin verdiği keyif, zevk, rahatlama bir aldatmacadan ibaret. Stresin azaldığı yok. Hiç doymadığınız için hep açsınız ve streslisin.

Bunları öğrendikten sonra beyninin aynı yaşama devam edeceğini düşünmüyorum. Artık kalkma zamanı, vakit geç oldu.





Bir alışkanlık?

Evet yemek düzenin bir alışkanlık. Sağlıklı şeyleri fazla yemenin temel sebebi bu. Bunu tersine çevirmek kolay. Çöp gıdaların yaptığı aldatmacayı öğrendin. Beynini nasıl yıkadıklarını anladın. Miktar ise sadece bir alışkanlık bunu değiştirmek biraz bilinçli bir süreç olacak. Zararlı yiyeceklerin yaptığı oyun gayet açık. Yukarıda bahsettiğim yanılgı dolayısıyla bunları yedin. Hayatımızdaki iyi ve güzel şeyleri belli bir süreçten geçirip yapmaya başlarız. Mantıksız görüken şeyler bile düşünceden geçer ve karara varırız. Peki ne zaman abur cubur yeme alışkanlığına karar verdin? Vermedin çünkü sen seçmedin. Sen o şekilde büyüdün. Tamam o halde neden bırakamadın? Hayatımızda birçok alışkanlık kolaylıkla bırakılıyor. Bu bir bağımlılık aslında. Etkisi biraz daha hafif kalıyor sadece. Uyuşturucu, kokain gibi etkileri hemen belli olmuyor.

Bir kereden bir şey olmaz?

Genelde kilo verme süreçlerinde hep “bir kere” diyerek yeniden fazla yemeye başladın. Bir kere yediğinde iradene olan özgüvenin düştü. Bu işi bile yapamadığını düşündün. Ve her şeye yeniden başlamak istedin. Yeniden fazla yemek istedin, yedin. Nasıl olsa yakın zamanda bırakırdın. Ama hiç öyle olmadı, yemeye devam ettin. Yeniden rahatsız oldun, yeniden az yemeye karar verdin. Yeniden ve yeniden. Bu döngü etrafında gittin geldin. Bir kerenin arkasında milyonlar saklıdır. O bir kere diğerlerini getirir. O bir tane seni fazla yemeye götürür. Hangi yemeklerde bir kere diyemeyeceğini biliyorsun. Onları en azından yeni yeme tarzına alışana kadar yeme. Unutma onlar sana büyük bir oyun neticesinde kakalandı.

Bir kere diye bir şey yoktur. Bir kere milyon tane anlamına gelir. Yiyeceğin yemekler bellidir. Onları ye. Şüpheli olan yemekleri ise kendin sorgula.



Sosyal ortamlara katılmak:


Sosyal ortamlarda eğer açsan gerçekten yemek büyük bir zevktir. Ama aç değilken oraya gidip bir şeyler yerseniz sağlıklı olan yiyecekler olsa bile beyniniz sosyal ortamdan aldığı zevki yemek ile karıştırabilir. Burada zevkli olan arkadaşlarla beraber bulunmaktır. Özellikle bunu karıştırdığımızdan, böyle ortamlarda boyuna yemek yeriz, hiç durmayız. Oysa keyifleneceğimiz yerde şişeriz, Ertesi sabah kalkmak bile istemeyiz. Miden yanar, ağzın kupkuru, karnın ağrır. Dediğim gibi yemek sadece açlığı doyurur. Evet yemek bütünleştirici bir etkendir. Ama bu açsanız geçerlidir. Aç değilken yersen sadece üstteki rahatsızlıkları hissedersin. Yılbaşı geceleri, doğum günleri, aile toplantıları. Bunlar da hep fazla yeriz. Önce başlangıçlar ardına ana yemekler, tatlılar. Böyle yerlere aç gitmeye özen göster. Tatlı yeme ona ihtiyacın yok. O ana kadar çoktan doymuş olursun. Bunu saygısızlık olarak düşünme, kendine değer kat, başkasını düşünme. Bırak onları kırılsın. Zamanla alışırlar nasıl olsa.

Boşluğu doldurmak:

Bu boşluk çöp yemeklerin oluşturduğu bir boşluk. İbn Haldun der ki;” İnsanları öldüren açlık değil alışmış oldukları tokluktur.” Uzun bir süre çok fazla yemek yedin buna alıştın. Şimdi bunun yanlış olduğunu görüyorsun. Elbette hemen bırakman mümkün değil. Çok yemek aklına gelecek belki ilk günler daha fazla yiyeceksin ama hemen hatırla ve düşün. Ne kazandın? hangi boşluk doldu? İnsan 40 gün aç şekilde kalabilir. Açlık acı vermez. Garip bir boşluktur. Onu düşünmezseniz sizi etkilemez. Başka işlere yönel. Zamanla alışacaksın zaten.



Bahaneler:

1-Canın yemek çekiyor şimdi ye sonra sağlam başlarsın.

2-Bir kereden bir şey olmaz daha yemezsin.

3-Kilolu olmak sıkıntı değil.

4-Fazla yemiyorsun, spor yapmadığın için kilolusun

Birinciden başlayalım. Yemekleri 3’e ayırıyoruz;

1-Çöp gıdalar-Abur cubur, şekerli gıdalar, işlenmiş ürünler vs

2-Tehlikeli ürünler-Bunlar yenebilecek ama zararlı ürünler- Et, süt, kızartmalar, ekmek vs

3-Faydalı ürünler-Tahıllar, sebze, meyve, ekmek (Tam tahıl),su vs

Bunlardan ilkini hiç yememeni öneririm Hiçbir zaman yeme onların sana katkıları yok. Endüstrinin dayatmış olduğu yiyecekler.

İkincisini az miktarda yiyebilirsin. Ama kontrol kaybedersen onları da birinci kategoriye at bir müddet. Yeme. Ardından yeniden yersin. Bu yemekleri bilinçli olarak ye.

Üçüncüleri ise hiçbir kısıtlama olmadan dilediğince yiyebilirsin. Ölçüyü vücudun tutturur. Geçmişteki insanlar onlar sayesinde hiç kilolu olmadı. Hiç diyet kitapları olmadı sadece yediler. Ama bizden iyi durumdaydılar. Yemeklerin tadını hisset atıştırmalık olarak meyveler ve kuruyemişleri kullan. Kuruyemişte ölçüyü abartma.

Canın yemek çekebilir. Bazen fazla yiyebilirsin. Bu sürecin sonu olmaz. Zaten bir sürece girmiyorsun. Çöp gıdaların ne olduğunu anladın. Sadece diğer ürünlerde ve miktarda yeni bir düzen oluşturacaksın. Miktarı bazen abartabilirsin. Hata yaparsın. Bu yeniden tuzağa düştüğün anlamına gelmez. O yemeği gözden geçir. Hangi vakitlerde yediğine bak. Baştan her şeyi yemeye başlama.

Bir kereden birçok şey olduğunu artık biliyorsun. Bir kerelere dikkat et. Bir kere eşittir milyon defa. İkinci kategorideki ürünlerde bir kere diye bir şey olabilir. Abartmadığın müddetçe sıkıntı yok.

Fazla yemiyorsun spor yap. Tam bir saçmalık. Buda endüstrinin şişman insanların suçlu olduğunu göstermek üzere ağzında dolandırdığı bir laf. Şişmansan spor yapmıyor demeksin. Aslan günün içte ikisini uyuyarak geçirir. Ama hiç kilolu aslan yoktur. Spor, kilo vermek için yapılmaz. Eski insanlar böyle bir sıkıntı çekmediler. Spor yapmadılar. Yediler ve çalıştılar. Sporu zevk için yap. Dışarı çık ve yürü. Etrafa, gökyüzüne bak. Ama sırf kilo vereceğim diye spor yapmana gerek yok. Doğru beslendiğin zaman ideal kilona ulaşacaksın.





Sonuç:

Artık kendi yemek düzenini oluşturma vaktin geldi. Her yemek önüne geldiğinde bunları üç kategoriden biri olarak değerlendir. İşlenmiş mi? at çöpe gitsin. Yeme. İlk olarak hep birinci sınıf yiyecekler ye. Doymazsan veya birinci sınıf yemekler yoksa ikinci sınıflardan biraz yersin. Ama bil ki onlar senin ilk tercihin değil. Hiç de olmadılar.

3-4 gün boyunca fazla fazla yemek ye. Yerken düşün. Ne yiyorsun? Ne yapıyorsun? Gerçekten keyif alıyor musun? Aç mısın? Doydun mu? Yemeklerin tatlarına odaklan. 3-4 gün sonra ise kendi düzenini oluştur.

Yeniden buraya gelip tecrübelerimi aktarmaya başlayacağım. Kilo durumumu ise güncelleyeceğim.

Kilo Durumum:83
GÜNCELLENECEK!!!
Ben günde 5-6 öğün yemek yiyorum fakat spor yaparak.
Sana spor yapmanı öneririm.
Kaç kilo olmanın bir önemi yok önemli olan yağ yakmak.
 
Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
307
Tepki puanı
763
Puanları
160
Konum
Türkiye
Web Sitesi
1000kitap.com
Hangisi daha kolay ? Günlük tıka basa yemek yiyip ardından zamanımın bir kısmını spor yaparak geçirmek mi? Yoksa ayarında yiyip daha basit sporlar(yürüyüş, koşu) gibi şeyler yapmak mı? Şişman insanlar spor yapmadıkları için şişman değil . Yanlış türden şeyler yedikleri için şişmanlar. Alım ve yakım eşit olduğunda kilo verirsin. Aldığına dikkat etmeden yakmadan bahsediyorsun. Yemek endüstrisi en çok bunu kullanır zaten. Şişman insanlar hareket etmiyorlar der. Şişman insanlar ne yediğini bile bilmiyorlar. Onlar spordan bahsediyor. Hayvanlar mevzusuna girmiyorum bile . Günün birçok kısmının uyuyarak geçiren hayvanlar var. Onlar yemek mi yemiyor?

Neyse bunların cevabını öğreneceğiz zaten . Bu arada spor yapmayı denedim. Günlük 5-6 öğün yemek yemeye ayırmak hem de ayrıca spora zaman ayırmak maalesef çok fazla. Hayatımda farklı önemli işlerim var bunlar bu kadar önemli olmamalı.
 

Skull

Ay Yolcusu
Katılım
8 Eyl 2021
Mesajlar
43
Tepki puanı
68
Puanları
21
Hangisi daha kolay ? Günlük tıka basa yemek yiyip ardından zamanımın bir kısmını spor yaparak geçirmek mi? Yoksa ayarında yiyip daha basit sporlar(yürüyüş, koşu) gibi şeyler yapmak mı? Şişman insanlar spor yapmadıkları için şişman değil . Yanlış türden şeyler yedikleri için şişmanlar. Alım ve yakım eşit olduğunda kilo verirsin. Aldığına dikkat etmeden yakmadan bahsediyorsun. Yemek endüstrisi en çok bunu kullanır zaten. Şişman insanlar hareket etmiyorlar der. Şişman insanlar ne yediğini bile bilmiyorlar. Onlar spordan bahsediyor. Hayvanlar mevzusuna girmiyorum bile . Günün birçok kısmının uyuyarak geçiren hayvanlar var. Onlar yemek mi yemiyor?

Neyse bunların cevabını öğreneceğiz zaten . Bu arada spor yapmayı denedim. Günlük 5-6 öğün yemek yemeye ayırmak hem de ayrıca spora zaman ayırmak maalesef çok fazla. Hayatımda farklı önemli işlerim var bunlar bu kadar önemli olmamalı.
Dostum ben sana yemeğine dikkat et demedim zaten spora başlayınca ilerleyen vakitlerinde gelişmek istiyorsun ve bunlara daha çok dikkat etmek istiyorsun.
5-6 öğün 3 ana 2 ara öğün Ana öğün = 15 dk ara = 5-10 dk. Toplam 1 saat 5 dakika.
Bu arada Yemek ve Spor önemli şeylerdir. Hatta sen yemekten ötrü bu konuyu açtım öyle değil mi ?
 

izleyici1

Jüpiter Yolcusu
Katılım
13 Tem 2020
Mesajlar
170
Tepki puanı
251
Puanları
84
hocam mesele çok yemek değil sağlıklı yemek
sağlıklı yemek yersen zaten acıkmıyorsun
normal yumurta yerine --> köy yumurtası
şeker katılmamış gerçek bal
zeytin hurma incir
kepekli lifli tam buğday ekmeği
süt ürünleri kaşar peynir köy ayranı yoğurt
kola hazır meyve suları yerine karpuz portakal gibi meyve gıdalar
atıştırmalık olarak fındık ceviz gibi lifli gıdalar
hamur işleri makarnayı mantıyı poçayı hayatından çıkar
et balık her gün en azından ye
ucuz besin olarak pilav nohut fasülye tarzı bakliyat takılabilirsin
iki öğün idealdir sabah ve akşam
şeker fruktoz monosodyum glutomat renklendirici tadlandırıcı koruyucu içeren yapay gıdalarddan uzak dur
sağlıklı beslenirsen acıkmazsın
sağlıksız beslenen dengesini bozduğu için vücut doyduğunu anlamıyor iştahı bir türlü bitmiyor
problem çok yemek değil aç kalmak değil sağlıklı doğal beslenmek
 
Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
307
Tepki puanı
763
Puanları
160
Konum
Türkiye
Web Sitesi
1000kitap.com
hocam mesele çok yemek değil sağlıklı yemek
sağlıklı yemek yersen zaten acıkmıyorsun
normal yumurta yerine --> köy yumurtası
şeker katılmamış gerçek bal
zeytin hurma incir
kepekli lifli tam buğday ekmeği
süt ürünleri kaşar peynir köy ayranı yoğurt
kola hazır meyve suları yerine karpuz portakal gibi meyve gıdalar
atıştırmalık olarak fındık ceviz gibi lifli gıdalar
hamur işleri makarnayı mantıyı poçayı hayatından çıkar
et balık her gün en azından ye
ucuz besin olarak pilav nohut fasülye tarzı bakliyat takılabilirsin
iki öğün idealdir sabah ve akşam
şeker fruktoz monosodyum glutomat renklendirici tadlandırıcı koruyucu içeren yapay gıdalarddan uzak dur
sağlıklı beslenirsen acıkmazsın
sağlıksız beslenen dengesini bozduğu için vücut doyduğunu anlamıyor iştahı bir türlü bitmiyor
problem çok yemek değil aç kalmak değil sağlıklı doğal beslenmek
Hocam yazıyı tekrar okuyun bence aynı seylerden bahsediyoruz. Benim için çok yemekte mesele sadece. Endüstriyel ürünleri bıraktım zaten . Dediğiniz sağlıklı ürünleri yiyorum zaten ama bazen çok yiyorum ölçüyü kaçırıyorum bu yüzden böyle toplu bir sekilde yazmak istedim. Demek istediklerimi size anlatamadım ama ben anladım.
 

Targetlock

Yoda
Katılım
5 Kas 2020
Mesajlar
402
Tepki puanı
531
Puanları
160
Kilo verdikten sonra insanların karşısına çıktığımda öyle çok da sen mükemmel olmuşsun denmedi.
Kanka ben bir şeyi keşfettim. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin insanları hangi konuda olursa olsun başarı yakalamış kişiyi destekleyici sözler söylemiyorlar. Bu elbet gelişmiş ülkelerin halklarında da vardır tabi. Ama aradaki fark fazla.
Senin başarını destekleyici söz söylemek kendilerini daha aşağı konumda hissettiriyor ama alakası yok.
Ancak bir başarı sahibi olduysan emin ol herkes fark ediyor.
Hatta bu başarı kritik bir alandaysa , menfaatlerine uyacaksan kendilerini sana yakın tutuyorlar. Fakat bunun başarından dolayı olduğunu fark ettirmek de istemiyorlar.
O nedenle bir işi başarmayı kafana koyduysan kişilerin sözleri ( pozitif negatif fark etmez) motivasyon veya kıstas olmamalıdır.
 

The King

Uranüs Yolcusu
Katılım
7 Eki 2020
Mesajlar
166
Tepki puanı
360
Puanları
99
Hayatına sporu adapte etmeyi düşündün mü? Ben en azından spor yaparak son dönemlerde yediklerimi genel anlamda umursamıyorum. Gerçekten pizza bağımlılığım söz konusu. Çok yemekten değil de, belli başlı yemekleri aşırı yemenin muzdaripliği var bende. Ama bunun da tabii ki kiloyu etkilediğini biliyoruz. Gene de şunu diyeyim, zamanla alışılmış yoğun bir spor temposu yediklerini de uzun vadede düzene sokabilir. Ya da en azından yediklerini yakarsın, ve devamında zaten fena da olmayan bir görünüm motivasyonunu arttırabilir.

İkinci husus biraz garip gelecek. Yediğin yemeğin kalori olduğunu, aman kilo yapacak düşüncesini sil kafandan. Bazı insanlar dünyaları yiyor ama kilo almıyorlar. Genelde ağızlarından çıkan şey şudur, "her şeyi yiyorum ama kilo almıyorum!" , bu her ne kadar durumun sonucu gibi görünse de belki de durumun nedenidir. Yani yiyip de kilo almadıkları için bunu söylemiyorlar muhtemelen söyledikleri için kilo almıyorlar:) Biraz garip gelebilir dediğim gibi bu son söylediğim. Ama bir denemeni tavsiye ederim. Düşünceler vücudumuza yön veren şeyler neticede. Sen beynine bunu söylediğinde, seni yalancı çıkarmak istemeyecektir:)
 

The King

Uranüs Yolcusu
Katılım
7 Eki 2020
Mesajlar
166
Tepki puanı
360
Puanları
99
Kanka ben bir şeyi keşfettim. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin insanları hangi konuda olursa olsun başarı yakalamış kişiyi destekleyici sözler söylemiyorlar. Bu elbet gelişmiş ülkelerin halklarında da vardır tabi. Ama aradaki fark fazla.
Senin başarını destekleyici söz söylemek kendilerini daha aşağı konumda hissettiriyor ama alakası yok.
Ancak bir başarı sahibi olduysan emin ol herkes fark ediyor.
Hatta bu başarı kritik bir alandaysa , menfaatlerine uyacaksan kendilerini sana yakın tutuyorlar. Fakat bunun başarından dolayı olduğunu fark ettirmek de istemiyorlar.
O nedenle bir işi başarmayı kafana koyduysan kişilerin sözleri ( pozitif negatif fark etmez) motivasyon veya kıstas olmamalıdır.
Benim de fark ettiğim şeylerden birisi bizim millette zerre miktarda destekleyici bir şey olmaması, herkes bir şekilde seni aşağı çekiyor :D

90 kilo olduğum dönemde herkes ne kadar kilo almışsın derken, 75lere düştüğümde bu kadar kilo verme iyi değil böyle kilo vermek, neden bu kadar kilo verdin, demeye başlamıştı :D İnsanların dedikleriyle yol alınmaz. Destek beklemeyeceksin. Hayalet gibi çalışacaksın. Bazen alay konusu olursun, bazen ne yapıyor bu derler ama neticede mutlu olan sensin, gerisinin önemi var mı :)
 
Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
307
Tepki puanı
763
Puanları
160
Konum
Türkiye
Web Sitesi
1000kitap.com
Arkadaşlar bu yazıyı tavsiye verilsin diye yazmadım . Gene de tavsiyeleriniz için teşekkürler. Ben zaten aklımda belli kalıplar olan bu konuda araştırmalar yapmış biriyim. Bunu somut bir duruma sokmak için kendime bu yazıyı yazdım. Forumda da belki faydalı olur diye paylaştım. Uygun bir dil kullanmaya çalıştım. Ben nasıl kilo veririm? Ne yapmalıyım ? Diye soru sormadım. Gene de fikirleriniz için çok teşekkürler. Dediğiniz noktalar size özel şeyler ben zaten denedim 2 yıldır araştırıyorum. Ayrıca bu bir bağımlılık spor yaparsan düzelir değil . Ben konuyu sağlığa açmıştım . Diğer bağımlılığa belki girmez diye. Oraya taşınmış.
 
Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
307
Tepki puanı
763
Puanları
160
Konum
Türkiye
Web Sitesi
1000kitap.com
Kanka ben bir şeyi keşfettim. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin insanları hangi konuda olursa olsun başarı yakalamış kişiyi destekleyici sözler söylemiyorlar. Bu elbet gelişmiş ülkelerin halklarında da vardır tabi. Ama aradaki fark fazla.
Senin başarını destekleyici söz söylemek kendilerini daha aşağı konumda hissettiriyor ama alakası yok.
Ancak bir başarı sahibi olduysan emin ol herkes fark ediyor.
Hatta bu başarı kritik bir alandaysa , menfaatlerine uyacaksan kendilerini sana yakın tutuyorlar. Fakat bunun başarından dolayı olduğunu fark ettirmek de istemiyorlar.
O nedenle bir işi başarmayı kafana koyduysan kişilerin sözleri ( pozitif negatif fark etmez) motivasyon veya kıstas olmamalıdır.
İnsanlardan bir şey beklemek gerçekten yanlış motivasyon. Ama bu konuda kendimi durduramıyorum . Sanırım onların çirkin yüzünü hala görmedim.
 
Katılım
11 Kas 2020
Mesajlar
466
Tepki puanı
604
Puanları
160
Hayatına sporu adapte etmeyi düşündün mü? Ben en azından spor yaparak son dönemlerde yediklerimi genel anlamda umursamıyorum. Gerçekten pizza bağımlılığım söz konusu. Çok yemekten değil de, belli başlı yemekleri aşırı yemenin muzdaripliği var bende. Ama bunun da tabii ki kiloyu etkilediğini biliyoruz. Gene de şunu diyeyim, zamanla alışılmış yoğun bir spor temposu yediklerini de uzun vadede düzene sokabilir. Ya da en azından yediklerini yakarsın, ve devamında zaten fena da olmayan bir görünüm motivasyonunu arttırabilir.

İkinci husus biraz garip gelecek. Yediğin yemeğin kalori olduğunu, aman kilo yapacak düşüncesini sil kafandan. Bazı insanlar dünyaları yiyor ama kilo almıyorlar. Genelde ağızlarından çıkan şey şudur, "her şeyi yiyorum ama kilo almıyorum!" , bu her ne kadar durumun sonucu gibi görünse de belki de durumun nedenidir. Yani yiyip de kilo almadıkları için bunu söylemiyorlar muhtemelen söyledikleri için kilo almıyorlar:) Biraz garip gelebilir dediğim gibi bu son söylediğim. Ama bir denemeni tavsiye ederim. Düşünceler vücudumuza yön veren şeyler neticede. Sen beynine bunu söylediğinde, seni yalancı çıkarmak istemeyecektir:)
Pizza bagimliligi nedir ya bu nasil zengin godaman bir bagimlilik biz istesekte boyle bi bagimliliga sahip olamayiz hocam
 
Katılım
11 Kas 2020
Mesajlar
466
Tepki puanı
604
Puanları
160
Yazıda aslında tamamen kendime hitap ediyorum. ama forumdaki arkadaşlarımız içinde faydalı olabileceğini düşündüm.

Giriş:

Bu yazıyı kendimle ilgili en önemli problemim olan yeme problemim üzerine yazıyorum. Kendimi detaylı bir şekilde incelemek. Neden istemediğim halde yemek yeme üzerinde kontrol kaybettiğimi detaylarıyla araştırmak istiyorum. Öncesinde 25 gibi bir kiloyu Ramazan aynını etkisiyle vermiştim. Nasıl verdiğimi bile hatırlamıyorum bir teknik veya yöntem kullanmadım. İnsanlara daha güzel görünme motivasyonu beni kamçıladı diyebilirim. Onların beni görüp “ooo ne kadar kilo vermişsin” (özellikle kızların) demesini hayal ettim. Yani kısaca yememenin bana verdiği artıları düşündüm. Yemenin bana verdiği zararları düşündüm. Bunun kısa sürede yanlış olduğunu anladım.

Kilo verdikten sonra insanların karşısına çıktığımda öyle çok da sen mükemmel olmuşsun denmedi. Veyahut kendi karakterim ufkum üzerinde bir genişleme olmadı. Sadece daha zayıf bir insandım. Fazla yemenin bana verdiği, uyuşukluk, agresiflik, yüzdeki sivilceler, akneler, elbiselerin olmaması gibi problemler yok olmuştu. Ve yememenin bana vereceği artı olarak düşündüğüm şeyler olmadı (benim düşündüğüm şeyler olmadı). Bunun üzerine 96’dan 72 ‘ye düştükten sonra hızlı bir şekilde 84 kiloya geri çıktım. Kendime uyguladığım motivasyon işe yaramıştı ama kısa sürelik. Bakış açım pek de doğru değil. İnsanlar için kilo vermekte ne demek! İlginç taraf fazla yemek yemenin bana verdiği zararları tam olarak bildiğim halde ve yerken zevk almasam bile yemeyi durduramam. Bir bağımlılık kadar ağır değil ama durduramıyorum. Bu sefer kendimi detaylı bir şekilde incelemek istedim. Kendime aşağıda birçok soru soracağım ve bunları cevaplamaya çalışacağım umarım kendime faydası olur. 84’ten daha fazla yukarı çıkmak istemiyorum. Aklımda olan fikirleri bu sayfada somutlaştırıp net bir kanıya varacağım. Aşağıda kendime üst perdeden hitap edeceğim. Yani beynime konuşacağım aslında olayı tam olarak kavramasını istiyorum.

Ne yiyorum?

Aslında bakılacak olursa hayatımda yediğim fazla bir yemek türü yok. Sabah olarak düşünürsek; ekmek(beyaz), bal, reçel, yumurta, haşlamış yumurta, zeytin, patates kızartması, ekmek kızartması, elma, peynir, salatalık, tereyağı, çökelek, hamur işi türleri (katmer, çörek, açma, poğaça) vs

Günde iki öğün yemek yiyorum sabah ve akşama doğru.

Akşam yediğim yemek türleri; Bulgur pilavı, pirinç pilavı, kuru fasulye, nohut, yoğurt, makarna, mercimek çorbası, çorba türleri, patates yemeği, mantı, döner vs

Bunun dışında atıştırma olarak aldığım ürünler var. Bunlar genellikle çoğu insan için abur cuburlardır. Ben önceki kilo verişimde abur cubur ve şeker üzerindeki yargımı netleştirdiğim için onları atıştırmıyorum yani yemiyorum. Ama ara sıra nadir miktarlarda tükettiğim oluyor.

Atıştırmalıklar;

Mısır (her türlüsü), bisküvi, elma, armut, ekmek, çikolata, kek, hamur işleri, çekirdek, kuruyemişler, çiğ köfte, üzüm vs







Fazla yemenin bana verdiği zararlar?

1-Beni daha yorgun bir hale getiriyor

2-Kendime olan özgüvenimi düşürüyor.

3-Özsaygımı düşürüyor

4-Enerjimi düşürüyor. Hayatımdaki diğer alanlara odaklanamıyorum.

5-Rahatsız edici bir görüntü oluşuyor.

6-Sosyalleşme konusunda beni engelliyor.

7-Yüzümde ve vücudumda akne ve sivilceler çıkarıyor.

8-İnsanlar beni yargılıyor.

9-Başkaları dalga geçiyor.

10-Sağlığıma zarar veriyor.

11-Sabah midem yanıyor.

12-Karnımı ağrıtıyor.

13-Sağlık problemlerine neden oluyor (kabızlık, mide yanması vs.).







Fazla yemenin bana verdiği faydalar?

1-Bana keyif veriyor.

2-Boş zamanlarımda beni rahatlatıyor.

3-Konsantre olmamı sağlıyor.

4-Stresli azaltıyor



Neden fazla yiyorum?

1-Yukarıdaki tüm faydalar geçerli.

2-Bir alışkanlık

3-Bir şey olmaz diye düşünüyorum.

4-Boşluğu doldurmak

5-Zaman geçirmek

6-Sosyalleşmek.



Aslında sorunun yemekler ile ilgili değil. Onları fazla yemekle ilgili. En başta problemin yediğin şeylerin tamamen türü ile ilgiliydi. Yani abur cuburları ve beyaz ekmek, pirinç yiyordun. Şimdi çoğu gitti azı kaldı. Ölçüyü tutturmak mesele.

Neden fazla yiyorsun? İki önemli kavramı anlaman gerekiyor. Aç olduğun zaman yemek ye. Tok olduğun zaman dur. En büyük keyfi tamamıyla aç olduğunda alırsın. Düşün ki uzun bir süre yemek yemedin. Ardından yemek buldun alacağın keyif yemediğin süre ile doğru orantılı. Açlık korkulacak bir şey değil. Senin için bir sensor.

Fazla yemenin önceki sebebinin tür ile alakalı olduğunu söylemiştim. Yanlış yiyecek türleri yediğinden dolayı vücudun tok olma sinyalini kullanamıyordu. Sende yemeye devam ediyordun. Ayrıca açlığın çöp abur cuburlar dolayısıyla doymuyordu. Sen de hala aç oluyordun. Bu yüzden yeme ihtiyacı duyuyordun. Vücudun senden karbonhidrat, minarel, vitamin, lif isterken sen yapay şeker veriyorsun. Vücut ise istemeye devam ediyor sen gene şeker veriyorsun.

Bunlar önceki sebepler şu an abur cubur yemiyorsun. Ama bu sefer yediğin yemekleri fazla yiyorsun. Bunun sebeplerini sorgulayalım. İlk olarak boşluk diyebiliriz. Sofrada oturuyorsun normal yediğin zaman hızlıca yemek bitiyor. Ya sofradan kalkıp başka işler yapacaksın, ya da yiyenleri seyredeceksin. İkincisini yaptığın zaman duramıyorsun, bir defadan bir şey olmaz deyip yiyorsun. Birincisini yaptığın zaman bir müddet sonra huzursuzluk hissedip bir şeyler atıştırıyorsun. Bunları çözmenin yollarını araştırmalım. Neden böyle bir istek duyuyorsun? Neden hala aç olduğumu düşünüyorsun? Neden sana zarar vereceğini bildiğin halde yemeye devam ediyorsun? Neden bir sonraki yiyeceğin yemek sana fayda vermeyecekse onu yiyorsun? Bunları anlamak için yukarıda yazdığım fayda ve zararları sorgulaman gerekiyor. Önceki kilo verişinde “zararlara” odaklandın. Evet bu sayede kilo verdin. Ama sonrasında zararlar yavaş yavaş yok oldu ve faydalar kaldı sende dayanamayıp yeniden çok yemeye başladın. Bu sefer faydalara bakacaksın. Galiba beynin fazla yemenin sana fayda verdiğini düşünüyor onu ikna etmek gerek. Bunu en son işlem olarak yapacağız ardından 3-4 gün daha normal, eziyet veren yeme haline devam edeceksin. Ondan sonra özgürlük. Kilo vermeye çalışmıyorsun. Sağlıklı beslenmeye çalışıyorsun. Bunun sonucunda doğal olarak kilo vereceksin zaten.



Bahaneneler?



Böyle bir başlığı yeniden fazla yemek yememe neden olan beynimdeki bahaneleri yazmak için açtım.

1-Canın yemek çekiyor şimdi ye sonra sağlam başlarsın.

2-Bir kereden bir şey olmaz daha yemezsin.

3-Kilolu olmak sıkıntı değil.

4-Fazla yemiyorsun, spor yapmadığın için kilolusun.



Ne kadar öğün yemeliyim?

İki öğün ve bir atıştırmalık ara senin için yeterli olacaktır. Eğer ki doğru miktarda beslenirsen 6 saatte bir acıkırsın. Ama yememek senin için dert olmamalı çünkü açlık kötü bir şey değil. Varsayalım ki işin çıktı ve yiyemedin bu durumda sevinmelisin çünkü daha fazla keyif alacaksın.

Zararlı olan yiyecekleri az olarak yiyebilir miyim?

Abur cuburu bence tamamen kesmelisin hiçbir şekilde yeme sana hiçbir faydaları olmadığını biliyorsun. Onun dışında kalan yiyecekleri minimum miktarlarda yiyebilirsin ama tavsiyem şu olacak. Bir müddet hiç yeme. Beynin bu tip şeylersiz de yaşayabileceğini anlasın. Bu anlarda aklına eski yiyecekler gelebilir. Veya yediğin yemeği fazla yemek isteyebilirsin. Onlara nasıl baktığın önemli. Eğer ki “Keşke yesem duramıyorum ne kadar güzeller” dersen sonunda iraden tükenir yersin. Ama “Bir sonraki yiyeceğim yemek bana daha fazla keyif vermeyecek, şu anda tokum, sıkılsam bile yemek yeme bunu çözmeyecek” dersen zorlanmadan bu sezonu atlatırsın. Beynin bir müddet sonra durumu kabullenir ve iş otomatik hale gelir. Ardından bazen az az yersin ama asla tamamıyla çok yeme. Böyle olduğunu fark edersen yeniden tamamen bırak.

Nasıl durdurabilirim?

Önceden dediğim gibi faydalara bakacağız. Düşündüğün faydaların arkasındaki sebeplere bakacağız bakalım gerçekten öyleler mi? Öyle olsalar bile buna değiyorlar mı? Hadi başlayalım.

Bana keyif veriyor?

Evet doğru yemek yemek bir zevktir ama fazla yemek değildir dostum. Hayvanlar bile bu konuda senden daha akıllı. Sınırsız yemeğe sahip olan bir hayvan bile fazla kilolu değildir. Duracağı noktayı bilir. Acıktığında yer. Doyduğunda durur. Bu kadar zeki bir canlı olan insanın böyle bir hata yapması çok garip. Zaten zekâmız bizi bu hale getirdi.

Keyif nerde? Zevk nerde? Yani fazla yemeyen insanlar bir şey kaçırıyor öyle mi? Biz ekstra olarak bir keyif alıyoruz fazla yemekten yani. Evet bir şeyler kaçırıyorlar. Yağlanmış karaciğer, kalp krizi riski, sağlık. Hiçbirimiz şu anda yediğimiz yemekleri seçmedik. Yani bunlar özgür bir iradenin sonuçları değil. Bunları yememizin sebepleri durduramıyor olmamız ve alışkanlık. Dünyanın çeşitli yerlerinde insanlar farklı yemekler yiyorlar. Bu anlama geliyor ki insanların yemek zevkleri, damak tatları değişiyor. Hatta insanlar zamanla bazı sevdiği yemeklere kötü, sevmediklerine iyi diyebiliyor. Damak tadı değişiklik gösteriyor. Artık sıra sende kendine uygun olan yemekleri seçebilirsin. Şu ana kadar hep alıştığın yemekleri yedin. Onları kim seçti peki sen mi? Hayır ailen, reklamlarla kafası bulanmış, aldatılmış ailen. Şimdi sıra sende. Aslında bu özgürlüğü ilk adım atış. Sırf bu yüzden bile şu andaki yemekleri bırakabilirsin. Çünkü onları sen seçmedin onlardan aldığın keyif sahte. Beynin birinci sınıf yemekleri (meyve, sebze, tahıllar vs) ikinci sıraya ikinci sınıf yemekleri ise (abur cuburlar, işlenmiş ürünler) birinci sıraya koydu. Bunun sebebi son yıllarda oluşan büyük beyin yıkaması. Beynimiz hayatta kalmamız için kendimize uygun olmayan yemeklerden de zevk almamızı sağlamıştır. Bu bir hayatta kalma durumu için geçerlidir. Eğer sevdiğim yemek yoksa ikinci sınıf şeyler yiyerek hayatta kalırım. Örneğin maymunlar bazen et yerler ama sebze varken et yemezler. Bizde bu durum beyin yıkamaları yüzünden değişti. Bize uygun olan yiyecekler yerine ikinci sınıf yemekler tükettik. Beynimiz ise duruma kandı. Geçen yüzyıldan geriye doğru gittiğinizde şişman insan sayısı git gide azalır. Bu ise işlenmiş gıda endüstrisinin küçülmesiyle paralellik gösterir. Dedelerimiz, ninelerimiz için obezite ve çok yemek asla bir problem olmadı. Onlar güçlü ve kuvvetli insanlardı.

Yani aldığın bir zevk falan yok. Kandırıldın. Özgür seçimini yapma zamanı geldi. Kendi istediğin şeyleri ye. Birinci sınıf yemeklerini. En azından bu şekilde özgürlüğe adım at.



Beni rahatlatıyor?

Bu ise bir başka aldatmaca. Özellikle boş zamanlarda insan keyif veren şeyler yapmak ister ve beynin aklına tabi ikide yemek gelir. Bunun sebebini sana açıklayalım. Üstte bahsettiğim gibi ikinci sınıf yiyecekler asla vücudunun tam olarak ihtiyaç duyduğu şeyleri vermez. O yüzden hep aç kalırsın. Ama beyniniz aldatıldığından onları birinci sıraya koymuştur. Bu yüzden sofradan kalktığında aç olursun ayrıca üzerine sıkıntı basar, hayat stresleri vardır. Beynin aç olduğunu bilir ama hangi yemeği yiyeceğini şaşırmıştır. Seni gene çöp yiyeceklere yönlendirir. Böylece farkında olmadan ve doymadan gene aynı şeyleri yersin. Bu gerçekten bir rahatlama mı? Karnının şişmesi, şişmanlık, fazla yediğinin bilinci içindeki pişmanlık. Üst üste gelir bunlar psikolojik zararlarda verir tabii ki. Ne rahatlama ama! Peki çok yemek seni rahatlatır mı. Bence senin problemin eskide kalmak. Yediğin yemek türlerini düzelttin ama eski yeme alışkanlıklarında yemekleri çok yediğin için yeni düzende beynin sağlıklı olan yemekleri bile çok yemek istiyor. Burada sensörler devreye giriyor doğru yemeği yiyorsan tok olduğunu hissedeceksin zaten. Sadece farkında olarak ye, yavaş ye, zevkine var. İnsanlar abur cuburu nasıl yediğini bilmezler. Sen yavaş ve sakin olarak sağlıklı ürünleri ye. Doyduğunda dur. Çünkü alacağın bir daha ki lokma seni daha fazla doyurmayacak. Karaciğerinde depo olarak saklanacak ki buna ihtiyacın yok. Yakın zamanda aşırı aç kalacağını düşünmüyorsun sanırım. Nasıl olsa yakın zamanda yeniden yiyeceksin. Kalacağın açlıkla birlikte bir sonraki yemekte alacağın keyfi düşün. Bunu mu istersin yoksa hemen yiyip şişmeyi mi?



Konsantre olmamı sağlıyor?

Al ötekini vur diğerine! Konsantre olmak için ne yaparız bizi rahatsız eden düşünceleri, şeyleri ortadan kaldırırız. Peki sen bir iş yaptığında aklında yemek varsa nasıl konsantre olacaksın zaten. Açsan git yemek ye, toksan otur işine bak. Ama hiç doyamadığın için işini yapmaya geçtiğinde de aklında yemek oluyor. Yani yanlış şeyleri yemek seni doyurmadığından işinin başına geçtiğinde aklında hale yemek oluyor. Sende yiyorsun. Burada bir yanılgı oluşuyor. Sanki o çöp şeyler seni konsantre etmiş gibi. Oysa sadece beynin saçma isteğini durdurdun. Doğru yemekleri, doğru miktarda (bilinçli olarak yapmalısın) yediğin zaman beyin işine odaklanır. Ayrıca aklına yemek gelirse hemen alacağın keyfi düşün. Ne kadar açlık o kadar iyi. Hatta bazılarımız aşırı sevdiğimiz işleri yaparken hiç yemek yemeden durabiliyoruz. Bu o kadar da sıkıntılı bir durum değil. Açlık bir hasar yaratmaz, acı vermez. Açlık ne kadar beklenirse o kadar keyif verir. Miktar konusunda ilk başlarda aklına gene yemekler gelebilir. Sen bunu düşün; ne kadar açlık o kadar keyif.



Stresi azaltıyor;

Beynimiz hayatta kalmak için ikinci sınıf yemeklere opsiyon vermiştir. Doğal olarak onlardan zevk alırız. Ama bu zevk; reklamlar, yemek endüstrisi ve bir ton saçma inançla birleşince ortaya pek istenmeyen sonuçlar çıkıyor. Yemeğin yaptığı tek şey açlığı doyurmaktır. Yemeğin görevi budur. Bundan keyif alırız. Bu ise hayatta kalmak için gerekli olduğundan zevk verir. Neden yemek yiyoruz? Bazıları buna stresi azaltmak için diyor. Hayatındaki stresleri çözmek için gidip o problemlerle yüzleşmelisin. Gidip doğal döngündeki bir aldatmacaya sığınmamalısın. Yemek yemenin problem çözmek gibi bir yetisi yoktur. Stresi azaltmak gibi bir yetisi de yoktur. İkinci sınıf gıdalar karnımızı doyurmadığından, beynin emriyle daha çok yeriz. Buda dopamin salımını tetikler. Buda zevk almamıza sebep olur. Birinci sınıf ve ikinci sınıf yiyecekleri şu örnekle açıklayayım. Elma ve elma suyunu ele alalım. Elma içerisinde şeker, vitamin, su, minarel barındıran bir yiyecek. Elma suyu ise %10 elma suyu, %40-60 oranında şeker(ilave) ve su içeren bir içecek. Elma yediğinizde vücudunuzda dopamin salgılanır. Dopamini şöyle düşün; salgılandığını anda gidip oturacağı alanlar vardır. Anahtar-Kilit, Sandalye-İnsan uyumu şeklinde. Oraya oturur ve süreç tamamlanır. Dopamin salgıladığımızda keyif alırız. Örneğin 10 dopamin salgılandı ve 10 koltuk var hepsi oturdu ve keyif aldık. Elma suyunda ise süreç biraz farklı. Tamamen şekerli ürün olduğu için dopamin daha fazla salgılanıyor. Eski zamanlarda insanlar çok çalıştığından şeker özel bir konumda tabiiki. 20 dopamin salgılanıyor ama 10 koltuk var. 10 tanesi oturuyor ama 10 tanesi boşa gidiyor. Fazla salgıladığımız dopaminden dolayı beyin bunun çok zevkli bir şey olduğunu sanıyor. Ama aslında sürecin sonunda aynı keyfi aldık. Şöyle bir sıkıntı da var. Eğer elma suyuna devam ederseniz bir müddet sonra vücut yüksek dozaştaki dopamini tehlike olarak görür ve koltukları(reseptör) azaltır. Yani 20 dopamine 5 koltuk kalır. Zevk aldığınızı sanırsınız ama hissedilen sadece 5 dopamin olur. Aslında yaşam kaliteniz baya düşer ama bu yavaş olduğundan alışırsınız. Hem de dopamin reseptörlerin azlığı nedeniyle hayattaki diğer alanlar dada zevk kısıtlanır.

Dağa yavaşça çıktığınızı ve yavaşça indiğinizi düşünün. Tehlikesiz, güvenli başınıza bir şey gelme olasılığı yok. Bir de hızlıca koşarak çıkıp, koşarak indiğinizi hayal edin. Tehlikeli, güvensiz, her an ölme riski. Elma ve elma suyu arasındaki fark bu. Elma içinde bol vitamin, mineral, su, lif barındırdığından vücuda yavaş ve etkili bir şekilde dahil oluyor. İnsülin seviyesi yavaşça artıyor ve azalıyor. Elma suyu ise hızlıca dahil oluyor insülin hızlıca artıp hızlıca azalıyor. Bu ise kalp krizini tetikliyor. Beyin buradaki dopamin yanılgısından dolayı elma suyunu daha mantıklı görüyor.

İşlenmiş ürünlerin çoğu insanoğlunun bu zayıflığından faydalanır. Böyle yiyeceklerin verdiği keyif, zevk, rahatlama bir aldatmacadan ibaret. Stresin azaldığı yok. Hiç doymadığınız için hep açsınız ve streslisin.

Bunları öğrendikten sonra beyninin aynı yaşama devam edeceğini düşünmüyorum. Artık kalkma zamanı, vakit geç oldu.





Bir alışkanlık?

Evet yemek düzenin bir alışkanlık. Sağlıklı şeyleri fazla yemenin temel sebebi bu. Bunu tersine çevirmek kolay. Çöp gıdaların yaptığı aldatmacayı öğrendin. Beynini nasıl yıkadıklarını anladın. Miktar ise sadece bir alışkanlık bunu değiştirmek biraz bilinçli bir süreç olacak. Zararlı yiyeceklerin yaptığı oyun gayet açık. Yukarıda bahsettiğim yanılgı dolayısıyla bunları yedin. Hayatımızdaki iyi ve güzel şeyleri belli bir süreçten geçirip yapmaya başlarız. Mantıksız görüken şeyler bile düşünceden geçer ve karara varırız. Peki ne zaman abur cubur yeme alışkanlığına karar verdin? Vermedin çünkü sen seçmedin. Sen o şekilde büyüdün. Tamam o halde neden bırakamadın? Hayatımızda birçok alışkanlık kolaylıkla bırakılıyor. Bu bir bağımlılık aslında. Etkisi biraz daha hafif kalıyor sadece. Uyuşturucu, kokain gibi etkileri hemen belli olmuyor.

Bir kereden bir şey olmaz?

Genelde kilo verme süreçlerinde hep “bir kere” diyerek yeniden fazla yemeye başladın. Bir kere yediğinde iradene olan özgüvenin düştü. Bu işi bile yapamadığını düşündün. Ve her şeye yeniden başlamak istedin. Yeniden fazla yemek istedin, yedin. Nasıl olsa yakın zamanda bırakırdın. Ama hiç öyle olmadı, yemeye devam ettin. Yeniden rahatsız oldun, yeniden az yemeye karar verdin. Yeniden ve yeniden. Bu döngü etrafında gittin geldin. Bir kerenin arkasında milyonlar saklıdır. O bir kere diğerlerini getirir. O bir tane seni fazla yemeye götürür. Hangi yemeklerde bir kere diyemeyeceğini biliyorsun. Onları en azından yeni yeme tarzına alışana kadar yeme. Unutma onlar sana büyük bir oyun neticesinde kakalandı.

Bir kere diye bir şey yoktur. Bir kere milyon tane anlamına gelir. Yiyeceğin yemekler bellidir. Onları ye. Şüpheli olan yemekleri ise kendin sorgula.



Sosyal ortamlara katılmak:


Sosyal ortamlarda eğer açsan gerçekten yemek büyük bir zevktir. Ama aç değilken oraya gidip bir şeyler yerseniz sağlıklı olan yiyecekler olsa bile beyniniz sosyal ortamdan aldığı zevki yemek ile karıştırabilir. Burada zevkli olan arkadaşlarla beraber bulunmaktır. Özellikle bunu karıştırdığımızdan, böyle ortamlarda boyuna yemek yeriz, hiç durmayız. Oysa keyifleneceğimiz yerde şişeriz, Ertesi sabah kalkmak bile istemeyiz. Miden yanar, ağzın kupkuru, karnın ağrır. Dediğim gibi yemek sadece açlığı doyurur. Evet yemek bütünleştirici bir etkendir. Ama bu açsanız geçerlidir. Aç değilken yersen sadece üstteki rahatsızlıkları hissedersin. Yılbaşı geceleri, doğum günleri, aile toplantıları. Bunlar da hep fazla yeriz. Önce başlangıçlar ardına ana yemekler, tatlılar. Böyle yerlere aç gitmeye özen göster. Tatlı yeme ona ihtiyacın yok. O ana kadar çoktan doymuş olursun. Bunu saygısızlık olarak düşünme, kendine değer kat, başkasını düşünme. Bırak onları kırılsın. Zamanla alışırlar nasıl olsa.

Boşluğu doldurmak:

Bu boşluk çöp yemeklerin oluşturduğu bir boşluk. İbn Haldun der ki;” İnsanları öldüren açlık değil alışmış oldukları tokluktur.” Uzun bir süre çok fazla yemek yedin buna alıştın. Şimdi bunun yanlış olduğunu görüyorsun. Elbette hemen bırakman mümkün değil. Çok yemek aklına gelecek belki ilk günler daha fazla yiyeceksin ama hemen hatırla ve düşün. Ne kazandın? hangi boşluk doldu? İnsan 40 gün aç şekilde kalabilir. Açlık acı vermez. Garip bir boşluktur. Onu düşünmezseniz sizi etkilemez. Başka işlere yönel. Zamanla alışacaksın zaten.



Bahaneler:

1-Canın yemek çekiyor şimdi ye sonra sağlam başlarsın.

2-Bir kereden bir şey olmaz daha yemezsin.

3-Kilolu olmak sıkıntı değil.

4-Fazla yemiyorsun, spor yapmadığın için kilolusun

Birinciden başlayalım. Yemekleri 3’e ayırıyoruz;

1-Çöp gıdalar-Abur cubur, şekerli gıdalar, işlenmiş ürünler vs

2-Tehlikeli ürünler-Bunlar yenebilecek ama zararlı ürünler- Et, süt, kızartmalar, ekmek vs

3-Faydalı ürünler-Tahıllar, sebze, meyve, ekmek (Tam tahıl),su vs

Bunlardan ilkini hiç yememeni öneririm Hiçbir zaman yeme onların sana katkıları yok. Endüstrinin dayatmış olduğu yiyecekler.

İkincisini az miktarda yiyebilirsin. Ama kontrol kaybedersen onları da birinci kategoriye at bir müddet. Yeme. Ardından yeniden yersin. Bu yemekleri bilinçli olarak ye.

Üçüncüleri ise hiçbir kısıtlama olmadan dilediğince yiyebilirsin. Ölçüyü vücudun tutturur. Geçmişteki insanlar onlar sayesinde hiç kilolu olmadı. Hiç diyet kitapları olmadı sadece yediler. Ama bizden iyi durumdaydılar. Yemeklerin tadını hisset atıştırmalık olarak meyveler ve kuruyemişleri kullan. Kuruyemişte ölçüyü abartma.

Canın yemek çekebilir. Bazen fazla yiyebilirsin. Bu sürecin sonu olmaz. Zaten bir sürece girmiyorsun. Çöp gıdaların ne olduğunu anladın. Sadece diğer ürünlerde ve miktarda yeni bir düzen oluşturacaksın. Miktarı bazen abartabilirsin. Hata yaparsın. Bu yeniden tuzağa düştüğün anlamına gelmez. O yemeği gözden geçir. Hangi vakitlerde yediğine bak. Baştan her şeyi yemeye başlama.

Bir kereden birçok şey olduğunu artık biliyorsun. Bir kerelere dikkat et. Bir kere eşittir milyon defa. İkinci kategorideki ürünlerde bir kere diye bir şey olabilir. Abartmadığın müddetçe sıkıntı yok.

Fazla yemiyorsun spor yap. Tam bir saçmalık. Buda endüstrinin şişman insanların suçlu olduğunu göstermek üzere ağzında dolandırdığı bir laf. Şişmansan spor yapmıyor demeksin. Aslan günün içte ikisini uyuyarak geçirir. Ama hiç kilolu aslan yoktur. Spor, kilo vermek için yapılmaz. Eski insanlar böyle bir sıkıntı çekmediler. Spor yapmadılar. Yediler ve çalıştılar. Sporu zevk için yap. Dışarı çık ve yürü. Etrafa, gökyüzüne bak. Ama sırf kilo vereceğim diye spor yapmana gerek yok. Doğru beslendiğin zaman ideal kilona ulaşacaksın.





Sonuç:

Artık kendi yemek düzenini oluşturma vaktin geldi. Her yemek önüne geldiğinde bunları üç kategoriden biri olarak değerlendir. İşlenmiş mi? at çöpe gitsin. Yeme. İlk olarak hep birinci sınıf yiyecekler ye. Doymazsan veya birinci sınıf yemekler yoksa ikinci sınıflardan biraz yersin. Ama bil ki onlar senin ilk tercihin değil. Hiç de olmadılar.

3-4 gün boyunca fazla fazla yemek ye. Yerken düşün. Ne yiyorsun? Ne yapıyorsun? Gerçekten keyif alıyor musun? Aç mısın? Doydun mu? Yemeklerin tatlarına odaklan. 3-4 gün sonra ise kendi düzenini oluştur.

Yeniden buraya gelip tecrübelerimi aktarmaya başlayacağım. Kilo durumumu ise güncelleyeceğim.

Kilo Durumum:83
GÜNCELLENECEK!!!
Hocam dünyada bu hastalıktan ve bu yeme içmeye aşırı değer yükleme hastalığı konusunda en çok kafayı yoran birtek benim sanıyordum. Saolasın senin sayende 2 kişi olduğumuzu ogrendim :D
 
Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
307
Tepki puanı
763
Puanları
160
Konum
Türkiye
Web Sitesi
1000kitap.com
Hocam dünyada bu hastalıktan ve bu yeme içmeye aşırı değer yükleme hastalığı konusunda en çok kafayı yoran birtek benim sanıyordum. Saolasın senin sayende 2 kişi olduğumuzu ogrendim :D
Kelimelerle durumumu anlatmam çok zor . Ama senin biraz beni anladığını hissediyorum . Teşekkürler. İşlevsel olmasına gerek yok bence sadece olayı anlamam gerekiyor ekstra birşey yapmama gerek yok.
 
Katılım
11 Kas 2020
Mesajlar
466
Tepki puanı
604
Puanları
160
Kelimelerle durumumu anlatmam çok zor . Ama senin biraz beni anladığını hissediyorum . Teşekkürler. İşlevsel olmasına gerek yok bence sadece olayı anlamam gerekiyor ekstra birşey yapmama gerek yok.

Şimdi düşündümde kıskançlık yapmışım işlevsiz filan değil. Ben anlamak biyana biran kendimden şüphelendim ben miyim bu diye :D inşallah anlarız
 
shape1
shape2
shape3
shape4
shape5
shape6
Üst