Son Paylaşımlar

Sitemize Hoşgeldiniz NeverFap Türkiye

Bize katılmak için kayıt olabilir veya giriş yapabilirsiniz.

Forum Rehberi >>>

Neverfap Türkiye Forum kurallarını öğrenmeniz ceza almanızı engeller. Kurallarımızı okuyunuz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Yönetimle İletişime Geç >>>

Sitemizi kullanırken yaşadığınız sorun ve önerilerinizi yöneticiler ile paylaşabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Filozofça Bir Iç Görü, Hesaplaşma Ve Düşünceler - Ludwig

Ludwig

Deneyimli Üye
Katılım
11 Ara 2020
Mesajlar
267
Tepki puanı
199
Puanları
70
Stoic okumalarımın da etkisi olacak, gün geçtikçe duygularımın aklım üzerindeki tahakkümü azaldıkça azalıyor ve ben duygulara kapılmayı yavaş yavaş bırakıyorum. Duyguların tamamen zararlı olduğuna inanmak çocukça olur fakat duygularımın eline aklımı vermek de hayatımı mahvedecek bir yanlış olur elbette.

Kendimi çok yalnız hissediyorum bazen. Yaşadıklarımı kimseye açamıyorum. Buraya ve anonim olduğum birkaç yere daha yazdığım şeyler dışında anlatamıyorum. Bazen arkadaşlarımın, hatta şu an konuştuğum kızın yazdıklarına, gözlerine, sesine odaklanıyorum, anlattıklarını dinliyorum fakat ben anlatmaya gelince derin bir sızı hissediyorum kalbimde.

Şefkate ihtiyacım var. Derin bir ilgiye ve beni annem gibi sarıp sarmalayacak bir kıza ihtiyacım var. Bunu itiraf etmek ne kadar zayıf hissettirse de benim için doğru. Yaptıklarım, yapmaya çalıştıklarım, hayallerim ve hedeflerim. Başarılarım ve başarısızlıklarım. Her şeyden yorulunca, kendimi sarılmak için kollarına bıraktığım, âşık olduğum o kadının hayatımda olmaması. Saçlarımı okşayabilir ya da belki saçlarımı eliyle tarayabilir. Hoşuma giden şeyleri yapabilir. Bana ve derinliğime hayran olabilir belki. Düşünüyorum da PMO bağımlılığımı yıllar önce yenmiş olsaydım. Sevmiş olduğum kızlardan bazilari beni terk etmez miydi acaba? Hata hep bende miydi? Onlar benim için doğru insanlardı da, ben mi onları ellerimden kaydırıp düşürdüm? Kendimi suçlamak, bazen çok realist bir eylem gibi geliyor.

Aşka olan ihtiyacım o kadar büyükmüş ki ve ben o kadar duygusuzmuşum ki! GDO'lu vücutlarla onaylanma ihtiyacımı nasıl da karşılamışım. Bir yalana, filozof nasıl kanabilir? Âlim olmayı amaçlayan yalanlarla nasıl yetinebilir? İrade ve akıl birlikte var olmazlarsa, ne önemi kalır ki? Kuş da iki kanatla uçar.

Geçmiş ve gelecek, aklıma göre yalnızca bir aldatma, ders çıkarılabilir belki, o kadar... Fazlası değil. Ya da hedef olabilir. İrade için hayal kaynağı. Bunun yanında melankolik yanım, o, şiddetli biçimde geçmişe özlem duyuyor, kendini suçluyor ki, aynı zamanda gelecekten de ürküyor... Kendi içimde birçok savaş veriyorum aynı anda. Dışarıya ise yarım bir tebessüm aksediyor yüzümden sadece. Kimse bilmiyor beni, kimseler bilmiyor, anlatamıyorum.

Derin düşünmek keyif veriyor bana, derin hissetmek... Hayat gibi derinleşmek. PMO bunu alıp götürmüştü benden...

(neverfap günlüğüme yazdığım yazılardan biri... 3 adet siddetli krizi yendikten sonra, dönüp kendi içime bakışım ve meseleleri bir parça daha net görüşüm. sessizce oturmaktan dahi aldığım lezzet artıyor. hayatım güzelleşiyor, kendimle dertleşmelerim lezzetli hale geliyor. kendimi tekrar keşfediyor ve aşka olan ihtiyacımı görüyorum.)
 
Son düzenleme:

Hayalsizkarakter

Venüs Yolcusu
Katılım
9 Kas 2020
Mesajlar
79
Tepki puanı
87
Puanları
24
Bir filozof olmadan önce kişi erkek olmalı bence, anne sevgisi arıyorsan erkek değil oğlan çocuğusun bunu hakaret anlamında demiyorum nitekim sen de acizlik olarak gördüğünü kabul etmişsin öncelikle kendini artık bu düşünce yapısından çıkarmalısın, ayrıca kadınların seni terk etmesinden bahsetmişsin ve varlığını ve mutluluğunu onlara bağlamışsın, ya yapmasaydım, ya gitmeseydiler...
Sen küçük bir kedi yavrusu değilsin ki terk edildiğinde çaresiz kalasın
Umarım her şey yoluna girer
 

Sigmaburda821

Venüs Yolcusu
Katılım
13 Ocak 2026
Mesajlar
193
Tepki puanı
117
Puanları
49
Bir filozof olmadan önce kişi erkek olmalı bence, anne sevgisi arıyorsan erkek değil oğlan çocuğusun bunu hakaret anlamında demiyorum nitekim sen de acizlik olarak gördüğünü kabul etmişsin öncelikle kendini artık bu düşünce yapısından çıkarmalısın, ayrıca kadınların seni terk etmesinden bahsetmişsin ve varlığını ve mutluluğunu onlara bağlamışsın, ya yapmasaydım, ya gitmeseydiler...
Sen küçük bir kedi yavrusu değilsin ki terk edildiğinde çaresiz kalasın
Umarım her şey yoluna girer
Bu arada bende bir sevgilim olmasını ve bana anne gibi davranmasını istiyorum hala erkek adam olamadım farkındayım
 

Sigmaburda821

Venüs Yolcusu
Katılım
13 Ocak 2026
Mesajlar
193
Tepki puanı
117
Puanları
49
Bu arada bende kendimde gördüğüm birşeyden bahsetmek istiyorum beni geriye iten birşey var ve bu bence kibir kendime olması gerekenden fazla güveniyorum ve bu çalışma hırsını engelliyor eksiklerimi kabul etmem ve bunları kapatmak için çok çalışmam gerektiğini kabul etmem gerek ben sürekli ya ben bunu kısa sürede çözerim ben bunu kısa zamanda hallederim diyorum ama öyle olmuyor
 

themanmode

Yeni Fapstronot
Katılım
1 Mar 2026
Mesajlar
40
Tepki puanı
34
Puanları
19
Stoic okumalarımın da etkisi olacak, gün geçtikçe duygularımın aklım üzerindeki tahakkümü azaldıkça azalıyor ve ben duygulara kapılmayı yavaş yavaş bırakıyorum. Duyguların tamamen zararlı olduğuna inanmak çocukça olur fakat duygularımın eline aklımı vermek de hayatımı mahvedecek bir yanlış olur elbette.

Kendimi çok yalnız hissediyorum bazen. Yaşadıklarımı kimseye açamıyorum. Buraya ve anonim olduğum birkaç yere daha yazdığım şeyler dışında anlatamıyorum. Bazen arkadaşlarımın, hatta şu an konuştuğum kızın yazdıklarına, gözlerine, sesine odaklanıyorum, anlattıklarını dinliyorum fakat ben anlatmaya gelince derin bir sızı hissediyorum kalbimde.

Şefkate ihtiyacım var. Derin bir ilgiye ve beni annem gibi sarıp sarmalayacak bir kıza ihtiyacım var. Bunu itiraf etmek ne kadar zayıf hissettirse de benim için doğru. Yaptıklarım, yapmaya çalıştıklarım, hayallerim ve hedeflerim. Başarılarım ve başarısızlıklarım. Her şeyden yorulunca, kendimi sarılmak için kollarına bıraktığım, âşık olduğum o kadının hayatımda olmaması. Saçlarımı okşayabilir ya da belki saçlarımı eliyle tarayabilir. Hoşuma giden şeyleri yapabilir. Bana ve derinliğime hayran olabilir belki. Düşünüyorum da PMO bağımlılığımı yıllar önce yenmiş olsaydım. Sevmiş olduğum kızlar beni terk etmez miydi acaba? Hata hep bende miydi? Onlar benim için doğru insanlardı da, ben mi onları ellerimden kaydırıp düşürdüm? Kendimi suçlamak, bazen çok realist bir eylem gibi geliyor.

Aşka olan ihtiyacım o kadar büyükmüş ki ve ben o kadar duygusuzmuşum ki! GDO'lu vücutlarla onaylanma ihtiyacımı nasıl da karşılamışım. Bir yalana, filozof nasıl kanabilir? Âlim olmayı amaçlayan yalanlarla nasıl yetinebilir? İrade ve akıl birlikte var olmazlarsa, ne önemi kalır ki? Kuş da iki kanatla uçar.

Geçmiş ve gelecek, aklıma göre yalnızca bir aldatma, ders çıkarılabilir belki, o kadar... Fazlası değil. Ya da hedef olabilir. İrade için hayal kaynağı. Bunun yanında melankolik yanım, o, şiddetli biçimde geçmişe özlem duyuyor, kendini suçluyor ki, aynı zamanda gelecekten de ürküyor... Kendi içimde birçok savaş veriyorum aynı anda. Dışarıya ise yarım bir tebessüm aksediyor yüzümden sadece. Kimse bilmiyor beni, kimseler bilmiyor, anlatamıyorum.

Derin düşünmek keyif veriyor bana, derin hissetmek... Hayat gibi derinleşmek. PMO bunu alıp götürmüştü benden...

(neverfap günlüğüme yazdığım yazılardan biri... 3 adet siddetli krizi yendikten sonra, dönüp kendi içime bakışım ve meseleleri bir parça daha net görüşüm. sessizce oturmaktan dahi aldığım lezzet artıyor. hayatım güzelleşiyor, kendimle dertleşmelerim lezzetli hale geliyor. kendimi tekrar keşfediyor ve aşka olan ihtiyacımı görüyorum.)
O zaman filazof bey şunları düşünmeli “ Eğer bu ihtiyacım karşılanmış olsaydı ne yapardım, nasıl davranırdım, bugünden o davranışları yapamaz mıyım?”

2. Soru “ Bu ihtiyacın yüzde kaçını bir insan karşılayabilir, yüzde kaçını çevremdekiler karşılayabilir, yüzde kaçını ben tolere edebilirim “

3. soru Sağlam ve derin bir soru geliyor filazoflara layık. “ Eğer bu ihtiyacım annem tarafından bile yeterince karşılanmadıysa ve sona erdiyse yine başka sonlu olan bir kadından tüm sevgi ihtiyacımı karşılamasını beklemek yeniden bitecek olan ve doyurmayacak olana bağlanmak ne kadar doğru ve akıllıca olur?”

4. Soru Yüzleşme sorusu “Mademki benim böyle ihtiyacım var, güvenle bağlandığım biri(anne) den sevgi şefkât ihtiyacım var diyorsun, kendini bilmek bu oluyor, Vedud Olan birini buldurmaz mı bu biliş?”

Her erkek oğlan çocuğudur ihtiyaçları vardır ama çaresiz değildir yanlış yerde de aramaz gider doğru yerde doğru kaynaktan bu ihtiyaçları karşılar.

En iyi misal olarak örneklerin en üstünü olan Efendimiz sav bize dualarında bu ihtiyaçlarının farkında olarak dualarla bunları Allah’ın karşısında itiraf etmeyi ve istemeyi öğretmiş. Dualara baktığınızda hep bu ihtiyaçların itirafını ve bu ihtiyaçları mutlak olarak giderecek Olan a yönelişi görürsünüz.

Sen filazof olarak başlamışsın reisim ama aşık olarak bitirecek gibisin:) Sürecinde başarılar.
 

Ludwig

Deneyimli Üye
Katılım
11 Ara 2020
Mesajlar
267
Tepki puanı
199
Puanları
70
seffaf ve net yazacagim. umarim kalpler kirilmaz.

O zaman filazof bey şunları düşünmeli “ Eğer bu ihtiyacım karşılanmış olsaydı ne yapardım, nasıl davranırdım, bugünden o davranışları yapamaz mıyım?”

2. Soru “ Bu ihtiyacın yüzde kaçını bir insan karşılayabilir, yüzde kaçını çevremdekiler karşılayabilir, yüzde kaçını ben tolere edebilirim “

3. soru Sağlam ve derin bir soru geliyor filazoflara layık. “ Eğer bu ihtiyacım annem tarafından bile yeterince karşılanmadıysa ve sona erdiyse yine başka sonlu olan bir kadından tüm sevgi ihtiyacımı karşılamasını beklemek yeniden bitecek olan ve doyurmayacak olana bağlanmak ne kadar doğru ve akıllıca olur?”

4. Soru Yüzleşme sorusu “Mademki benim böyle ihtiyacım var, güvenle bağlandığım biri(anne) den sevgi şefkât ihtiyacım var diyorsun, kendini bilmek bu oluyor, Vedud Olan birini buldurmaz mı bu biliş?”

Her erkek oğlan çocuğudur ihtiyaçları vardır ama çaresiz değildir yanlış yerde de aramaz gider doğru yerde doğru kaynaktan bu ihtiyaçları karşılar.

En iyi misal olarak örneklerin en üstünü olan Efendimiz sav bize dualarında bu ihtiyaçlarının farkında olarak dualarla bunları Allah’ın karşısında itiraf etmeyi ve istemeyi öğretmiş. Dualara baktığınızda hep bu ihtiyaçların itirafını ve bu ihtiyaçları mutlak olarak giderecek Olan a yönelişi görürsünüz.

Sen filazof olarak başlamışsın reisim ama aşık olarak bitirecek gibisin:) Sürecinde başarılar.

evet mecazi askla, Allah aski bulunur. yalniz mecazi aski rafa kaldirmak ve onemsiz gormek sunnete de muhaliftir.

fakat bunun icin once mecazi aski bulmak lazim. asik olabilmek lazim. biz bunu dahi tam basaramiyoruz. eger basarabiliyor olsaydin dostum soyle bana burada ne ariyor olurdun?

Bir filozof olmadan önce kişi erkek olmalı bence, anne sevgisi arıyorsan erkek değil oğlan çocuğusun bunu hakaret anlamında demiyorum nitekim sen de acizlik olarak gördüğünü kabul etmişsin öncelikle kendini artık bu düşünce yapısından çıkarmalısın, ayrıca kadınların seni terk etmesinden bahsetmişsin ve varlığını ve mutluluğunu onlara bağlamışsın, ya yapmasaydım, ya gitmeseydiler...
Sen küçük bir kedi yavrusu değilsin ki terk edildiğinde çaresiz kalasın
Umarım her şey yoluna girer

kadina olan ihtiyaci yok sayma ya da meseleleri duygusal ve sezgisel boyutundan tamamen cikararak bir matematik problemi haline getirme, size ic huzuru katmadigi gibi sadece konusan fakat konustuklarini eyleme dokemeyen insanlar gibi olursunuz

cunku fikirleriniz sizin doganiza aykiridir. insan, dogasina aykiri davranamaz. siz es bulmali, cocuk yapmali, esinizle huzurlu bir yuva kurmali, ailenizin erkegi de olmak zorundasiniz. her seyin yaninda.

hangi edebiyata, hangi realiteye bakarsaniz bakin, savastiktan sonra bir kadinin sefkatinin ihtiyacini duyan erkekleri gorursunuz. sizi cocuk yapacak olan sey bu ihtiyac degildir. cunku bu ihtiyac dogaldir. sizi cocuk yapacak olan hayata karsi olan eylemlerinizin olgunlugudur.

bilhassa nofaple ilgilenenlerde gordugum bir hata, guclu bir insan kavraminin cok yanlis anlasilmasi. hicbir seye ihtiyaci olmayan ve alabildigine bireysel bir insani tarif etmissin. bireysellik ovunulecek yahut dogru bir sey degildir. Hele bir erkek sosyal olabilmeli, ihtiyac hissettiginde ruhuna donerek inzivaya cekilebilmeli.

Marcus Aurelius da zayifliklarinizi yazmistir. Zayifliklarini yazmis olmak tam tersi bir insanin ne kadar guclu oldugunu gosterir bence. zayifligini bulduysan onun tedavisi yakindir.

izdirap cekmek, guclu olabilmenin ilk adimidir. ben de izdirabimi yazdim. soyle bana sen tamamen mi duygusuzsun yahut bu derinlesmeleri yasamadin mi? Oyleyse yalnizca acirim sana...

varligimi ve mutlulugumu da kadinlara baglamadim dostum.

hadi selametle, sureciniz daim olsun.
 

themanmode

Yeni Fapstronot
Katılım
1 Mar 2026
Mesajlar
40
Tepki puanı
34
Puanları
19
seffaf ve net yazacagim. umarim kalpler kirilmaz.



evet mecazi askla, Allah aski bulunur. yalniz mecazi aski rafa kaldirmak ve onemsiz gormek sunnete de muhaliftir.

fakat bunun icin once mecazi aski bulmak lazim. asik olabilmek lazim. biz bunu dahi tam basaramiyoruz. eger basarabiliyor olsaydin dostum soyle bana burada ne ariyor olurdun?



kadina olan ihtiyaci yok sayma ya da meseleleri duygusal ve sezgisel boyutundan tamamen cikararak bir matematik problemi haline getirme, size ic huzuru katmadigi gibi sadece konusan fakat konustuklarini eyleme dokemeyen insanlar gibi olursunuz

cunku fikirleriniz sizin doganiza aykiridir. insan, dogasina aykiri davranamaz. siz es bulmali, cocuk yapmali, esinizle huzurlu bir yuva kurmali, ailenizin erkegi de olmak zorundasiniz. her seyin yaninda.

hangi edebiyata, hangi realiteye bakarsaniz bakin, savastiktan sonra bir kadinin sefkatinin ihtiyacini duyan erkekleri gorursunuz. sizi cocuk yapacak olan sey bu ihtiyac degildir. cunku bu ihtiyac dogaldir. sizi cocuk yapacak olan hayata karsi olan eylemlerinizin olgunlugudur.

bilhassa nofaple ilgilenenlerde gordugum bir hata, guclu bir insan kavraminin cok yanlis anlasilmasi. hicbir seye ihtiyaci olmayan ve alabildigine bireysel bir insani tarif etmissin. bireysellik ovunulecek yahut dogru bir sey degildir. Hele bir erkek sosyal olabilmeli, ihtiyac hissettiginde ruhuna donerek inzivaya cekilebilmeli.

Marcus Aurelius da zayifliklarinizi yazmistir. Zayifliklarini yazmis olmak tam tersi bir insanin ne kadar guclu oldugunu gosterir bence. zayifligini bulduysan onun tedavisi yakindir.

izdirap cekmek, guclu olabilmenin ilk adimidir. ben de izdirabimi yazdim. soyle bana sen tamamen mi duygusuzsun yahut bu derinlesmeleri yasamadin mi? Oyleyse yalnizca acirim sana...

varligimi ve mutlulugumu da kadinlara baglamadim dostum.

hadi selametle, sureciniz daim olsun.
Benimle ilgili olan kısım için şunu diyebilirim kardeşim burada olmamdan mecazi aşkı yaşamadığımı nereden çıkardın? Sence yanmamış ve yaşamamış birinin soruları mıydı yazdıklarım. Sanırım benim yanlışım mecazi aşkı yaşadığını yazdıklarından varsaymış olmak senin yanlışın ise yaşamadığımı varsaymak.
Yaşadım kardeşim çok yandım o yüzden derin sularda vurgun yemeden at oynatabiliyorum.O yüzden yolun ilerisinden bahsettim sana. Ha ilahi aşkı tam buldum mu yok arayışım devam ediyor lakin nerde aramayacağımı buldum. Sanada tavsiye ettim daha önceden sevip terkedilmelerine binaen ama illa diyon ben yanacağım git yan ateş orada kardeşim. Öyle daha iyi öğreniliyor.

Filazofluğu benimsemiş olacaksınki tüm yazılanları ve tavsiyeleri fikri tartışmaya çekmişsin😁Eğer yazdıklarımızın arkasındaki sana yardım etme duygusal anlamda yanında olma isteğimizi göremiyorsan bu yazdıklarımızın hepsi boşa gider. Kapına sevgi getirirler elin kolun yoktur ki alasın. Sence bu sevgi ihtiyacın sevgiyi görememekten hissedememekten olabilir mi?
 

Emin_nofap

Yeni Fapstronot
Katılım
8 Ağu 2026
Mesajlar
31
Tepki puanı
26
Puanları
19
Bir filozof olmadan önce kişi erkek olmalı bence, anne sevgisi arıyorsan erkek değil oğlan çocuğusun bunu hakaret anlamında demiyorum nitekim sen de acizlik olarak gördüğünü kabul etmişsin öncelikle kendini artık bu düşünce yapısından çıkarmalısın, ayrıca kadınların seni terk etmesinden bahsetmişsin ve varlığını ve mutluluğunu onlara bağlamışsın, ya yapmasaydım, ya gitmeseydiler...
Sen küçük bir kedi yavrusu değilsin ki terk edildiğinde çaresiz kalasın
Umarım her şey yoluna girer
İlk cümlen haricinde yazının tamamını doğru buluyorum. Erkekliğin bu kadar saçma, bilimdışı, sadece looksmaxxing/vücut odaklı ve sağcı bir imajının çizildiği kapitalist propagandaların ortasında gidip erkek olmaya çalışan biri sonradan özgür düşünce ve duygu kontrolü sahibi bir "filozof"a dönüşemez. Önce bu dünyanın sana 4 bir yandan saldırarak enjekte ettiği tüketim toplumu propagandalarını birbir indirmen gerekiyor ve beynini bu kafesin içerisinde kurtarman gerekiyor. Bu çok katmanlı bir kafes ve bence ilk başta sadece birkaç tanesini kırabiliriz. Bu katmanları bize kırdıran "filozofluk" sürecinde bazılarımız zamanla düşünmekten sıska kalıcak, bazılarımız ergen saçma sapan düşünceleri benimseyecek, bazılarımız yalnızlıktan sosyal becerilerini yitircek ya da kaldı/benimsedi/yitirdi. Bunlar normal bunlar bu sürecin bazı olumsuz yan etkileri sadece. İşte insanın bu yan etkilerden ve hayatındaki farklı çıkmazlardan arınmak istediği gün gerçekten "erkek" olmaya başladığı gündür. Çünkü önünde sadece gerçekten kendi hayatındaki gerçek erkeklik vardır hedef olarak, sistemin dayattığı "erkeklik" değil. O yüzden entelektüel birikim olmadan spor salonuna gitmenin ya da testosteron ile ilgili araştırmalar yapmanın bir tür kişilik intiharı olduğunu düşünüyorum. Vücudun ya da çekiciliğin ya da sosyal becerilerin tavan yapabilir ama beynin her zaman bi köle olarak kalıcak eğer tam tersi yolu benimsersen.
 

themanmode

Yeni Fapstronot
Katılım
1 Mar 2026
Mesajlar
40
Tepki puanı
34
Puanları
19
İlk cümlen haricinde yazının tamamını doğru buluyorum. Erkekliğin bu kadar saçma, bilimdışı, sadece looksmaxxing/vücut odaklı ve sağcı bir imajının çizildiği kapitalist propagandaların ortasında gidip erkek olmaya çalışan biri sonradan özgür düşünce ve duygu kontrolü sahibi bir "filozof"a dönüşemez. Önce bu dünyanın sana 4 bir yandan saldırarak enjekte ettiği tüketim toplumu propagandalarını birbir indirmen gerekiyor ve beynini bu kafesin içerisinde kurtarman gerekiyor. Bu çok katmanlı bir kafes ve bence ilk başta sadece birkaç tanesini kırabiliriz. Bu katmanları bize kırdıran "filozofluk" sürecinde bazılarımız zamanla düşünmekten sıska kalıcak, bazılarımız ergen saçma sapan düşünceleri benimseyecek, bazılarımız yalnızlıktan sosyal becerilerini yitircek ya da kaldı/benimsedi/yitirdi. Bunlar normal bunlar bu sürecin bazı olumsuz yan etkileri sadece. İşte insanın bu yan etkilerden ve hayatındaki farklı çıkmazlardan arınmak istediği gün gerçekten "erkek" olmaya başladığı gündür. Çünkü önünde sadece gerçekten kendi hayatındaki gerçek erkeklik vardır hedef olarak, sistemin dayattığı "erkeklik" değil. O yüzden entelektüel birikim olmadan spor salonuna gitmenin ya da testosteron ile ilgili araştırmalar yapmanın bir tür kişilik intiharı olduğunu düşünüyorum. Vücudun ya da çekiciliğin ya da sosyal becerilerin tavan yapabilir ama beynin her zaman bi köle olarak kalıcak eğer tam tersi yolu benimsersen.
Peki reis sence sistemin içinde sistemin çarkını neyle hangi argümanla hangi kaynakla kırıcaz. Özgürleştiren ve bizi sistemin erkeklik algılayışını yıkan algıya hangi yoldan kavuşacağız. Bir devri değiştirenler nasıl ve neyle değiştirdiler? Sistem erkeği kas kütlesi ve beden gücü olarak materyalist bir yaklaşımla piçleştirirken hangi ulvi yaklaşım bir erkeği güven inşa eden, sorumluluğu sırtlayan ve çevresini ihya eden bir kişiliğe yönlendirecek?
 

Emin_nofap

Yeni Fapstronot
Katılım
8 Ağu 2026
Mesajlar
31
Tepki puanı
26
Puanları
19
Peki reis sence sistemin içinde sistemin çarkını neyle hangi argümanla hangi kaynakla kırıcaz. Özgürleştiren ve bizi sistemin erkeklik algılayışını yıkan algıya hangi yoldan kavuşacağız. Bir devri değiştirenler nasıl ve neyle değiştirdiler? Sistem erkeği kas kütlesi ve beden gücü olarak materyalist bir yaklaşımla piçleştirirken hangi ulvi yaklaşım bir erkeği güven inşa eden, sorumluluğu sırtlayan ve çevresini ihya eden bir kişiliğe yönlendirecek?
Dediklerimden hiçbir halt anlamamışsın :D. Ben gelip burda testosteronvari özelliklerin insanoğlunun hiyerarşisi, tarihi ve birikimi üzerindeki etkilerini küçümsemedim. Burdan bunu çıkartman gerçekten çok gülünç. Tarih boyu entelektüel birikimin imparatorlukların kurulum, hüküm ve yıkım sürecinde etkisinin ne kadar büyük olduğunu da burdaki herkes bilir. Ama kendileri durmadan her içerik üzerinden propagandaya uğramıyorlardı dostum. Beyinleri sağlıklıydı, temizdi, özgürdü. Biz ise lanet bi tüketim toplumunun içerisine doğduk. Sen beynini bunlardan arındırma çabasının içerisine girmezsen olacağın şey "güven ortamı oluşturan" bir erkek değil, maksimum yakışıklı ve kaslı bir gerizekalı olur. Yani kısaca bu çağın içerisinde bize yapılan saldırıların çeşidi ve yoğunluğu, bir insanın karakter inşasındaki öncelikleri değiştirdi.
 

Loner II

Psychiatric Neuroscientist
Katılım
22 Tem 2021
Mesajlar
109
Tepki puanı
307
Puanları
91
Yaş
25
Konum
Stockholm
Stoic okumalarımın da etkisi olacak, gün geçtikçe duygularımın aklım üzerindeki tahakkümü azaldıkça azalıyor ve ben duygulara kapılmayı yavaş yavaş bırakıyorum. Duyguların tamamen zararlı olduğuna inanmak çocukça olur fakat duygularımın eline aklımı vermek de hayatımı mahvedecek bir yanlış olur elbette.
Hocam duyguların eline mantığı devretmek tabii ki yanlış ama Aurelius, Seneca ya da Epiktetos gibi filozoflar duygu hissetmiyor dersek kendimizi kandırmış oluruz ve işlevsel bir robottan ibaret oluruz sanki. Duygulara kapılmak değil de duyguları anlamak önemli olan bana kalırsa. Misal sen üzüntü hissetmeyeceğim dersen evrensel bir duygudan kaçarsın ve bu, kendinden kaçmak gibi neredeyse günah denebilecek kadar büyük bir eylem. (Günahtan kasıt dini bir bağlamda değil, yasaklanması gereken bir eylem olarak)
Kendimi çok yalnız hissediyorum bazen. Yaşadıklarımı kimseye açamıyorum. Buraya ve anonim olduğum birkaç yere daha yazdığım şeyler dışında anlatamıyorum. Bazen arkadaşlarımın, hatta şu an konuştuğum kızın yazdıklarına, gözlerine, sesine odaklanıyorum, anlattıklarını dinliyorum fakat ben anlatmaya gelince derin bir sızı hissediyorum kalbimde.
Hocam o hangimizde yok ki? Toplumlar olarak duygularımızı açmamız istenirken açıldığımızda kınanan bireyleriz bizler. Yani bunun bir ortası olmak zorunda. Duyguları kapatmak değil çözüm ya da sokakta bağırarak ağlamak değil çözüm.

Seni bu konuda gerçekten anlıyorum ama, çok zamandır ağlayamıyorum mesela ya da insanlara derdimi anlatmak istediğimde ya anlaşılmayacağıma ya da zaten dinlemeyeceklerine kanaat getirip uzun süre aslında toplu taşımaya binmekten bile nefret ettim, her yere ya yürüdüm ya da taksiye bindim. Kendimi başka insanlara gerçekten açamıyorum ya da 60 gün bandındaki ilerleyen bir sürecimi neden bu kadar istikrarlı sürdürmemin altında yatan o nedeni söyleyemiyorum içimdeki o zehri kusarak.

Ama yaşadıklarını açabilmen gerekir bir şekilde. Gerçekten güvenebildiğin birilerine açılabilmelisin zira insan içinde tuttukça patlıyor ve zarar görüyor. Sanki duygularını ifade eden kişiler daha geç yaşlanıyor ya da daha az Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklara yakalanıyorlar.
Şefkate ihtiyacım var. Derin bir ilgiye ve beni annem gibi sarıp sarmalayacak bir kıza ihtiyacım var. Bunu itiraf etmek ne kadar zayıf hissettirse de benim için doğru. Yaptıklarım, yapmaya çalıştıklarım, hayallerim ve hedeflerim. Başarılarım ve başarısızlıklarım. Her şeyden yorulunca, kendimi sarılmak için kollarına bıraktığım, âşık olduğum o kadının hayatımda olmaması. Saçlarımı okşayabilir ya da belki saçlarımı eliyle tarayabilir. Hoşuma giden şeyleri yapabilir. Bana ve derinliğime hayran olabilir belki. Düşünüyorum da PMO bağımlılığımı yıllar önce yenmiş olsaydım. Sevmiş olduğum kızlardan bazilari beni terk etmez miydi acaba? Hata hep bende miydi? Onlar benim için doğru insanlardı da, ben mi onları ellerimden kaydırıp düşürdüm? Kendimi suçlamak, bazen çok realist bir eylem gibi geliyor.
Ya dünya üstünde bizi annemiz gibi sarıp sarmalayacak bir kadın bulunmamakta. Bir kadından annelik beklemek demek onun erkek arkadaşı ya da kocası olarak, kadına bir nevi kendi yaşında oğlunu bir bebek gibi kundaklamasına eşdeğer geliyor bana. Annenin şefkatiyle sevgililerimizin şefkati asla aynı olmayacak, olmasını istersek kendimizi kandırırız.

PMO'yu yıllar evvel yenmiş olsaydın belki terk etmezlerdi zira ben de bütün kız arkadaşlarımı PMO'nun benden götürdükleri sonucunda kaybettim ama onları ben terk ettim. Belki de terk ederlerdi yine, bunu bilemezsin. Bunu bilmenin sana sadece günümüzü doğru değerlendirme ve geleceğini inşa etme yönünden bir anlamı var. Nedenini bulduğumuz şeylerin nasılını da bulabiliyoruz çoğunlukla.

Kendini suçlamak insanı hiçbir yere getirmiyor, burada büyüklenerek söylediğim bir laf olarak lütfen algılama bunu zira daha dün kendimi epey suçladım benzer bir konudan ötürü. Onların doğru olması veya senin yanlış olman ya da tam tersinin olması artık bir şey ifade etmiyor çünkü olan oldu ve sen hayattasın, sen buradasın. Hayatta olduğun takdirde de hayatını değiştirebilir ve daha mutlu olabilirsin.
Aşka olan ihtiyacım o kadar büyükmüş ki ve ben o kadar duygusuzmuşum ki! GDO'lu vücutlarla onaylanma ihtiyacımı nasıl da karşılamışım. Bir yalana, filozof nasıl kanabilir? Âlim olmayı amaçlayan yalanlarla nasıl yetinebilir? İrade ve akıl birlikte var olmazlarsa, ne önemi kalır ki? Kuş da iki kanatla uçar.
İrade ve akıl hatalarla ve disiplinle oluşur hocam. Bağımlı bir kişi aşk aramaz bence, ona dünyanın en büyük aşkını da versen anlamaz zira kendisi ne sevmeyi bilir ne de sevilmeyi anlar. İnsan sevmeyi sanat gibi icra edebilir ve sevilmenin felsefesini p*rno dışında da öğrenebilir.
Geçmiş ve gelecek, aklıma göre yalnızca bir aldatma, ders çıkarılabilir belki, o kadar... Fazlası değil. Ya da hedef olabilir. İrade için hayal kaynağı. Bunun yanında melankolik yanım, o, şiddetli biçimde geçmişe özlem duyuyor, kendini suçluyor ki, aynı zamanda gelecekten de ürküyor... Kendi içimde birçok savaş veriyorum aynı anda. Dışarıya ise yarım bir tebessüm aksediyor yüzümden sadece. Kimse bilmiyor beni, kimseler bilmiyor, anlatamıyorum.
O savaşlar hep olacak hocam. Yaşamak zaten bir savaştan ibaret, filozof o savaşı kendi bakış açısınca ve tecrübeleri doğrultusunda anlamlandıran, kalemi ve zihni kuvvetli kişidir. Bağımlı olabilirsin şu an ama filozofun ilk işi dünyayı ve kendini sorgulamaktır.

Sorgunun seni doğru yerlere götürmesi dileğiyle...
 
shape1
shape2
shape3
shape4
shape5
shape6
Üst