Uyarı: Bu yazıda çocukluğumdan bugüne kadar yaşadıklarımı anlattım. Oldukça uzun bir metin oldu. Okuyup okumamak size kalmış. İçimi biraz döktüm; vakit ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim.
Çocukluk yıllarımda aile içinde sürekli ağlayan biriydim. Ailemin bana karşı tavrı, sanki hiçbir şey başaramazmışım gibiydi; bana o özgüveni hiçbir zaman vermediler. Arkadaş çevrem ise mahalleden 4-5 kişiden oluşuyordu, aramız iyiydi. İçlerinde kızlar da vardı.
Zamanla bu bağlar koptu. Şu an o arkadaşların hiçbiriyle görüşmüyorum.
İlkokul yıllarımda ailemin bana karşı davranışları ve tavırları aynı şekilde devam etti. Okulda sınıf arkadaşlarımla konuşuyordum ama hiçbirine “arkadaşım” diyemedim; aramızda samimiyet yoktu. Genelde grupların dışında kalıyordum. Dışlanmıyordum ama grubun içinde de değildim; sadece orada bulunan biriydim. Kızlarla iletişimim ise yoktu, utanıyor ve çekiniyordum.
Ortaokul Yıllarım
Burası benim için biraz daha derin bir dönem; çünkü birçok şeyin başlangıcı burada oldu.
5. sınıf:
İlk senemdi ve gerçekten çok kötü, sorunlu bir sınıftaydım. Sınıf o kadar sıkıntılıydı ki sonunda dağıttılar.
6. sınıf:
Başka bir sınıfa geçtim. İlk başlarda alışamadım ama zamanla alıştım. Sınıf ortamı ilkokuldaki gibiydi; selamlaşır, konuşurdum ama yine de ortama tam olarak dahil edilmezdim. İkinci dönemde bir kıza aşık oldum. Ona açıldım ama bunu bir not yazarak yaptım. Şimdi bakınca bunun biraz “yıkıkça” olduğunu fark ediyorum. Red yedim.
Tam o dönemlerde maladaptive daydreaming başladı. Telefonum vardı; kulaklığı takıp uzun uzun hayal kuruyordum. O zamanlar bunun yanlış ya da zararlı olabileceğinin farkında değildim. Bu şekilde devam etti. Kızla artık konuşmuyordum. O dönemde çok samimi olmasak da 4 kişilik bir arkadaş grubum oluştu. Ama grubun içinde hep ilk vazgeçilecek kişi olduğumu hissediyordum. İsimlerini x, y ve z olarak belirteyim.
7. sınıf:
Bu dönemde artık kendime biraz daha bakmaya başlamıştım. Saçıma şekil veriyor, dış görünüşüme dikkat ediyordum ve bu fark edilmeye başlamıştı. O kızdan vazgeçmiştim.
Ama bir gün bahsettiğim arkadaş grubundan x, bana o kızın bana haksızlık ettiğini ve belki bir şansım olabileceğini söylemiş. X de gelip bunu bana anlattı. İçimde yeniden bir umut doğdu. Ben de X’e gidip hâlâ ondan hoşlandığımı söylemesini istedim. Sonuç yine aynı oldu: tekrar red yedim.
Bu dönemde arkadaşlarım kendi aralarında pmo hakkında konuşuyorlardı; nasıl yapıldığı gibi şeyler. Ben de merak edip evde denedim. İlk denediğimde korkmuştum çünkü his çok yabancıydı, daha önce böyle bir şey yaşamamıştım. Sonra merakla tekrar denedim ve bir nevi o “zehri” almış oldum.
Aynı zamanda bu dönemde aşırı derecede oyun oynuyordum. Hayatım neredeyse şu üç şey etrafında dönüyordu: pmo, md ve oyun. Ama pmo henüz çok yoğun değildi, yine de hayatımda yer almaya başlamıştı.
8. sınıf:
Kızla hiç iletişim kurmuyorduk. Arkadaş grubumla daha samimi olmuştum ama yine de tam anlamıyla iç içe değildik. X genelde sürekli bir rekabet içindeydi, Y çoğunlukla beni kötüleyen tavırlar sergiliyordu (özellikle dış görünüşüm üzerinden), Z için ise hiçbir zaman öncelik değildim.
Bir gün arkadaş grubum ve o kızın da olduğu kalabalık bir grupla sinemaya gideceklerdi. Ama beni istememişler. Z beni arayıp direkt “gelmiyorsun” dedi. Bu durum beni çok kırdı. Yine hayallere sığındım çünkü başka yapacak bir şeyim yoktu. Sonrasında konuyu kapattım. X ve Y de ben gitmiyorum diye gitmemişti.
Artık liseye geçecektik. Sınava girdik, tercihler yapıldı. Yaz tatilinde ben o kıza tekrar yazdım. Dışarıdan bakınca bu bir saplantı gibi görünebilir ama o zaman da şimdi de kötü bir niyetim yoktu; tamamen iyi niyetliydim.
Yine red yedim. Ama bu sefer “arkadaş olalım” dedi. Ben de kabul ettim ve konuşmaya başladık. Tesadüfen aynı okula ve hatta aynı sınıfa düştük.
Lise 1
Bu dönemde o kızın dışında X ve Z ile de aynı lisedeydik. Y ise farklı bir liseye gitmişti ama aynı mahallede olduğumuz için hâlâ konuşuyorduk. X ile bir süre sonra grupça küstük; çünkü yanlış davranmıştı.
O kızla aynı sınıftaydık. Yazın kurduğumuz arkadaşlığa rağmen yüz yüze gelince hiç konuşamadım. Sanki dilim bağlanıyordu. Zaten kendi içimde o defteri tamamen kapatmıştım.
Bu dönemde md yapmaya devam ediyordum. PMO ise nadir oluyordu; bağımlılık seviyesinde değildi ama yine de hayatımdaydı. MD olmadan duramıyordum ve yine oyun oynuyordum.
İlk dönemin sonlarına doğru sınıftan başka bir kız bana çıkma teklifi etti. Aslında düşünmemi gerektirecek bir durum yoktu ama yine de 2 hafta bekledim ve Instagram’dan yazdım. Sonrasında sevgili olduk. Ama ilginç bir durum vardı: Aynı sınıfta olmamıza rağmen yanına gidip konuşamıyordum.
O sırada pandemi başlayacaktı ve okullar tatil olacaktı. Tatilden hemen önce bir gün yanına gidip konuşmaya başladım. Toplamda 6 ay sevgili olduk. Yaz aylarında, memleketteyken bana bir konuda trip attı (haklıydı). Ama ben bir anda, ani bir kararla ayrıldım. Her şey iyi giderken bunu neden yaptığımı hâlâ bilmiyorum.
Arkadaş çevresi açısından ise bu dönem oldukça iyiydi. İlkokul ve ortaokuldaki arkadaşlıklarıma göre çok daha farklıydı. Benim de değişmemle birlikte insanlarla daha iyi iletişim kurabiliyordum.
Bir gün anneme şaka karışık “sevgilim var” demiştim. O da “seni kandırmışlardır” gibi şeyler söyleyerek küçümsedi. Tavrı hep bu şekildeydi; bana inanmıyordu.
Lise 2
Bu dönem, zaten tüm Türkiye için benzer geçti ve benim için de öyleydi. MD, PMO ve oyunlarla geçen bir dönemdi. Çok fazla detay hatırlamıyorum. Şartlar el verdiği sürece arkadaş grubuyla buluşuyor, vakit geçiriyorduk.
Bu döneme dair ekstra bir konudan bahsetmek istiyorum. 8, 9 ve 10. sınıflarda ailem ve akrabalarım bana sürekli bir işte çalışmam gerektiğini söylüyorlardı. Ama bir yandan da çalışmama çok sıcak bakmıyorlardı. Bunun neden böyle olduğunu ileride anlatacağım.
Annem bir yandan “günlük bir işte çalış” diyordu ama ben reşit değildim. “Ben seni çalıştıracağım” diyordu ama aynı zamanda sanki ben çalışmak istemiyormuşum, tembellik yapıyormuşum gibi davranıyordu. Akrabalar da benzer şekildeydi.
Babam ise bu dönemlerde tam tersini söylüyordu: “Gez, tatil yap; bu zamanlar bir daha gelmez.” Bu detayı aklınızda tutun
Lise 3
Bu dönem benim hayatımdaki iki “prime” dönemden biri diyebilirim. O zamanlar nofap gibi şeyleri çok bilmiyordum; sadece kendi halimde takılıyordum. Sınıflar karışmıştı, yeni insanlar gelmişti ve yavaş yavaş kaynaşmaya başlamıştık.
Sınıftan bir çocuk kickboksa gittiğini söylemişti. Ben de zaten bir spora başlamayı düşünüyordum. Bana “gel antrenmanı izle” dedi ama ben direkt antrenmana katıldım. Kasım ayıydı. Spora başlamamla birlikte kilo vermeye başladım, postürüm düzeldi; genel olarak iyi bir hale gelmiştim.
Bu dönemde PMO’dan oldukça uzak olduğumu düşünüyorum. Bilinçli bir uzak durma değildi; aklıma gelmiyordu. Arada yapıyor muydum, hiç yapmıyor muydum tam hatırlamıyorum ama hayatımda çok büyük bir yer kaplamıyordu. Buna karşılık MD hâlâ yoğundu.
Sınıftaki ve diğer sınıflardaki kızlardan iltifatlar alıyordum. Üstelik bunlar gerçekten güzel kızlardı. O dönem maske zorunluydu. Bir gün maskemi yemek yerken çıkarmıştım. Bir kız arkadaşımın verdiği tepki hâlâ aklımda: şaşırdı, gözleri açıldı ve “Oha, sen baya yakışıklıymışsın” dedi. Ben de şok olmuştum; kabullenemesem de teşekkür etmiştim. Sonrasında o kız ara ara “yakışıklısın, karizmasın” gibi iltifatlar etmeye devam etti.
Bir erkek arkadaşım da maskeyi çıkardığımda iyi göründüğümü söylemişti. Daha sonra sınıftan samimi olduğumuz bir kıza da sormuşlardı; maskeyi çıkarınca o da aynı şekilde şaşırmış ve yakışıklı olduğumu söylemişti.
3 farklı arkadaş grubum vardı ve hepsiyle iyi anlaşıyordum. Gayet eğlenceli ve güzel bir dönemdi.
Sadece bir tane başarısız flört denemem oldu; bunda da çoğunlukla hata bendeydi. Hâlâ utangaçlığımı tam atamamıştım, özellikle sevgili ve flört konularında zorlanıyordum.
Dönem sonuna doğru başka bir yere taşındık. Yaz tatilinde bir işte çalışmaya başladım. Aynı zamanda arkadaşlarımla görüşüyor ve spora devam ediyordum. Yaz tatili gerçekten çok iyi geçiyordu. Ancak tatil biterken ailem garip davranmaya başladı. “O işten çık, okulun başlıyor, o iş seni kurtarmaz” gibi şeyler söylüyorlardı. Sanki para kazanmaya başlarsam okuldan uzaklaşırım diye düşünüyorlardı. Zaten işten çıkacaktım ama tavırları bana garip gelmişti.
12. sınıf
İşten çıktım ve okul başladı ama bir önceki seneden eser yoktu. Sınav yılıydı ve herkes tamamen buna odaklanmıştı. Birçok kişi okulu açığa almıştı. İlk 2 aydan sonra okulun bir anlamı kalmamış gibiydi. Ben de çoğunlukla gitmemeye başladım. Okul uzaktı ve eskisi gibi değildi. Evde de çoğunlukla yalnızdım. Sporu da bırakmıştım. Bu benim için bir çöküş sürecinin başlangıcıydı.
Aralık ayında spora tekrar başladım. Şubat ayında ara tatil vardı, üstüne deprem oldu ve tatil uzadı. Bu süreçte arkadaşlarımla olan bağlarım zayıfladı. Küslük yoktu ama artık arayıp sormuyorduk birbirimizi.
Ben ise PMO ve MD’nin içine iyice batmış durumdaydım. Zihinsel olarak iyi değildim. Okulun uzaklığını bahane ederek okulu açığa aldım.
6 Haziran 2023’e kadar bu bağımlılık döngüsünün içindeydim. Bu süreçteki tek iyi şey spor yapıyor olmamdı. Araştırmalar yapıyordum ama genel durumum kötüydü. O gün bir sinir krizi geçirip kulaklığımı kırmıştım.
Sonrasında yaz tatilinde spora daha çok ağırlık verdim. Salonu değiştirdim ve daha profesyonel düşünen bir hocayla çalışmaya başladım. Kilo verdim, çift antrenmanlar yapıyordum. Aynı zamanda lisedeki arkadaşlarımla tekrar görüşmeye başladım; özellikle 2 kız ve 2 erkekten oluşan bir grupla.
Üniversiteyi mezuna bırakmaya karar verdim çünkü sıralamam çok kötüydü. Bu dönemde de arkadaşlarımdan iltifatlar almaya devam ediyordum; özellikle fiziğimle ilgili.
Sporda daha profesyonel düşünmeye başlamıştım ama bir sağlık sorunu nedeniyle lisans alamadım. Bu beni çok kötü etkiledi. Yaklaşık 70 gün civarında ciddi bir kırılma yaşadım. Ama sonra başka bir doktora göründüm ve bir sorun olmadığını söyledi. Bu bana yeniden umut verdi ve tekrar aynı şevkle devam etmeye çalıştım.
Yine de bir şeyler tam olarak yolunda gitmiyordu; sanki bir döngünün içindeydim. Ama verdiğim emeğin karşılığı olarak yaklaşık 6 ay iyi bir hayat yaşadım. Maça çıktım, kaybettim ama benim için bu bile bir başarıydı. Ders vermeye başladım. Bunları yaptığımda henüz 18 yaşındaydım.
Mezun Senem
Maça çıkmam ve ders vermem gibi gelişmeler aslında 2023 Aralık ayında oldu. Ama bu süreçte ailemden manevi olarak hiç destek görmedim. Tam tersine, her aşamada köstek oldular. Kilo verirken sürekli “ye, ye” diye baskı yapıyorlardı. Maça hazırlanırken “seni döverler, vazgeç” diyorlardı. İşe girdiğimde ise “seni kullanıyorlar, üzerinden para kazanıyorlar” gibi şeyler söylüyorlardı. Yani beni beceriksiz, kendini kullandıran biri gibi görüyorlardı. Bunun nedenini bilmiyorum ama gerçekten öyle biri değilim.
2024 Mart ayında bir aile büyüğümüz geldi ve yaptığım işin iyi olmadığını söyleyip durdu. Zaten psikolojik olarak iyi değildim, bir de bağımlılıklarım vardı. Onun da etkisiyle dayanamadım ve işten istifa ettim. Bu benim hayatımdaki en büyük hatalardan biriydi. Çünkü haftada 4 gün çalışıyordum, saatlerim akşam 7 ile 11 arasındaydı ve maaşı da gayet iyiydi. Buna rağmen bıraktım ve o noktadan sonra ciddi bir düşüş başladı.
2023 yazında evde herkes çalışıyordu ve ev işlerini ben üstlenmiştim. Bu yüzden evdekiler iyice kendini salmıştı; her şeyi ben yapıyordum. Spor artık eskisi gibi zevk vermiyordu. Sınava çalışamıyordum, bağımlılıklarım devam ediyordu. Sınava girdim. Yazın bir maç daha yaptım ama sağlık sorununu bahane ederek çekildim; aslında öyle bir sorun yoktu.
Üniversite başladı ama ben hâlâ bağımlılıklarla mücadele ediyordum. Okula tam adapte olamadım. İlk dönem bir şekilde geçti.
2025 Ocak’tan itibaren
İkinci dönem neredeyse hiç okula gitmiyordum. Maça çıktım; ilk maçı kazandım ama ikinci maçta çok ağır bir şekilde kaybettim. Sonrasında okul takımına girmek istedim ama hoca bana karşı olumsuz davrandı ve takıma almadı. Bu da beni iyice okuldan soğuttu. Üstüne kulağım kırıldı, burnum kırıldı derken okul yaz tatiline girdi.
Bu süreçte bağımlılıklarım devam ediyordu. Bir ara 16 gün uzak durdum ve maça çıktım. Ardından kafa dinlemek için memlekete gittim; orada da yaklaşık 20 gün uzak kalabildim. Geri döndüm, okul başladı. Büyük umutlarla başlamıştım. İlk 2 hafta gerçekten çok iyiydi. Grup ödevi için birkaç kişiyle ekip kurdum, içinde kızlar da vardı. Okul takımına da alınmıştım. Ama bu iyi gidiş uzun sürmedi, tekrar bozdum.
Kasım ayında bir maça daha çıktım ama bağımlılıkların etkisiyle kazanabileceğim bir maçı kaybettim. Bu olay bende bir şeyleri kopardı. Sporu bırakma kararı aldım ve bıraktım.
2026
Sporu bıraktım ama bağımlılıklarla mücadelem devam ediyor. Ramazan ayında Kur’an mealini okudum. Yaklaşık 15 gün boyunca bağımlılıklardan uzak durabildim. Maneviyatımı güçlendirmeye çalışıyorum, namazlarımı kılmaya gayret ediyorum.
Eski arkadaşlarımdan aktif olarak sadece 1 kişiyle konuşuyorum; o da genelde telefonda. Ortaokul grubumuz dağıldı ama Y ve Z ile ara ara buluşuyoruz. Y eskiden beni sürekli küçümserdi, her konuda aşağılamaya çalışırdı. Şimdi ise yaptıklarıma ve fiziksel görünüşüme bakarak bana karşı bir özenme hali var gibi; konuşmalarından hafif bir kıskançlık hissediyorum. Bu yüzden ona karşı mesafeliyim. Z ise benim için en iyi arkadaşım diyebilirim. İlk zamanlar çok samimi değildik ama yıllar geçtikçe en yakın biz olduk.
Daha önce bahsettiğim 2 kız ve 2 erkekten oluşan arkadaş grubumuz da dağıldı. Benimle alakalı değildi; aralarında sorunlar oldu, küslükler yaşandı ve zamanla tamamen koptu.
Şu an yeni bir arkadaşım yok, aktif bir sosyal ortamım da yok. Ailemle aram çok kötü değil ama iyi de değil; arada bir mesafe var.
Ailem çalışmamı bekliyor, ben de istiyorum. Part-time bir iş bulmak istiyorum ama piyasa çok kötü ve hiçbir yerde iş bulamıyorum. Bu yüzden genelde evdeyim.
Hayatım bu şekilde inişli çıkışlı geçti ve hâlâ mücadele ediyorum. Bunları anlatmak istedim. Çok uzun oldu, okunur mu bilmiyorum ama yazmak beni rahatlattı. Okuyan ve zaman ayıran herkese teşekkür ederim.