Relapse -4.gün
Dostlar feci bir şekilde relapse oldum. Bu meretle ilgili o kadar çok nöral bağlantım var ki. Çok alakasız şeyler birden çağrıştırabiliyor. Sanki bilim-kurgu/sihir-kurgu filmlerdeki gibi. Adeta bir şey kulağıma bir şeyler fısıldıyor ve ben kısa bir sürede değişim geçiriyorum. Sanki farklı bir yaratığa dönüşüyorum.
Buraya bunları anlatmaya gelmedim. Ama bu tespiti de aktarmak istedim.
Bugün size içimi dökmeye geldim. Eğer olur da biraz oturup dinlerseniz beni mutlu edersiniz. Siz, sevgili aynı dertten muzdarip adını bile bilmediğim ama başarıya ulaşmasını istediğim dostlarım, yoldaşlarım, dertdaşlarım.
Hayatımda her şey farklı olabilirdi. Her şey. Hayrlısı buymuş. Ama bazen düşünmeden edemiyorum. Ben bu pmo canavarıyla kendim tanışmadım. Tek isteğim küçükken bir gün dükkandaki bir müşterinin bilgisayarında görüdüğüm windows vista temasını indirmekti. Windows XP olan bilgisayarım Vista gibi gözükecekti. Çok hoşuma gitmişti. 10-11 yaşındaydım. Bir akşam o temayı bulmak için araştırırken girdiğim site pop-up ek bir pencere açtı. Bum. O görüntüler. Ne olduğunu bile bilmiyordum ama çavuş hazır ola geçmişti. Ben her şeyden habersiz bir çocuktum. Annemin babamın bana verdiği terbiye gereği şoku ilk atlattığım an sayfayı kapattım. Zaten sonra da temayı aramaya devam ettim. Böyle bir görüntüye maruz kalmamalıydım. Birkaç hafta boyunca aklımdan çıkmadı. Merak ediyordum. Ne bulacağımı bilmesem dahi merak ediyordum. Tekrar aynı şekilde google'a windows vista temasını ararken yazdığım şeyi yazdım ve 3-4.sayfada bulduğum o siteye tekrar girdim ve pencere tekrar karşıma çıktı. Bundan sonra sadece bazı kesik anılarım var. Ve bazı kilometre taşları.
Geçmişi suçlamak kolay. Olan oldu. Daha fazlası da oldu. Kelimenin tam anlamıyla gerçekleştirilememiş bir potansiyelim. Ama inanın işin potansiyel kısmı ile ilgilenmiyorum. Geceleri kafamı yastığa koyduğumda rahat etmek istiyorum sadece. Gerekeni yapmamanın, yanlışlara yönelmenin vicdan azabını hissetmesem yeter. Biliyorum biraz da mükemmelliyetçiyim ama yine de neredeyse her 2 geceden birisini "daha iyisini yapabilirdim" diye düşünerek uyuyorum. Evet biliyorum her zaman daha iyisini yapabilirim. Ama bu farklı. Sürekli relapse'lar. Süreçta o ana kadar kazanılmış alışkanlıkların kaybı. Yeniden başlayış. İşin açıkcası yılmıyorum. Tekrar deniyorum. Ama bunu tamamen pes etmediğim yapıyorum diyemem. Bazen sadece zaman geçtiği için bir sürecin içine girmiş oluyorum. Ama çoğunlukla denediğim için yapıyorum ve bu güzel.
Çok mızmızlanmak da istemiyorum. Son bir konu var bahsetmek istediğim.
Ben birisini canımdan, nefes almaktan çok sevmiştim. Annemi babamı da çok seviyorum. Birkaç akrabamı da öyle. Ama o kızı da çok sevmiştim. Ona olan sevgimin de çok büyük etkisi ile bir defasında bu illeti yenmiştim. Ta ki tekrar yenilene kadar. Hayatımdaki son galibiyetim böyledi. 100 günü geçtiğim 2-3 seferim oldu. Sonuncusu buydu.
Hayatımda hep özgüvenli birisi oldum diyemem. Aksine öz güvenim biraz düşüktü. Çok fazla değil ama kesinlikle düşüktü. Bu sevdiğim kız meselesinde çok zorlu engelleri aştım. Süreç boyunca dağları delmemiş olmamın tek sebebi herhangi bir dağın karşıma çıkmamış olmasıydı. Eğer çıksaydı eminim onu da delerdim. Çevremdeki herkes, kızın kendisi ve hatta ailesi de böyle düşünüyordu. Ben de kendime inanamadım doğrusu. Ben süreçlerde gücümü, mücadele seviyemi artırmış olsam bile genele baktığımızda pes eden bir insandım. Ama onun için kendimi bile yenmeyi nasib etti Rabbim.
Hikayeyi çok uzatmayayım bazı kısımları hızlandıracağım.
Ben engelleri de aştım. Kızın gönlünü de kazandım. Ailesinin rızasını da bir şekilde bir miktar kazandım. Evlilik yoluna girme sürecini başlatacak kadar. Ya da ben öyle sanıyordum. Kız beni hem seviyordu hem sevmiyordu. İşler çok karışıktı. Olay bittikten 1 yıl sonra ancak durumu tam anlayabildim. Kız benim özelliklerimi, ona olan ilgimi seviyordu. Benimle alakalı her şeyi seviyordu belki, ben onu heyecanlanıyordum. Ama sevmediği tek bir şey vardı o da bendim. Garip bir durumdu. İşler karışıklaştı. Ayrıldık. İkimizin de yaşı küçüktü. Bazı şeyleri nasıl yapacağımızı bilmiyorduk. O, içinde bulunduğu durumdayken bu ilişkinin ilerlemesine izin vermemesi gerektiğini bilmiyordu. Ben ise bu durumda ilerlemeyi bırakmam gerektiğini. O, bitirmeyi de başaramadı. Çok da kararsızdı. Beni kaybetmek istemiyordu ama bu şekilde de evlenemezdik. Netlik lazımdı. Ayrılık için altyapıyı farklı birkaç sebep ile sağladı ama ayrılmadı. Benim aklımı da kararsızlaştırdı. Ayrılma altyapısını oluşturmak için kullandığı bazı sebepler o an masum gelse de çok acımasızdı. Günler geldi geçti biz ayrıldık. Olayın üzerinden 1 seneyi aşkın süre geçti. Ben daha yeni fark edebildim içimdeki o en derinlerdeki yarayı. Öz güvenimdeki yarayı. Biraz yukarılarda söylediğim gibi, özgüveni yüksek birisi olmadım hiçbir zaman. Ama bu olay çok fazla etkiledi beni. Bunu sesli söylemesem de, tam kabul etmesem de içten içe, çok derinlerde artık kendimi 'yetersiz' gördüğümü fark ettim. Yara çok derinlerde. Bunun nasıl iyileşeceğini bilmiyorum demeyeceğim. Bilmiyorum orası kesin. Ama durum üzerinde bir ilgi göstermiyorum. Biliyorum ben karşıma çıkan en ufak en önemsiz işten en büyük işlere kadar gereken özeni gösterirsem, doğru olduğunu bildiğim şeyleri yaparsam zamanlar bir şeyler düzelecek. Bu yüzden çok dert etmiyorum. Oldu bir şeyler işte.
Bu olay bittikten sonra, 6 ay sonra bir kızla tanıştım. Bir aile dostumuzun tavsiyesi ile. Muhafazakar camiada işler biraz böyle yürür. İki kişi masaya oturduğunda niye oturduğunu bilir.
Bu arada söylemek istiyorum ki o zamanlar ben iyileştim sanıyordum. %100 olmasa bile %80'i geçtim ve artık bu oranların, olayın üzerinde durmaya gerek yok sanıyordum. Çok çok sonra anladım ki evet bu söylediklerim genel olarak doğru ama insanın bir çözümleme yapması lazım. Ben o çözümlemeyi hiç yapmamıştım. Her neyse. Bu sonraki kıza geri dönelim. Çekici birisi değildi. Ya da ben kendime öyle söyleyip durdum. Ama çok iyi birisiydi. Benim düşmüş, yerdeki halime bile tamamdı. Ben onun için 'ben'dim. Aşırılıklardan uzak bir şekilde sevdi beni. Adım adım, yavaş yavaş büyüdü ilişki. Sağlıklıydı. Ama ortada bir sorun vardı: Ben en başta kızı beğenmemiştim. O gün ne oldu bilmiyorum, kızı çirkin bulmuştum. Yemin bile edebilirdim kızın çirkin olduğuna dair. Bir gülüşü vardı ki günüm kararmıştı. Çok acımasız söylemler olduğunu biliyorum ama inanın abartmıyorum o ilk görüşmemizde böyle düşünmüştüm. Bu nokta hariç kız mükemmeldi. Kusursuzdu. İyi bir anne, iyi bir eş, iyi bir gelin, iyi bir arkadaş. Her şeyin iyisiydi. Sosyokültürel olarak çok uyumluyduk. Hayata neredeyse aynı açılardan bakıyorduk ve hayattan beklentilerimiz aynıydı. Müthiş uyumluyduk. Ona güvenebiliyordum. Başımdan geçenlere rağmen ona güvenebiliyordum. Anlayışlı birisiydi. Günümüz kızları gibi antin kuntin şeylerin peşinden koşmuyordu. Kendisi olarak mutluydu. Benim aksime hayattan keyif alabilen birisiydi. Çok dengeli ve sağlıklı bir ailede yetişmişti. İyi sayılan her özelliğe sahipti. Bu durum beni çok çelişkide bırakıyordu. Ona da haksızlık etmek istemiyordum. Hatta bu sebeple 5.görüşmemiz sonrası ayrılmayı bile denedim. Ama doğru sözleri söyleyemedim tam. O da yine o konuşmada çok güzel davranınca bir şey diyemedim, konuşmanın geri kalanını yuttum.
Sonra birkez daha denedim ayrılmayı. Biliyordum bu kız mükemmel ama ben beğenemiyordum bir türlü. Muhtemelen pmo'nun bunda etkisi büyüktür. Ama tek başına o mu suçlu ya da illa bir suçlu olmalı mı bilmiyorum. Devam edelim. İlişki bir şekilde ilerliyordu. Ben kızın ahlakına her geçen gün hayran oluyordum. Ama insan o beğenme hissini arıyor abi. Ben de biraz fazla takıldım belki buna. Kız günler geçtikçe çirkinden normale döndü gözümde. Artık nötr olarak bakıyordum ona. Beğenme anlamında. Ama en baştaki o çok kötü etkiyi bir türlü atlatamadım. Gözümde her şey daha iyiye gittiği halde sanırım biraz takılı kaldım. İşler böyle ilerledi. Kız artık nötrden biraz güzele doğru evrildi. Bu süre zarfında büyüklerime de danıştım. Hatta bir uzmana bile gittim. En başta biraz acıyordum kıza. Sevgimin katıklarından birisi de acıma duygusuydu. Ama bir şekilde sevmiştim O'nu. Nasıl olduysa oldu. Bağlanmıştım biraz. Çok değil, gerçekten sadece biraz.
Günler böyle geçti. Çok ama çok ters bir zamanda ayrıldım. 2 gün sonra ailelerimiz tanışacaktı. Onların memleketine gidecektik. Kız şehirler arası otobüse binmeye giderken terminal yolundayken aradım ve ayrıldım. Çünkü artık kendimi çıkmaza sokmuştum. Artık ne yaparsam hem doğru hem yanlıştı. Kimseden de yardım alamıyordum. Kimse vermediği için değil ben verileni almayı istesem, denesem bile bana yardımı olmuyordu. Zihnim bir çamaşır makinasına dönmüştü. Sürekli dönüyordu.
Beceremedim. Beni gerçekten seven, bana güvenen, kalbini açan bir insanı terk ettim. Önce beni, gerçek beni sevmeyen bir kızın peşinden koşarak uğraşarak kalbimi kırdım. Sonrasında beni ben olduğum için seven bir insanı kendime benzettim, kalbini paramparça ettim. Benim için en iyi şeylerden birisi O idi hayatta. Ama bir şekilde batırmayı becerdim. Artık kalbim de aklım da çok karışık. Kız toplardı. Ama ben kötüye gittim. Size bunları anlattım çünkü her gün kafamda bu düşünceler var. "Hata mı ettim?", "Severdim", "Zaten seviyordum", "Etkilenme, kimya bunlar geçici.", "Önemli olan karakter ve ahlak"....
Bu düşünceler böyle gidiyor. İçimde ilişkinin içindeyken olduğundan farklı bir sevgi var. Belki de bir kısmı sanal, ben oluşturdum. Geçmişi ve O'nun ne kadar iyi olduğunu düşünerek oluşturduğum bir şey olabilir. Arada resimlerine bakıyorum. Kötü bir şey görmüyorum. Eskiden baktığımda "ben bununla mı evleneceğim" diye düşünüyordum. Hatta bazen üzülüyordum. Çok kötü, kalpsiz ve acımasız söylemler olduğunu biliyorum. İçimden diyordum bunları. Ama diyordum. O günlerden bu günlere. Belki de kızı ilk gün bugün gördüğüm gibi görebilseydim her şey farklı olurdu. Ben algımı kirlettiğim için de onu biraz öyle gördüm. Kendimden nefret etmiyorum ama etmeye uzak da değilim. Nefret pek benlik bir duygu değil. Bu saatten sonra geri dönmeye kalksam da o kabul etmez zaten. Dönsem ne olur ondan da emin değilim. Onu kesinlikle seviyorum. Mutlaka ama mutlaka biraz seviyorum. Şeksiz şüphesiz. Temiz, minimal bir sevgi. Ekonomik. Ama seviyorum. Bazen O'na karşı olan duygularımı ilk kıza karşı olanlarla kıyaslıyordum. Hatalı bir şey ama biraz pay biçmek için yapardım. İlk kız için dünyaları verirdim. Biraz fazla delice bir sevgiydi. Sevgi değil aşktı. 2.kıza hiç aşık olmadım ama sevdim. Enteresan bir şeydi. Kız temiz ve iyiydi. Saf değildi, iyiliği seçmiş akıllı birisiydi. Ben onu kaybettim. İttim.
Daha ilerlersem bu hale geleceğimi biliyordum. Ondan etkileneceğimi ama beğenme konusundaki eksikliği gidermemiş olmanın yarımlığı.
Ben gerçekten aşırı güzel birisini aramıyorum, sadece ilk başlarda gittikçe azalsa da onu çirkin buluyordum. Bir şeyler oldu. Geçmişten de sıyrılamadım.
Çok uzun anlattım. Aslında çok fazlası var, çok detayı atladım. Önemli değil. Sadece içimi dökmek istedim. İnsan derdini sağda solda anlatınca hem kendisi hem de derdi ucuzluyor. Dert demeyelim buna bu dert değil ama adını koyamadım. Her neyse. Size dökeyim dedim içimi.
Süreç bir şekilde yoluna konur herhalde. Kendinize iyi bakın. Ben buralardayım. Hoşçakalın.