14.00’te arkadaşımla buluştum. Yemek yedik, kahve içtik, biraz AVM’de mağazaları gezdik, sahilde yürüdük. Sohbet, muhabbet ve dertleşme gerçekten iyi geldi. Şu an kendimi daha iyi hissediyorum, rahatladığımı fark ediyorum.
Biraz planlarımdan bahsedeyim. Haziran ayına kadar kilo almayı ve spor yapmayı düşünüyorum. Evdeki ağırlıklarla çalışacağım, ayrıca haftada 3-4 gün yüzmeye gideceğim (her gün değil).
Bunun yanında mental olarak da kendimi toparlamayı hedefliyorum. O tarihe kadar ne istediğimi, nasıl bir hayat istediğimi ve hayata bakış açımı sorgulayacağım. Çünkü şunu fark ettim: İnsan bir koşuşturmanın içine girince, yaptığı şeyleri gerçekten sevdiği için mi yapıyor yoksa sadece alışkanlık olduğu için mi yapıyor, bunu ayırt edemiyor.
Bazı insanlar bunu 30’lu yaşlarında fark etmeye başlıyor. Çünkü o zaman hayat biraz daha sakinleşiyor ve insan kendini dinlemeyi öğreniyor. Bazıları ise bunu hiç fark edemiyor ve geriye dönüp baktığında aslında kendi istediği hayatı değil, başkalarının yönlendirdiği bir hayatı yaşadığını anlıyor. Herkes ne yapıyorsa onu yapıyor ve bir bakmış popüler kültürün içinde kaybolmuş.
Bu yüzden haziran ayına kadar kendimi biraz daha dinleyeceğim. Hayattan ne istiyorum, nasıl yaşamak istiyorum gibi sorulara cevap arayacağım ve daha sakin bir şekilde ilerleyeceğim.
Haziran ayıyla birlikte ise vitesi artırma zamanı olacak. Vücudumu daha iyi bir hale getireceğim ve üzerine koymaya devam edeceğim. Aynı zamanda akademik olarak da kendimi geliştirmek için kurslar, stajlar ve sertifika programları araştıracağım
Tabii hayat her zaman bu kadar planlı ve sistemli ilerlemiyor. Bunlar benim planlarım; o zaman geldiğinde ne olur, tam olarak bilemem. Ama elimden gelen çabayı göstereceğim. Bir söz var: “Sen plan yaparken kader gülümser.” Ama bu söze bakıp her şeyi boşlamak da doğru değil. Benim bir planım var ve umarım bu doğrultuda ilerlerim.